2008 ekonomik krizi: Ekonomik krizin nedenleri ve sonuçları

Anasayfa/Ekonomi/2008 ekonomik krizi: Ekonomik krizin nedenleri ve sonuçları

2008 ekonomik krizi: Ekonomik krizin nedenleri ve sonuçları

2008 Ekonomik Krizi, dünyanın son yüzyılda yaşadığı en büyük global ekonomik krizlerdendir. 2008 yılında Amerika Birleşik Devletlerindeki konut piyasasında büyük bir çöküş yaşanmıştır.

2008’de ekonomi piyasasında ne oldu?

Aslında ABD’deki konut fiyatları “mortgage” etkisiyle 2000’li yıllar boyunca tahminlerin üstünde artmış, bankalar düşük gelirli ailelere konut satın almaları için kolayca kredi vermişlerdir. Zamanla kredi akitlerini birleştirilmiş, tahvil şeklinde borsalarda alınıp satılmaya başlanmıştır. Tahvillerin bir kısmı da yatırım bankalarının elinde bulunmaktaydı. Konut fiyatlarının beklenmedik oranda düşmesiyle, “mortgage” piyasası çökmüş, düşük gelirli aileler borç aldıkları kredileri geri ödeyememiş ve bankalar konutlara el koymuştur.

21’nci yüzyılda dünya gerçekleri

21’nci yüzyılda dünya   ülkelerinin ekonomileri ulaşım, iletişim ve ticaretin  hız kazanması   sebebiyle  birbirlerine etkiler hale gelmiştir. Bir ülkenin ekonomisinde  meydana gelen ekonomik kriz,  24 saat içinde başka bir ülkede ulusal borsanın  çökmesi gibi daha büyük ekonomik krizlerin yaşanmasına neden olmaktadır.  Alınan önlemlerle atlatılsalar bile, ekonomik krizler meydana geldiği ülke  veya ülkelerin ekonomilerinin sağlamlığına göre, geride az veya çok hasar   bırakmaktadır. 2008 krizi de bunlardan biridir.

2006’dan itibaren giderek  artan bir şekilde ABD’de ekonominin temel dinamiklerinden olan mortage şirketlerinin (yüksek faizli ve riskli kredi veren şirketler) aslında zaten   yetersiz geliri olan müşterilerine verdikleri kredileri tahsil edememesiyle  son büyük ekonomik kriz ve finansal kriz patlak verdi . Mortgage temelli   ekonomik kriz, adeta ekonomik bir hastalık olarak hızla dünyaya yayıldı. Bazı   ekonomistlere göre bu ekonomik krizle kapitalist ülkelerde uygulanan Adam  Smith (1723 – 1790)’in   serbest piyasa ekonomisi teorisi çöktü.

Son yüz yılda dünyada meydana gelen global etkili ekonomik krizler şunlardır:

  • 1929-1932 Büyük Ekonomik Buhran: 21-29 Ekim 1929 tarihinde ortaya çıktı. Nedenleri, makineleşmenin etkisiyle aşırı üretim ve buna karşılık yetersiz talepten kaynaklanan ABD bankalarındaki likidite sıkışıklığıdır. Bunalım dünyada 50 milyon insanın işsiz kalmasına, dünyadaki toplam üretimin %42,  dünya ticaretinin ise %65 oranında azalmasına neden olmuştur.
  • 1973 Petrol Krizi: 15 Ekim 1973 tarihinde Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Birliği (OPEC)nin Yom Kippur Savaşında ABD’nin İsrail Ordusuna destek vermesini gerekçe göstererek ilan ettiği petrol ambargosudur. Ambargo ile ABD ve İsrail’den yana tavır sergileyen ülkelere petrol ihraç edilmemeye başlanmıştır. Ambargo nedeniyle petrol fiyatları kısa sürede büyük artış göstermiş, dünya borsalarında büyük çöküş yaşanmıştır.
  • 1997 Doğu Asya Mali Krizi: Doğu Asya Mali Krizi Temmuz 1997’de Tayland’da başlamıştır. Krizin etkisi ile Endonezya, Güney Kore ve Tayland’ın ulusal para birimleri dolar karşısında büyük değer yitirmiş; borsalarında düşüşler yaşanmıştır. Ekonomik krizin  artçı şokları  Hong Kong, Malezya, Laos ve Filipinler’de de hissedilmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan, Singapur ve Vietnam ise ekonomik krizden kısmen etkilenmişlerdir. Japonya bu ekonomik krizden fazla etkilenmemiştir. Doğu Asya ekonomik krizinin etkileri Brezilya ve Rusya başta olmak üzere, dünyanın diğer ülkelerinde de hissedildi.

2008’den beri devam eden ekonomik krizler

Yukarıda sıralanan global etkili ekonomik krizlerden hiç biri 2008’den beri devam eden son ekonomik kriz kadar ağır ve hasar verici olmamıştır.

2000-2008 döneminde ekonomisi hızla gelişen, dünyanın en kalabalık ülkeleri Çin ve Hindistan’dan kaynaklanan talebin etkisiyle başta petrol olmak üzere bütün emtia ve tarım ürünleri fiyatlarında büyük bir yükseliş gözlenmiştir. Bunun sonucu olarak 2008 yılında gıda fiyatları tarihin en yüksek düzeylerine ulaşmıştır. Altın ve petrol gibi değerli maddeler de tarihinin en yüksek değerini kazanırken ABD dolarının değeri hemen hemen bütün diğer para birimleri karşısında önemli ölçüde düşmüştür.

Mortgage, konut satın almada müşterilere faiz karşılığı kredi vermektir. Ödünç verenle (mortgagee) ödünç alan (mortgator) arasında yapılan ve gayrimenkulün teminat olarak kullanıldığı finansal bir antlaşmadır. Borç veren, kredi borcu ödenmediğinde ipotekli mülkü kendi mülkiyetine geçirebilir. Çoğunlukla 30 veya 15 yıl vadeyle uygulanır.

Ekonomik krizin etkisi ile portföyünde çok miktarda konut ağırlıklı kredi müşterisi bulunan global yatırım bankalarından New York merkezli “The Bear Stearns Companies, Inc.” Mart 2008’de iflas etti.  ABD hükümeti bu bankayı ABD’nin en önde gelen yatırım bankalarından olan “JPMorgan Chase & Co.”e sattı. Bu iflası 15 Eylül 2008’de “Lehman Brothers Inc.” adlı bankanın iflası izledi. İflas ettiğinde bu bankanın 613 milyar dolar borcu vardı. Bu iflas ABD tarihinin en büyük iflası olarak nitelendi. Merrill Lynch adlı yatırım bankası da 14 Eylül 2008 tarihinde Bank of America tarafından satın alındı. Bu iflasları diğer banka ve sigorta şirketlerinin iflasları da takip etti. Ekonomik krizi durdurmak için Eylül 2008 sonlarında ABD Kongresi 700 milyar dolarlık bir kurtarma paketini onayladı. Bu parayla kilitlenen kredi musluklarının açılması, bankaların iflastan kurtarılması ve ekonominin yeniden canlandırılması hedeflendi.

2008 ekonomik krizinin artçı etkileri

ABD’deki ekonomik kriz kısa zamanda Avrupa’ya da sıçradı. İlk etkisini İzlanda’da gösterdi İzlanda’nın 3 büyük bankası iflas etti. İzlanda Kronası Euro karşısında % 40 değer kaybetti. İzlanda’daki enflasyon oranı kısa zamanda % 15’e ulaştı.

İngiltere’deki emlak piyasası da aynen ABD gibi büyük bir düşüşe geçti.

Ekonomik krizin etkisi Euro kullanan ülkelerden Yunanistan’da da ağırlıklı olarak hissedildi.

Portekiz ve İspanya ekonomileri de ekonomik krizden derin şekilde etkilendi.

2008 krizinin en önemli nedenlerinden birisi konut pazarındaki istikrarsızlıktır: Yatırım bankaları, düşük gelirli ailelerin bankalardan aldıkları kredileri geri ödeyememesi yüzünden, taşınmaz mallara haciz koydurmuştur. Ancak, haciz edilen taşınmazların miktarı hızla artmıştır. Bankalar ellerinde kalan ipotekli taşınmaz malları satamamış, nakit paraya dönüştürememiştir. Bu da bankaların kredi verme güçlerini zayıflatmış, ekonominin para kaynağı kurumuş, piyasada likidite sıkıntısı başlamıştır. Ekonomik kriz günlerinde ABD ekonomisi durma noktasına gelmiştir.

2008 öncesinde ABD halkı ucuz krediye alışmıştı. Tasarruf nedir bilmiyordu. Bankalardan aldığı ucuz krediyle yine eskisi gibi yaşamak, alım yapmak istiyordu.

Halktan gelen ve giderek artan para talebi, petrol fiyatları üzerindeki spekülasyonlar, her geçen gün yükselen işsizlik oranı ABD’de enflasyonu artırmış, ekonomi piyasası pahalanmıştır.

“Likidite sıkışıklığı” meselesi

2008 yılında meydana gelen ekonomik kriz “likidite sıkışıklığı” gibi 1929 mali krizine benzese de bazı yapısal farklılıkları da yok değildir. Bu farklılıklar ülkelerin ekonomik krize gösterdiği tepkilerin niteliğinden kaynaklanmaktadır. 1929 mali krizinde Amerika hükümeti “müdahele etmeyin bırakın” tutumunu benimsemiş ve bunun sonucu olarak 1930’da yaşanan buhranın atlatılması uzun sürmüştür. 2006’dan itibaren hissedilmiş olsa da, ağırlıklı olarak 2008 yılında ABD’de meydana gelen “mortgage” krizi ile başlayan ve kısa sürede bütün dünyayı etkisi altına alan mali krizde ise tam tersi uygulamalar görülmüştür. Amerika dahil, ekonomik krizden etkilenen tüm ülkeler mali sisteme likidite sağlamış, faizleri aşağı çekmiş, bankalardaki mevduatlara kamu garantisi vermiş ve bankaları kamulaştırarak krizin atlatılmasına gayret sarf etmişlerdir.

A.B.D, Arjantin, Brezilya, Kanada, Meksika, Avusturya, Belçika, Danimarka, Estonya, Fransa,  Almanya, Yunanistan, Macaristan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Hollanda, Norveç, Portekiz, Rusya, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Avustralya, Çin, Tayvan, Japonya, Yeni Zelanda, Güney Kore, Arap ülkeleri, Hindistan ve Türkiye gibi bir çok ülke 2008 krizinden az ya da çok etkilenmiştir. Dünya ticaretinde belirleyici rolü olmayan ülkemizde ise, hükümetin aldığı erken tedbirler ve milletimizin bu tür ekonomik krizlere karşı bağışıklık kazanmasından dolayı 2008 ekonomik krizi diğer ülkelere nazaran daha hafif atlatılmıştır. Başbakanın deyişiyle “ekonomik kriz ülkemize teğet geçmiştir.” Ancak yine de ekonomik kriz sürecinde ülkemizde cari açık, dış borçlanma, dış borçlanmadaki özel sektör oranı, işsizlik, yabancı yatırım oranları artış göstermiştir.

2008 ekonomik krizi ve ABD ekonomisi

Bunun en temel nedeni “aç gözlülük”tür. Amerikan ekonomisi kredi üzerine inşa edilmiştir. Kredi akıllıca kullanıldığında harika bir araçtır. Örneğin, kredi yeni bir iş kurmak için kullanılabilir. Bu, hem devletin vergi gelirini artırır, hem de işsiz insanlara iş bulma imkanı sağlar. Kredi, ev ya da araba gibi pahalı ürünleri satın almak için de kullanılabilir. Fakat son on yılda, kredi ABD’de sınırsız kullanıldı ve en sonunda da kontrol edilemez hale geldi. Bir ev satın alan, daha borcunu bitirmeden başka bir ev satın almak yoluna gitti. Çoğu kimse kısa süre içerisinde izah edilemez bir şeklide zenginleşti. Konut piyasasında düşüş, ABD ekonomisinde zincirleme reaksiyona neden oldu. Bireyler ve yatırım firmaları hızlı bir kar ve zenginleşme için ev hisseleri alıp satamaz oldular. Bankaların kasalarında para yerine ipotekli emlak kağıtları birikti. Konut fazlalığı nedeni ile inşaat yapımı durdu. Binlerce inşaat işçisi işsiz kaldı. Konut fiyatlarının düşmesi piyasada depresyona yol açtı.

Bir kısım ekonomistin değerlendirmesine göre 2008 krizi yapısal olarak finansal bir krizdir. Bu yüzden yapılan müdahaleler daha çok finans sektörünü ve bu sektöre bağlı diğer sektörleri düzeltmeye yönelik olmuştur. Yani teşhise göre tedavi uygulanmıştır.

Karşıt görüşlü bazı ekonomistlere göre ise 2008 ekonomik krizi finansal bir kriz değildir. Son yüz yıla damgasını vuran ve ABD’yi süper güç yapan kapitalist ekonomik sistemin çöktüğünün işaretidir. Bu gerçeği görmenin ve tartışmanın zamanıdır. 2008 krizi esnasında bütün müdahalelerin finansal sistemi düzeltmeye yönelik olması bu gerçeği değiştirmeyecektir. Alınan önlemler -krizin nedeni doğru tespit edilemediği için- uzun vadeli olmayacaktır. Hatta finansal sisteme yapılan müdahaleler, daha sonra gerçekleşecek olan ekonomik krizlere zemin hazırlamıştır.

2008 ekonomik krizinin artçı sarsıntıları halen devam etmektedir. Kurtarma planları işe yaramamakta, Yunanistan ve İzlanda örneklerinde olduğu gibi, “kurtarma planlarını kurtarma” planları yapılmaktadır.

2008 krizinin başka ekonomik krizleri veya siyasi krizleri tetikleyip tetiklemeyeceğini zaman gösterecektir.

Kaynaklar:

¹ Economist

Ahmet AKIN

 

Editörün Önerisi >>  Sosyal Kapitalizm Nedir? Dünyada hangi ülkelerde uygulanmaktadır?

Yazan | 2017-05-17T23:15:54+00:00 Mayıs 16th, 2017|Ekonomi|0 Yorum

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi:
/* Omit closing PHP tag to avoid "Headers already sent" issues. */