//2008 ekonomik krizi: Ekonomik krizin nedenleri ve sonuçları

2008 ekonomik krizi: Ekonomik krizin nedenleri ve sonuçları

2008 ekonomik krizi ve artçı etkileri

ABD’deki 2008 ekonomik krizi kısa zamanda Avrupa’ya da sıçradı. İlk etkisini İzlanda’da gösterdi İzlanda’nın 3 büyük bankası iflas etti. İzlanda Kronası Euro karşısında % 40 değer kaybetti. İzlanda’daki enflasyon oranı kısa zamanda % 15’e ulaştı.

İngiltere’deki emlak piyasası da aynen ABD gibi büyük bir düşüşe geçti.

2008 ekonomik krizi etkisini Euro kullanan ülkelerden olan Yunanistan’da da gösterdi.

Portekiz ve İspanya ekonomileri de 2008 ekonomik krizi artçı şoklarından derin şekilde etkilendi.

2008 ekonomik krizi için en önemli nedenlerinden birisi konut pazarındaki istikrarsızlıktır: Yatırım bankaları, düşük gelirli ailelerin bankalardan aldıkları kredileri geri ödeyememesi yüzünden, taşınmaz mallara haciz koydurmuştur. Ancak, haciz edilen taşınmazların miktarı hızla artmıştır. Bankalar ellerinde kalan ipotekli taşınmaz malları satamamış, nakit paraya dönüştürememiştir. Bu da bankaların kredi verme güçlerini zayıflatmış, ekonominin para kaynağı kurumuş, piyasada likidite sıkıntısı başlamıştır. Ekonomik kriz günlerinde ABD ekonomisi durma noktasına gelmiştir.

2008 öncesinde ABD halkı ucuz krediye alışmıştı. Tasarruf nedir bilmiyordu. Bankalardan aldığı ucuz krediyle yine eskisi gibi yaşamak, alım yapmak istiyordu.

Halktan gelen ve giderek artan para talebi, petrol fiyatları üzerindeki spekülasyonlar, her geçen gün yükselen işsizlik oranı ABD’de enflasyonu artırmış, ekonomi piyasası pahalanmıştır.

2008 ekonomik krizi ve likidite sıkışıklığı meselesi

2008 yılında meydana gelen ekonomik kriz “likidite sıkışıklığı” gibi 1929 mali krizine benzese de bazı yapısal farklılıkları da yok değildir. Bu farklılıklar ülkelerin ekonomik krize gösterdiği tepkilerin niteliğinden kaynaklanmaktadır. 1929 mali krizinde Amerika hükümeti “müdahele etmeyin bırakın” tutumunu benimsemiş ve bunun sonucu olarak 1930’da yaşanan buhranın atlatılması uzun sürmüştür. 2006’dan itibaren hissedilmiş olsa da, ağırlıklı olarak 2008 yılında ABD’de meydana gelen “mortgage” krizi ile başlayan ve kısa sürede bütün dünyayı etkisi altına alan mali krizde ise tam tersi uygulamalar görülmüştür. Amerika dahil, ekonomik krizden etkilenen tüm ülkeler mali sisteme likidite sağlamış, faizleri aşağı çekmiş, bankalardaki mevduatlara kamu garantisi vermiş ve bankaları kamulaştırarak krizin atlatılmasına gayret sarf etmişlerdir.

A.B.D, Arjantin, Brezilya, Kanada, Meksika, Avusturya, Belçika, Danimarka, Estonya, Fransa,  Almanya, Yunanistan, Macaristan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Hollanda, Norveç, Portekiz, Rusya, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, Avustralya, Çin, Tayvan, Japonya, Yeni Zelanda, Güney Kore, Arap ülkeleri, Hindistan ve Türkiye gibi bir çok ülke 2008 krizinden az ya da çok etkilenmiştir. Dünya ticaretinde belirleyici rolü olmayan ülkemizde ise, hükümetin aldığı erken tedbirler ve milletimizin bu tür ekonomik krizlere karşı bağışıklık kazanmasından dolayı 2008 ekonomik krizi diğer ülkelere nazaran daha hafif atlatılmıştır. Başbakanın deyişiyle “ekonomik kriz ülkemize teğet geçmiştir.” Ancak yine de ekonomik kriz sürecinde ülkemizde cari açık, dış borçlanma, dış borçlanmadaki özel sektör oranı, işsizlik, yabancı yatırım oranları artış göstermiştir.

TREND ANALİZ:  Yönetim ve liderlik: Yönetim ve Liderlik Arasındaki Farklar Nelerdir?

2008 ekonomik krizi ve ABD ekonomisi

Bunun en temel nedeni “aç gözlülük”tür. Amerikan ekonomisi kredi üzerine inşa edilmiştir. Kredi akıllıca kullanıldığında harika bir araçtır. Örneğin, kredi yeni bir iş kurmak için kullanılabilir. Bu, hem devletin vergi gelirini artırır, hem de işsiz insanlara iş bulma imkanı sağlar. Kredi, ev ya da araba gibi pahalı ürünleri satın almak için de kullanılabilir. Fakat son on yılda, kredi ABD’de sınırsız kullanıldı ve en sonunda da kontrol edilemez hale geldi. Bir ev satın alan, daha borcunu bitirmeden başka bir ev satın almak yoluna gitti. Çoğu kimse kısa süre içerisinde izah edilemez bir şeklide zenginleşti. Konut piyasasında düşüş, ABD ekonomisinde zincirleme reaksiyona neden oldu. Bireyler ve yatırım firmaları hızlı bir kar ve zenginleşme için ev hisseleri alıp satamaz oldular. Bankaların kasalarında para yerine ipotekli emlak kağıtları birikti. Konut fazlalığı nedeni ile inşaat yapımı durdu. Binlerce inşaat işçisi işsiz kaldı. Konut fiyatlarının düşmesi piyasada depresyona yol açtı.

Bir kısım ekonomistin değerlendirmesine göre 2008 krizi yapısal olarak finansal bir krizdir. Bu yüzden yapılan müdahaleler daha çok finans sektörünü ve bu sektöre bağlı diğer sektörleri düzeltmeye yönelik olmuştur. Yani teşhise göre tedavi uygulanmıştır.

Karşıt görüşlü bazı ekonomistlere göre ise 2008 ekonomik krizi finansal bir kriz değildir. Son yüz yıla damgasını vuran ve ABD’yi süper güç yapan kapitalist ekonomik sistemin çöktüğünün işaretidir. Bu gerçeği görmenin ve tartışmanın zamanıdır. 2008 krizi esnasında bütün müdahalelerin finansal sistemi düzeltmeye yönelik olması bu gerçeği değiştirmeyecektir. Alınan önlemler -krizin nedeni doğru tespit edilemediği için- uzun vadeli olmayacaktır. Hatta finansal sisteme yapılan müdahaleler, daha sonra gerçekleşecek olan ekonomik krizlere zemin hazırlamıştır.

2008 ekonomik krizi ardından meydana gelen artçı sarsıntılar halen devam etmektedir. Kurtarma planları işe yaramamakta, Yunanistan ve İzlanda örneklerinde olduğu gibi, “kurtarma planlarını kurtarma” planları yapılmaktadır.

2008 krizinin başka ekonomik krizleri veya siyasi krizleri tetikleyip tetiklemeyeceğini zaman gösterecektir.

Kaynaklar:

¹ Economist

Ahmet AKIN

 

Yazan | 2017-11-13T14:56:13+00:00 Ağustos 1st, 2017|Ekonomi|0 Yorum

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO’da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Harp Stratejisi, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.

Bu analiz hakkında yorum yapmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: