ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu: ABD füze taarruzunun siyasi ve askeri sonuçları

Anasayfa/Asya/ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu: ABD füze taarruzunun siyasi ve askeri sonuçları

ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu: ABD füze taarruzunun siyasi ve askeri sonuçları

ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu 7 Nisan 2017 tarihinde gerçekleşti. Dünya güç dengeleri açısından, ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu siyasi ve askeri sonuçları da beraberinde getirecektir.

ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu

7 Nisan 2017 sabah saatlerinde ABD Devlet Başkanı Donald J. Trump’ın emriyle, ABD’nin Doğu Akdeniz’de bulunan iki savaş gemisinden (USS Porter ve USS Ross destroyerleri) Suriye saatiyle 04:40’ta  ateşlenen 59 Tomahawk füzesi ile  Suriye’de Humus yakınlarındaki  Al-Shayrat (El-Şayrat) hava üsssüne füze taarruzu yapıldı.

‘ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu’nun gerekçeleri

ABD’nin Suriye’ye füze taarruzunun gerekçesi, Cenevre Protokolü’ne aykırı olarak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad rejiminin kendi halkına karşı kitle imha silahı kullanılması olarak açıklandı. ABD hükümeti, füze taarruzunun bir defaya mahsus icra edildiğini belirtti.

ABD Başkanı Trump, füze taarruzunun ABD’nin milli çıkarlarını savunmak için yapıldığını açıkladı.

Kimyasal silah taarruzuna maruz kalanların tedavi edildiği Türkiye’de, hükumet yetkilileri dün yaptıkları açıklamada Beşar Esad rejiminin 4 Nisan günü Han Şeyhun’da kendi halkına karşı sarin gazı kullandığının tespit edildiğini açıkladılar.

Esad rejimi daha önce de sivil halk üzerinde kimyasal silah kullanmıştı. Ağustos 2013’te Esat tarafından düzenlenen sarin gazı saldırısında Şam’ın doğusundaki sarin gazı saldırısında 1400 kişi öldürülmüştü. Hem Suriye hükümeti hem de Suriyeli muhalefet güçleri, karşılıklı olarak Suriye iç savaşında Ghouta ve Khan al-Assal’da 2013’te kimyasal silah kullanma suçlamasında bulunmuşlardı.

ABD Rusya’ya ön bilgi verdi mi?

ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, taarruz hedefi olarak seçilen el-Şayrat  hava üssünde Rus askerlerinin bulunduğunu bildiklerini bu nedenle füze taarruzu ile ilgili olarak Rusya Savunma Bakanlığı’na önceden bilgi verdiklerine vurgu yaptılar.

Açıklamada, füze taarruzunun bütün detaylarının ABD’nin NATO müttefikleriyle paylaşıldığına ve taarruz harekatının müttefik ülkelerden tam destek aldığına atıf yapıldı.

Kimyasal silahlar ABD’nin kırmızı çizgisi

Trump ve sözcüleri Ocak 2017’de, iktidarı devir aldıktan sonra yaptıkları açıklamalarda Rakka ve Musul bölgelerinde IŞİD ile savaşmaya odaklanacaklarını ve Beşar Esad’ın yönetimden uzaklaştırılmasının ABD için öncelikli hedef olmadığını ifade etmişlerdi. Trump’ın Suriye sorununa bu yaklaşımı aslında Putin’in de hoşuna gitmekteydi.

ABD, Suriye’deki iç savaşta kitle imha silahları kullanmanın kendileri için kırmızı çizgi olduğunu 2013’ten beri yineliyor. Ancak, Başkan Obama döneminde Beşar Esad rejimi kendi halkına karşı defalarca kimyasal silah kullanmış, Obama idaresindeki ABD uluslararası hukuka aykırı olan kimyasal saldırılara gerçek anlamda tam bir reaksiyon göstermemişti.

Rusya’nın ABD’nin füze taarruzu’na tepkisi

ABD’nin Şam Hükümeti’nin en önemli askeri üslerinden birini hedef alan füze taarruzuna Rusya ve Rusya’nın Suriye’deki müttefiki İran’dan olumsuz tepkiler geldi.

Moskova’nın basın açıklamasında ABD füze taarruzunun devletler hukukuna aykırı olduğu, Suriye Ordusu’nun depolarında kimyasal silah bulunmadığı ve teyit edilmemiş gerekçelerle icra edilen taarruzun Rusya-ABD ilişkilerine zarar verebileceği ifade edildi.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in danışmanı Dimitry Peskov, taarruz sabahı erken saatlerde yaptığı açıklamada ”Füze taarruzu ABD-Rusya ilişkilerine menfi yönde etki edecektir.” dedi.

Füze saldırının ardından Rusya Federasyonu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni acilen toplantıya çağırdı. Rusya’nın Suriye harp sahasında ABD’ye karşılık vermekten kaçınması, başlangıçta diplomatik yolları test etmesi bekleniyor.

Suriye’nin ABD’nin füze taarruzu’na tepkisi

Suriye Enformasyon Bakanı açıklamasında “ABD-Suriye arasında askeri bir gerilim ortamının doğmasını beklemiyoruz. Bu tür bir taarruz için zaten hazırlıklıydık.” dedi.

Suriye Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, füze taarruzu “Aptalca ve sorumsuzca bir davranıştır. ABD’nin saldırgan politikası Suriye’nin terör unsurlarıyla mücadele etmesi konusunda azmini artırmıştır.” dendi.

Bölge ülkelerinin ABD’nin füze taarruzu tepkisi

İsrail ve Suudi Arabistan, ABD’nin Suriye’ye füze taarruzuna ilk destek veren ülkeler olarak öne çıktılar.

İsrail, ABD’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği füze taarruzunu “topyekün desteklediğini” belirtti.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada “ABD Başkanı Donald Trump Suriye’de kimyasal silahların kullanımına daha fazla göz yumulmayacağını vurgulamıştı. İsrail devleti, ABD Başkanı Donald Trump’ın kararını destekler. Verilen yanıtın yalnızca Şam’da değil, Tahran ve Pyongyang’da (Kuzey Kore’nin başkenti) da yankılanmasını umar” dendi.

İtalya Dışişleri Bakanı Angelino Alfano, 4 Nisan 2017 Salı günü düzenlenen kimyasal saldırıyı “Esad’ın defalarca yaptığı ateşkes ihlallerinden sonuncusu” olarak nitelendirerek füze taarruzlarına destek verdiğini açıkladı.

Tomahawk füzelerinin özellikleri

Askeri uzmanlar, tomahawk füzelerinin sabit hedeflere saldırı için iyi bir seçim olduğunu söylüyor.

Tomahawk füzeleri denizdeki savaş gemilerinden fırlatılabiliyor. Hedef bölgesine düşman radarlarından kaçınmak için yer yüzeyine yakın seviyede uçarak yaklaşıyor.

Tomahawk füzeleri, orta mesafeli seyir füzeleri kategorisindedir. Etkili menzili 1250-2500 km’dir. Saatteki hızı 880 km kadardır. İlk hareket motoru ile uzunluğu 6,25 metredir. 1000 pound (453,5 kg)’luk konvansiyonel harp başlığı taşıyabilmektedir. Gelişmiş navigasyon sistemine sahip olduğundan, hedefe isabet edene kadar uzaktan komuta edilebilmektedir. Tomahawk füzelerinin en önemli özelliği şudur: Tomahawklar A noktasından B noktasına düz bir çizgi ile gitmek zorunda değildir. Alçak irtifadan uçarken, önüne çıkan engellerin etrafından dolaşabilir. Bu özelliği sayesinde düşman radarlarınca tespit edilemez. Radarlarca tespit edilemediği için düşman hava savunma silahlarından etkilenmez.

Editörün Önerisi >>  Türk milliyetçiliği nedir? Türk milliyetçiliği nasıl doğmuştur?

Rusya Federasyonu Ekim 2015’ten itibaren Suriye lideri Beşar Esad’a destek olmak maksadıyla Suriye’de kara-hava-deniz ve özel kuvvet unsurları bulundurmaktadır.  Suriye, Rus ordusu ve AR-GE elemanları için laboratuvar niteliğindedir. ABD’nin Al-Shayrat (el-Şayrat) hava üsssüne bu sabah 04.40’ta icra ettiği füze taarruzunda, iki gemiden toplam 59 füze atıldı. Rusya Federasyonu’nun ve topyekün Suriye Silahlı Kuvveteleri’nin el-Şayrat Hava Üssü’ne isabet eden 59 Tomahawk füzesini havada etkisiz hale getirememesi, hem Rusya Federasyonu’nun hem de Rusya’nın her türlü olanağı ile desteklediği Suriye Silahlı Kuvvetleri’nin sahip olduğu “hava savunma silah sistemleri”ndeki zayıflığı göstermektedir.

Suriye’nin mevcut hava savunma sisteminin envanteri

24 Kasım 2015 tarihinde Rusya Federasyonu Hava Kuvvetleri’ne ait Sukhoi Su-24M tipi savaş uçağının sınır ihlali gerçekleştirmesinden dolayı Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir adet F-16C taarruz uçağı tarafından düşürülmesinden hemen sonra, Rusya Federasyonu Suriye’de, Lazkiye yakınlarındaki Hmeymim Hava Üssü’ne, Suriye’nin en doğu-batı noktalarını kapsayacak şekilde  S-400 Hava Savunma Füze Sistemi konuşlandırmıştı. Suriye’den gelen haberlere göre, S-400’lerin konuşlandırılmasından bu yana ABD savaş uçakları Suriye hava sahasının çok  az bir bölümünde harekat icra edebilmekteydi.

NATO kayıtlarına göre kod adı SA-21 “Growler” olan S-400 Hava Savunma Füze Sistemleri Rusya’nın envanterinde bulunan en gelişmiş hava savunma füze sistemi olarak bilinmektedir.

ABD istihbaratı, Ocak 2016’da basında yer alan haberlere göre, S-400’lerden sonra diğer bir versiyonda olan gelişmiş Rus karadan havaya (SAM) füzelerinin Suriye’ye sevkıyatını tespit etti. Fox News’a göre, ABD istihbaratı, SA-23 (Gladyatör) anti-balistik füze sisteminin Rusya’dan Suriye liman şehri Tartus’a nakledildiğini saptadı. SA-23’ün (NATO’ya göre SA-12b “Giant”) ilk kez Rusya dışında konuşlandırıldı. Rus yetkililer bu istihbaratı yalanlamadılar. Anti-balistik SAM füzelerinin Suriye kıyılarında Rus üslerini savunacağını ve füze sisteminin “tamamen savunma amaçlı olduğunu” söylediler.

Giant, dünyadaki en gelişmiş SAM’lardan biridir ve yaklaşık olarak Patriot PAC-3 füze sistemine eşdeğerdir. Öncelikle Scud gibi taktik balistik füzeleri vurmak üzere tasarlanmış olan füze sistemi, 300 kiloluk bir savaş başlığıyla birlikte radar kılavuzluğunda sevk idare ediliyor. Bir SA-23 füze sistemi 200 hedefi tespit etme, 12 hedefi takip ederek, 6 hedefe füze gönderme imkan ve kabiliyetine sahiptir. İki füze, 5 dakika içinde harekete hazır olabilecek şekilde tanka benzer bir fırlatma rampası üzerinde taşınmaktadır.

Rusya’nın Suriye’deki düşmanı olan Irak Şam İslam Devleti’nin ve muhalif isyancıların füze ya da uçakları bulunmuyor. Askeri uzmanlar IŞİD’in ve Suriye muhalefetinin elinde anti-balistik hava savunma sistemleri olmamasına rağmen, Rusya’nın son iki yılda Suriye’yi füze deposu haline getirmiş olmasına dikkat çekiyorlar.

ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu ve Cenevre Protokolü (1925)

Cenevre Protokolü, boğucu, zehirli veya diğer gazlar savaşını ve savaşta benzeri zararlı savaş yöntemleri kullanılmasını yasaklamıştır. Protokol, 17 Haziran 1925’de Cenevre’de imzalanmıştır. 8 Şubat 1928’de yürürlüğe girmiştir. 1899 ve 1907 Lahey Sözleşmeleri’ni takiben imzalanmış olan Cenevre Protokolü, Uluslararası Silah Ticaretinin Gözetimi Sözleşmesine ek bir protokoldür.

Cenevre Protokolü, boğucu, zehirli veya başka gazların, tüm benzer sıvıların, malzemelerin, cihazların ve bakteriyolojik savaş yöntemlerinin kullanılmasını yasaklamaktadır.

Cenevre Protokolü kimyasal silahlar ve biyolojik silahlar için genel bir yasak olarak anlaşılıyor. Ancak kimyasal silahlar ve biyolojik silahların üretimi, depolanması ya da taşınması hakkında her hangi bir yaptırım getirmemiştir.

1972 Biyolojik Silah Sözleşmesi (BWC) ve 1993 Kimyasal Silahlar Konvansiyonu (CWC) ile Cenevre Protokolü’ndeki eksiklikler giderilmiştir.

Bütün bu antlaşma ve protokoller, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Fransa, İspanya, Japonya, Tayvan, Almanya (II. Dünya savaşı), İngiltere (II. Dünya Savaşı), Irak, Suriye dahil olmak üzere, devletlerin kimyasal ve biyolojik silahlar üretmesini, depolamasını ve kullanmasını engellemeye yetmemiştir.

ABD’nin Suriye’ye füze taarruzunun siyasi sonuçları

ABD’nin kuvvetlerini geri çekmesi

Başkan Obama dönemi (2008-2016)’nde Amerika Birleşik Devletleri Afganistan ve Irak’ta bulunan kuvvetlerinin büyük bir kısmını siyasi, askeri ve ekonomik nedenlerle ana kıtaya geri çekti.

Arap Baharı’nın bir devamı olarak Suriye iç savaşı Mart 2011’de başladı. Başkan Obama, Mart 2011’den itibaren başlayan Suriye iç savaşına doğrudan katılmak konusunda her zaman isteksiz davrandı.

IŞİD’in Suriye’de hakimiyet kurması ve vekalet savaşları

Ocak 2014’ten itibaren Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) Irak-Suriye coğrafyasında üstünlük kurmaya başlayınca dünya kamuoyunun da baskısı ile Başkan Obama Suriye ve Irak’ta IŞİD’e karşı “vekalet savaşları”nı icra etmeye başladı. Mart 2011’den itibaren; Barzani liderliğindeki Kuzey Irak’ta yerleşik Kürt güçleri, Salih Müslim liderliğindeki Kuzey Suriye’de yerleşik PYD/YPG çatısı altındaki Kürt güçleri ABD adına vekalet savaşlarını icra etmeye çalıştılar. ABD başta olmak üzere, Batı’dan askeri ve ekonomik yardım alan Kürt gruplar, IŞİD’le mücadele maskesi altında, bağımsızlık yolunda topraklarını genişlettiler.

Editörün Önerisi >>  Birleşmiş Milletler iş başvurusu nereye, nasıl yapılır?

Diğer yandan ABD çok da pasif görünmemek için Türkiye ile koordine ederek, İncirlik Üssü’nden kalkan uçaklarla IŞİD’le mücadele ediyormuş gibi yaptı.

Rusya’nın Suriye’ye doğrudan müdahalesi

Putin liderliğindeki Rusya Federasyonu Mart 2011’de başlayan Suriye iç savaşında, başlangıçtan itibaren Suriye lideri Beşar Esad’ın yanında oldu. Ancak, Ocak 2014’ten itibaren IŞİD’in Suriye coğrafyasında etkili olmaya, Beşar Esad’ın Suriye muhalifleri karşısında gerilemeye başlaması üzerine, Şam hükümetinin davetiyle Ekim 2015’ten itibaren Rusya Federasyonu Suriye’ye doğrudan asker göndermeye başladı.

Rusya’nın Suriye’ye askeri yığınak yapması, kara ve hava savaşına doğrudan müdahil olmasına başta ABD olmak üzere NATO ülkeleri sessiz kalarak adeta destek verdiler. Diğer bir bakış açısına göre memurlarına maaş ödeyemeyen Rusya Federasyonu Suriye bataklığına Batı tarafından bilerek itilmiş,  bir noktaya kadar Suriye’de etkin olmasına göz yumulmuştu.

Donald Trump’ın politik sırları

Kasım 2016’da ABD Başkanı seçilen Donald Trump, seçim sürecinde “Eğer başkan seçilirsem 3 ay içerisinde Irak ve Suriye’de IŞİD’i yeneceğim.” vaadinde bulunmuştu.

Sürpriz bir şekilde ABD başkanı seçilen ve uygulayacağı iç ve dış politikalar hakkında pek sır vermemiş olan Trump’ın, 4 Nisan Salı günü Idlip’te meydana gelen sarin gazı saldırısından sonra Suriye’deki iç savaşa doğrudan müdahil olup olmayacağı halen bilinmiyor. Nitekim bu sabah ABD Ordusu tarafından icra edilen füze saldırısından sonra yapılan açıklamalarda ABD hükümeti, Suriye politikasında ciddi değişikliklere gideceğine dair emare vermiyor. “Beşar Esad kimyasal silah kullandı. Biz de O’nu cezalandırmak maksadıyla 59 adet tomahawk füzesi ateşledik” manasında açıklamalar siyasi ve askeri kanatlardan gelmeye devam ediyor.

ABD kamuoyunun bir bölümü ABD’nin pasif Suriye politikasını başından beri eleştiriyordu. Trump’ın bugünkü füze taarruzu ABD’nin dünyaya gücünü kanıtlaması açısından, bu kesimi sevindirmiş olabilir.

Diğer yandan, Trump’a muhalif olanlar ise füze taarruzunu gereksiz bulduklarını, Trump’ın bu harekatı “iç politika amaçlarıyla” icra ettiğini iddia etmekteler. Onlara göre Donald Trump, iktidara geleli 77 gün olmasına rağmen hala ABD yönetimini tam olarak ele geçirebilmiş değil.

Donald Trump, seçildiği günden beri “Rusya ile yakın ilişkiler içinde bulunmakla” suçlanıyordu. Eleştirilerin artması üzerine Trump, en yakınındakileri görevden almak zorunda kalmıştı. Acaba füze saldırısı Trump’a yönelik bu tarz eleştirilerin önünü kesebilecek midir?

Trump ve Putin’in zorlukları

7 Nisan 2017 tarihinde USS Porter ve USS Ross destroyerlerinden atılan 50 füzeyle El-Şayrat havaalanına füze taarruzu yapılmasına Rusya olumsuz tepki verdi.

Aslında, Donald Trump’ın kimyasal silah saldırısının yapıldığı günden itibaren verdiği mesajlar çok netti. ABD, farklı bir şeyler yapacak gibi görünüyordu. Trump, bir yandan kendisinden önceki Obama yönetiminin pasif politikalarını eleştiriyor, diğer yandan Suriye’deki kimyasal saldırının ABD’nin kırmızı çizgisi olduğunun altını tekrar tekrar çiziyordu. ABD sözcüleri “Biz füze taarruzundan önce Rusya’ya bilgi verdik.” deseler bile, Rusya tamamen kendi kontrolü altında bulunan bir askeri üsse ABD tarafından doğrudan taarruz icra edilmesini kabul etmekte zorlanıyor.

ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu’nun askeri sonuçları

7 Nisan 2017 sabahı Tomahawk füzeleri Putin liderliğindeki Rusya Federasyonu askeri gücünün Soğuk Savaş’tan sonra hiç bir gelişme kaydetmediğini, teknolojik olarak ne kadar yetersiz olduğunu bir kere daha dünyaya göstermiştir.

Rusya, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin 1991’de resmen dağılmasından sonra elinde kalan son müttefik olarak Suriye’yi görüyordu. Ekim 2015’ten , 7 Nisan 2017 sabahına kadar Suriye’de adeta askeri şov yapıyor, IŞİD’le savaşmak adına muhaliflerin bulunduğu köy ve kasabaları acımasızca bombalıyor, adeta dünyaya göz dağı veriyordu.

Ancak, Gürcistan’ı bombalayan, Kırım’ı ilhak eden, Ukrayna’yı bölmeye çalışan Putin liderliğindeki Rusya bu sabah dünya kamuoyu karşısında çok zor durumda kalmıştır. Rusya Doğu Akdeniz’den atılan 59 adet Tomahawk füzesini tespit edememiş, Trump liderliğindeki ABD’nin kendi askerlerinin de bulunduğu bir hava alanını imha etmesi karşısında çaresiz kalmıştır.

Kaynaklar:

¹ Newyork Times

² Why Is Russia Deploying Air Defense Missiles to Syria?

Ahmet AKIN

(E) Topçu Kurmay Albay


Yazan | 2017-04-07T15:56:42+00:00 Nisan 7th, 2017|Asya|ABD’nin Suriye’ye füze taarruzu: ABD füze taarruzunun siyasi ve askeri sonuçları için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi:
/* Omit closing PHP tag to avoid "Headers already sent" issues. */