//Bilgi Devrimi: Bir güç olarak bilgi devriminin küresel etkileri

Bilgi Devrimi: Bir güç olarak bilgi devriminin küresel etkileri

Bilgi devriminin siyasi etkileri

Bilgi devriminin temel özelliği varlıklı ve güçlü olanlar arasında­ki iletişimin hızı değildir: 130 yılı aşkın bir süredir Avrupa ile Ku­zey Amerika arasında neredeyse anında iletişim mümkündü. Asıl önem­li değişim, bilgi iletiminin maliyetindeki muazzam azalmadır. Ner­den bakılırsa bakılsın, iletim maliyetleri göz ardı edilebilecek düze­ye inmiştir. Dolayısıyla dünya genelinde iletilebilecek bilginin miktarı fiilen sınırsız hale gelmiştir. Bunun sonucu, belgelerin çok küçük bir yüzdesini oluşturduğu bir bilgi patlamasıdır. Bir tahmine göre, sadece 2006 yılında 161 milyar gigabayt dijital bilgi yaratılmış ve saklan­mıştı. Bu şimdiye kadar yazılmış bütün kitaplardaki bilgilerin yaklaşık 3 milyon katıdır. 2010’da dijital bilgi yıllık büyüme oranının altı katın üzerinde artarak 988 milyar gigabayta ulaşmıştır. 21. yüzyılın başında bilgisayar kullanıcıları yılda yaklaşık 25 trilyon e-mail mesajı göndermiştir. 2010 yılında dünyada her yıl üretilen toplam bilginin yüzde 70’i e-mail’ler, çevrimiçi video­lar ve World Wide Web üzerinden gönderilmiştir. Zaman zaman “üçüncü sanayi devrimi” olarak anılan bir biriyle bağlantılı bilgisa­yar ve iletişim teknolojilerindeki bu muazzam değişim, hükümetle­rin ve egemenliğin doğasını değiştirmekte ve bir güç yayılması yaratmaktadır.

Bilgi devrimi ve tarihi dersler

Teknolojinin insanların etkileşim biçimi ve dünyalarını düzenle­me tarzları üzerinde hep önemli bir etkisi olmuştur. Eski Sümer’de yazının icadı tarihte ilk kez ilkel bir bürokratik devleti mümkün kılmıştır. Avrupa’da hareketli matbaa harflerinin icadı, ortaçağ fief devletlerinin modern devletlere dönüşmesini sağlamıştır.1 İletişim, ula­şım ve askeri teknolojideki devrimler giderek daha büyük alanlar­da yönetişime olanak vermiştir. Modern egemen devletin ilk kez ku­rulduğu Batı Avrupa’da ülkelerin fiziksel bakımdan küçük olmala­rı tesadüf değildir.2 Fransa -en büyükleri- dünyada ancak 49. sıra­da gelir. Avustralya’ya 12, ABD ya da Kanada’ya 15 Fransa sığdırabilirsiniz.

Dünya po­litikasındaki sorunlu değişimler

Gelişmiş dünyanın geçmişine bakarak, bilgi devrimi bazında nereye doğru gittiğimize dair bir fikir edinebiliriz. 19. yüzyılın başlarındaki birinci sanayi devriminde, imalathanelerde ve taşımacılıkta buhar gücünün kullanıl­maya başlamasının ekonomi, toplum ve hükümet üzerinde güçlü bir etkisi oldu. Üretim örüntüleri, iş ve yaşama koşulları, sınıflar ve si­yasi güç dönüşüm geçirdi. Giderek karmaşıklaşan ve potansiyel ola­rak tehlikeli fabrikalar için eğitimli okuryazar işçilere ihtiyaç doğun­ca, örgün eğitim başladı. Kentleşmeyle baş etmek için, Londra’da­ki “bobbis” gibi polis güçleri oluşturuldu. Zorunlu kanal ve demir­yolu altyapılarına sübvansiyonlar sağlandı.

20 nci yüzyılın başlangıcındaki “ikinci sanayi devrimi” -elektrik, sen­tetik maddeler ve içten yanmalı motor- beraberinde benzer ekono­mik ve toplumsal değişimler getirdi. ABD ağırlıkla tarımsal bir ülke olmaktan çıkıp esas olarak sanayileşti ve kentli bir ülke haline gel­di. 1890’larda çoğu Amerikalı hâlâ çiftliklerde yanaşma olarak ça­lışıyordu. Bundan hemen birkaç onyıl sonra, çoğunluk kentlerde yaşamaya ve fabrikalarda çalışmaya başladı. Kentli iş gücü ve sendikalar önem kazandık­ça yeni sınıfsal ve siyasi bölünmeler oluştu. Ve gecikmelerle, hükü­metin rolü değişti. İki partili ilerici hareket, antitröst yasalara, Gıda ve İlaç İdaresi’nin öncüsü olan ilk tüketiciyi koruma düzenlemele­rine ve Federal Rezerv Kurulu’yla ekonomik istikrara öncülük etti. ABD dünya politikasında büyük bir güç konumuna yükseldi. Bazı­ları üçüncü sanayi devriminin ekonomi, toplum, hükümet ve dün­ya politikasında benzer dönüşümler yaratmasını beklemektedir.

Bilgi devrimindeki hızlı değişimler

Bu tarihsel analojiler 21 nci yüzyılda dünya politikasını biçimlendi­recek güçlerden bazılarını anlamamıza yardımcı olur. Ekonomiler ve bilgi ağları hükümetlerden daha hızlı değişmektedir. Egemenlik ve otoritenin siyasi ölçekleri henüz benzer bir hızla büyümemektedir. Sosyolog Daniel Bell’in belirttiği gibi, “Sanayi sonrası toplumda -özel­likle geçiş sürecinin yönetiminde- ağır basan tek bir sosyolojik prob­lem varsa, o da ölçek yönetimidir.”3 Daha basit bir şekilde söyler­sek, dünya politikasının temel yapı taşları yeni teknoloji tarafından dönüştürülmektedir. Sadece ulus devletlerin sert gücüne odaklanır­sak, yeni gerçekliği ıskalarız.

Henüz yaşanmakta olan bilgi devriminin erken bir aşamasında bulunuyoruz ve sürecin ekonomi ve politika üzerindeki etkileri eşit­sizdir. 18 nci yüzyıl sonunda buharla, 19 ncu yüzyıl sonunda elektrikle olduğu gibi, toplumun yeni teknolojileri kullanmayı tam olarak öğren­mesi gerektiğinden verimlilikteki büyüme geride kalmıştır. Toplum­sal kurumlar teknolojiden daha yavaş değişir. Örneğin, elektrik mo­toru 1881’de icat edildi, ama Henry Ford’un fabrika montaj hatla­rının elektrik enerjisinden tam olarak yararlanacak şekilde yeniden düzenlenmesine öncülük etmesi için yaklaşık 40 yıl geçmesi gerek­ti. Benzer gecikmeler bilgi teknolojisi ve bilgisayarlar için de söz ko­nusudur. Amerikan ekonomisinde verimlilik artışı ancak 1990’ların ortalarında kaydedilmeye başlanmıştır.

TREND ANALİZ:  ABD İran Savaşı: ABD İran Savaşı senaryoları

Bilgi devriminin toplumsal sonuçları

Yeni yeni ucuzlayan elektriğin yardımıyla yüzyıl başında gerçek anlamda kitle iletişiminin ve yayıncılığın başlaması, günümüzde ola­sı siyasi ve toplumsal sonuçlara ilişkin bazı ipuçları sunar. Bu süreç popüler kitle kültürü çağını başlatmıştı. Telefonun olmasa da, kitle iletişiminin ve yayın­cılığın merkezileştirici bir siyasi sonucu olmuştu. Bilgi daha yaygın olmakla birlikte, demokratik ülkelerde bile yerel basın çağında olduğundan daha merkezi bir etki altındaydı. Başkan Roosevelt’in 1930’larda radyoyu kullanması Ame­rikan politikasında çok büyük bir değişim yarattı. Bu etkiler, rakip bilgi kaynaklarını bastırma gücüne sahip totaliter hükümetlerin yük­selişiyle birleştikleri yerlerde özellikle belirgindi. Nitekim, bazı akademisyenler ikinci sanayi devrimine eşlik eden kitle iletişimi olma­saydı totalitarizm mümkün olmayacağı inancındadır.

Bilgi hükümetlerin yerine geçer mi?

20 nci yüzyılın ortalarında insanlar yaşanmakta olan bilgi devrimiyle birlikte bilgisayarların ve iletişimin George Orwell’in 1984 baş­lıklı romanında dramatize ettiği merkezi hükümet kontrolünü yarat­masından korktular. Büyük boy merkezi sistem bilgisayarları, mer­kezi planlamanın ve kontrol piramidinin tepesindekilerin gözetim gü­cünü artırmaya hazır gibiydi. Devlet televizyonu haberlere hâkim ola­caktı. Merkezi veri tabanlarıyla bilgisayarlar, hükümetin kimlik teş­hisini ve gözetimini kolaylaştırabilir ve ticarileşme daha şimdiden in ternetin başlangıçtaki liberter kültürünü ve kodlarını değiştirmiştir. Gene de, şifreleme teknolojisi gelişmekte ve Gnutella ve Freenet gibi programlar kullanıcıların anonim olarak dijital bilgi alışverişi yap­masını sağlamaktadır. Bunlar, bireylere ilk baştaki karamsarların ön­gördüğünden daha büyük bir alan vaat etmektedir ve hükümetlerin interneti kontrolü ikinci sanayi devrimi teknolojisinin kontrolünden daha güçtür.

Bir güç olarak bilgisayarlar

Bilgisayar gücünün maliyeti düştükçe ve bilgisayarların boyutla­rı küçülüp dağıtımları yaygınlaştıkça, merkezden uzaklaştırıcı etkile­ri merkezileştirici etkilerine ağır basmaktadır. İnternet, bilgi üzerin­deki gücün çok daha yaygın bir şekilde dağıldığı bir sistem yaratmak­tadır.

Yayıncıların ve yayımcıların denetlediği radyo, televizyon ve ga­zetelerle karşılaştırıldığında, İnternet bire bir (e-mail’le), bir kişiden pek çok kişiye (kişisel bir homepage’ler ya da blog’larla), pek çok ki­şiden bir kişiye (elektronik yayınla) ve belki de en önemlisi, pek çok kişiden pek çok kişiye (çevrimiçi sohbet odaları ya da mesaj pano­larıyla) sınırsız iletişim imkânı yaratmaktadır.

Bu elektronik iletişim yöntemlerini iletişim alanındaki daha önceki ilerlemelerle karşılaştı­ran siyaset bilimci Pippa Norris, “İnternet mesajları daha uzağa, daha hızlı ve daha az aracıyla gitme kapasitesine sahiptir”4 demektedir.

Mer­kezi gözetim mümkündür, ama interneti denetleyerek bilgi akışları­nı kontrol etmek isteyen hükümetler yüksek maliyetlerle karşılaşmak­tadır. Yeni bilgi teknolojileri, merkezileşmeyi ve bürokrasiyi güçlendirmek yerine, ağ örgütlenmelerini, yeni cemaat türlerini ve hükümet­ler için farklı rol taleplerini destekleme eğilimindedir. Bunun anlamı, dünya politikasının ileride sadece hükümetlerin at koşturduğu bir alan olmayacağıdır.

Bilginin yayılması ve güç etkisi

Şirketlerden Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’na ve te­röristlere kadar uzanan bireyler ve özel kuruluşlar güçlenerek dün­ya politikasında doğrudan rol oynayacaktır. Bilginin yayılması, gü­cün daha yaygın bir biçimde dağılacağı ve gayri resmi ağların gele­neksel bürokrasinin tekelini kıracağı anlamına gelir.

İnternet’in hızı, gerek burada gerek denizaşırı bölgelerde bütün hükümetlerin gün­demleri üzerinde daha az kontrolü olacağı anlamına gelir. Siyasi li­derler gelişmelere tepki vermeden önce eskisi kadar özgür davranamayacak, sonra da sahneyi daha fazla aktörle paylaşmak durumun­da kalacaktır.

Konstrüktivistler, güç dengesi ve hegemonya gibi te­rimlerle ve sadece merkezi hükümetlerce yönetilen devletlerin sert gücünü karşılaştıran kuvvet ölçümleriyle gözlerimizi bağlamaktan kaçınmamız gerekeceğine dikkat çekmektedirler. Egemen devletleri birbirine çarpa çarpa yuvarlanan ve dengelenen bilardo topları gibi gösteren realist imgelerin, bizleri dünya politikasının yeni karmaşık­lığına körleştireceğini söylemektedirler.

Kaynaklar:

¹ Keohane, Robert O. ve Joseph S. Nye, Jr., “Povver and Interde- pendence in the Information Age,” Foreign Affairs (Eylül/Ekim 1998).

² Simon, Herbert A., “Information 101: It’s Not What You Know, It’s How You Know It,” Journal for Quality and Participation (Temmuz/Ağustos 1998).

³ Meyer-Schonberger, Viktor ve Deborah Hurley, “Globalization of Communication,” Joseph S. Nye, Jr. ve John D. Donahue (ed.), Goverrıance in a Globalising World (Washington, DC: Brookings Institution, 2000), s. 135-151.

4 Mathews, Jessica T., “Povver Shift,” Foreign Affairs (Ocak 1997), s. 50-66.

5 Joseph S. Nye, Jr.&David A. Welch, Küresel Çatışma ve İşbirliğini Anlamak, Çeviren: Renan Akman, Türkiye İŞ Bankası Kültür yayınları(2013)

6 P. W. Singer, Allan Friedman, Siber Güvenlik ve Siber Savaş, Buzdağı yayınları, (2015)


 

Hazırlayan: Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-06-23T02:00:28+00:00 Haziran 23rd, 2017|Amerika|0 Yorum

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO’da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Harp Stratejisi, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.

Bu analiz hakkında yorum yapmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: