This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

Demokrasiyi yayma projesi kapsamında ABD’nin küresel politikası

Anasayfa/Harp ve Strateji/Demokrasiyi yayma projesi kapsamında ABD’nin küresel politikası

Demokrasiyi yayma projesi kapsamında ABD’nin küresel politikası

Demokrasiyi yayma projesi Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD’nin uyguladığı küresel politikanın en önemli aracı haline geldi. Amerika’nın Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki demokrasiyi yayma projesi, demokratik yönetimler tesis etmek için, bölgedeki hükumet ve sivil toplum örgütlerinin siyasi reformlar yapmalarını teşvik etmeyi amaçlıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 11 Eylül 2001 gerçekleşen terör saldırılarından sonra, bir daha böyle bir saldırının gerçekleşmemesi için, Amerikan hükumetleri demokrasiyi yayma projesi kapsamında her türlü siyasi ve askeri yöntemi kullanmaya başladılar.

Demokrasiyi yayma projesi çerçevesinde başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, demokratik devletlerin demokrasiyi yaymak amacıyla için Asya, Afrika, Amerika Kıtaları’nda gözlerine kestirdikleri bazı devletlerin içişlerine karışmaya çalıştıkları gözlemlenmektedir.

Durumdan vazife çıkaranlar

ABD gibi demokratik, aynı zamanda süper güç olan bir ülke ‘demokrasiyi yayma projesi’ni meşru bir dış politika olarak görmektedir. Başta İngiltere ve NATO ülkeleri olmak üzere, bir çok ülke ABD’nin demokrasiyi yayma adıyla yürüttüğü bu projede gönüllü olarak rol kapmaya çalışmaktadır.

Peki ABD, İngiltere, Fransa, Almanya gibi demokratik ülkeler, yönetim şeklini beğenmedikleri ülkelere (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği/SSCB, Yugoslavya, Afganistan, Irak, Suriye, Mısır, Tunus, Cezayir, Libya, Yemen, Somali, Mali, Eritre, Sudan vb.) demokrasi yaymak, bu kapsamda diğer devletlerin iç işlerine karışmak hakkını ya da görevini nereden almaktadır?

Başkalarına ayar vermeye çalışan ABD ne kadar insan haklarına saygılıdır? Günümüzde Müslümanların ABD’ye girişini engellemeye çalışan Amerika Birleşik Devletleri ne kadar demokrattır?

26 Haziran 1945 tarihinde San Francisco’da imzalanmış olan Birleşmiş Milletler Antlaşması, hiç bir devlete, başka bir devletin iç işlerine karışma hakkı vermemektedir.

Demokrasiyi yayma projesi

“Hiçbir ülke, tüm dünyadaki siyasi gelişmelere eş zamanlı olarak müdahale edecek kadar güçlü veya akıllı değildir. Ulusal çıkara dayalı öncelikler belirlenmelidir. Aksi takdirde, psikolojik olarak yıpranma ve fiziksel olarak da taşıyamayacağımız bir yükün altına girme riskiyle karşılaşabiliriz. Üstelik Amerikan hegemonyası olarak algılanan bir gelişmeye karşı küresel düzeyde bir ittifak ve milliyetçi bir direniş de ortaya çıkabilir.”

(Henry Kissinger)

Demokratik değerler nedir?

Demokrasi, insan onuru, bireysel haklar ve siyasal eşitlik gibi değerlere dayanır. Demokratik yönetim bütün toplumlar için vazgeçilmez bir ‘evrensel’ değerdir. Dolayısıyla demokrasiyi yayma projesi ile  yola çıkan ülkelerde insan onuru, bireysel haklar ve siyasal eşitlik gibi değerlerde her hangi bir problem olmaması gerekir.

Demokrasiyi yayma projesi kapsamında yola çıkan ülkelere göre, dünyanın her yerinde demokratik yönetim konusunda bir arzu, bir istek vardır. Ancak, bunu sadece kendileri bilmektedir.

Demokrasi ve otoriter rejimler

Bazı ülkeler otoriter rejimlerle yönetilmektedir. Otoriter rejimler kanunları işlerine geldiği gibi yaparlar. Kendilerine yandaş basın ve yayın organları kurarlar.

Diğer basın ve yayın organlarını baskı altına alırlar. Her türlü devlet olanaklarını tek taraflı olarak kendi çıkarlarına kullanırlar. Önemli ihaleleri yandaşlarına peşkeş çekerler.

Vatandaşların grev, gösteri, eleştiri yapma gibi her türlü temel özgürlüğünü yok ederler. Vatandaşın her hareketi iktidara darbe olarak görülür ve vatandaş en ağır şekilde cezalandırılır. Seçimlerde sürekli olarak hile yöntemine başvurulur.

Bu gibi ülkelerde iktidarı bir kere eline geçiren, asla iktidarı bırakmak istemez. İktidarı elinden bırakmamak için elinden gelen her türlü iktidar olanağını kullanır.

Neden dış destek gerekli?

Yukarıda saydığımız nedenlerden dolayı otoriter yönetimlerle idare edilen ülkelerde demokrasi, sadece içsel baskılarla inşa edilemez, dış desteğe de ihtiyaç duyar.

Dahası, otoriter rejimlerin iktidarı nadiren kendi istekleriyle terk ettikleri görülür. Bu gibi durumlar ABD gibi demokrasi yaymak konusunda hevesli ülkelere fırsat verir. Hedef ülkenin jeopolitik durumu da önemliyse, ABD harekete geçmekte tereddüt etmez.

Demokrasinin faydaları

Otoriter rejimlerle yönetilen ülkelerin demokrasiye geçmeleri, bu gibi ülke halklarının refah ve mutluluğuna katkı sağlayacaktır.

Demokrasiyle yönetilen Güney Kore ile, aynı bütünün diğer parçası olan ve otoriter rejimle idare edilen Kuzey Kore arasındaki gelişmişlik farkına dikkat edilmelidir.

Güney Kore halkının milli gelir seviyesi ile, aynı etnik gruptan olan Kuzey Kore halkının milli gelir seviyesi arasında uçurum vardır. Ancak, karşı tez de doğrudur.

Demokratik ülkelerin kendi aralarındaki iyi ilişkileri, barış ve işbirliği olasılığını arttırabilir.

Hemen hemen tamamı bilim, sanayi ve teknoloji alanında demokratik ülkelerden geri kalmış olsalar da; otoriter ülkeler de kendi aralarında çok iyi ilişki kurmakta, becerebildikleri kadar birbirlerine her türlü desteği vermektedir.

Kuzey Kore, kendisi gibi otoriter bir ülke olan Çin Halk Cumhuriyeti ile iyi ilişkiler içerisindedir.

Suriye’de demokrasiyi yayma projesi

Arap Baharı etkisiyle 2011’de Suriye’de iç savaş başladı. ABD ve İngiltere başta olmak üzere, demokratik ülkeler, Şam yönetimini elinde bulunduran Esad’ın bir kaç ay içinde koltuğu terk edeceğini hesapladı.

Suriye’ye demokrasiyi yaymak isteyen ülkeler, başından itibaren Esad’a muhalif olan kesimlerle işbirliği yaptı.

Esad muhaliflerine destek verdi. Benzer şekilde demokratik bir yönetimi olmayan Çin, Rusya ve İran ise, kendileri gibi ‘otoriter’ olan Esad yönetimine sonsuz destek vaat ettiler.

Otoriter yönetimler ve şiddet faktörü

Otoriter veya baskıcı yönetim, istikrarsızlık ve siyasal şiddetin temel nedenlerinden biridir.

Otoriter veya baskıcı yönetimler için insan onuru, bireysel haklar ve siyasal eşitlik kavramlarının hiç bir anlamı yoktur. Esas olan baskıcı yönetimden faydalanan azınlığın mutluluğudur.

Çoğunluk ise ülkesinin soyulduğunu, milli değerlerin yok edildiğini, insan onuru, bireysel haklar ve siyasal eşitlik gibi değerlerin hiçe sayıldığını gördüğü için mutsuzdur.

Mutsuz halkın bir kısmı terörizme başvurarak haklarını elde etme yolunu seçer.  Ülke her geçen gün iç kargaşaya doğru sürüklenir. 

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde ise  her kesime eşit haklar verir. Bu gibi ülkelerde ya herkes mutlu, ya da herkes mutsuzdur. Hiç kimsenin aklına kargaşa çıkarmak, terörizme yönelmek gelmez.

Demokrasiyi yayma projesi ama nasıl?

Demokrasiyi yayma projesi ile yola çıkan ülkelerin önce kendilerine, kendi ülkelerindeki ‘insan onuru, bireysel haklar ve siyasal eşitlik’ gibi değerlerin ne durumda olduğuna bakmaları gerekmektedir.

Başta Türkiye olmak üzere, demokrasiyle yeni tanışmaya başlamış ülkelerin ise işi oldukça zordur.

Dünyanın en eski demokrasisi sayılan İngiltere’nin bile 1215’ten beri demokrasi yolunda çaba harcadığı, bilim ve aklın egemenliği yolunda özellikle Kilise ile savaşlarda ne bedeller ödediği hiç bir zaman akıldan çıkarılmamalıdır.

Dünyada demokrasiyi yayma projeleri

Son 20 yılda SSCB, Yugoslavya, Afganistan, Irak, Suriye, Sudan vb. gibi ülkelerde meydana gelen gelişmelerden, ‘demokrasiyi yayma’ denemelerinden ders çıkarılmalıdır. Mihail Sergeyeviç Gorbaçov, 1985’ten 1991’e kadar Sovyetler Birliği’ni yöneten liderdir. Gorbaçov’un perestroika (yeniden yapılanma) ve glasnost (açıklık) adını verdiği reform çalışmaları ile Soğuk Savaş’ı bitirdi; ancak bu reformlar Sovyetler Birliği Komünist Partisinin ülkede politik üstünlüğünü kaybetmesine ve sonrasında da Sovyetler Birliği’nin dağılmasına neden oldu. İlginç bir şekilde Sovyetler Birliği’nin dağılmasını önleyemeyen komünist siyasetçiler, koltuklarında kaldı.

Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti Josip Broz Tito’nun ölümünden sonra artan etnik çekişmeler, ekonomik bunalım ve Doğu Avrupa’daki değişiklikler nedeniyle 1980’lerin sonlarından 2000’li yıllara kadar yaklaşık 20 yıl süren kanlı bir süreç sonunda yedi ayrı egemen ülkeye bölündü. Yugoslavya’yı parçalamak üzere o dönemde Batı’nın demokratik ülkelerinin siyasi, ekonomik, ideolojik ve askerî eylemlere giriştiği bilinmektedir. Yugoslavya’dan ilk ayrılan parçalardan birisi Hırvatistan’dır. Hırvatistan’ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülke, Almanya’dır.

Irak’ta demokrasiyi yayma projesi

ABD yönetimi, Saddam gibi otoriter bir liderin yönetimi altındaki Irak’ı Mart 2003’te işgal etti. Amacı, Irak’a demokrasiyi yaymak idi. O günden bugüne, aradan geçen 13 yılda Irak’a demokrasi gelmediği gibi, milyonlarca Irak’lı öldürüldü, sakatlandı, işkenceye maruz kaldı. Günümüzde de Irak topraklarındaki çatışmalar devam etmektedir. SSCB ve Yugoslavya’dan sonra Irak’ın kaç parçaya bölüneceğini ‘işgali planlayan demokratik güçler hariç’ henüz bilen yoktur.

Suriye’de demokrasiyi yayma projesi

2011’den beri iç savaşın yaşandığı komşumuz Suriye’de durum, Irak’tan daha vahimdir. Arap Baharı kapsamında onlarca yıldır önce Sovyetler Birliği ve sonrasında Rusya Federasyonu’nun hegemonyası altındaki Suriye de  ABD tarafından ‘dönüştürülmek’ istenmiştir. Günümüzde Suriye’nin kaç parçaya bölüneceği belli değildir. Çünkü, ABD hükumetleri Suriye’de inisiyatifi Rusya Federasyonu’na kaptırmış durumdadır.

SSCB, Yugoslavya, Suriye ve Irak gibi somut örneklere, Mısır, Sudan, Afganistan ve Yemen’i de eklemek mümkündür. Ancak, ABD Afganistan, Irak ve Suriye’de olduğu gibi, Yemen’de de kontrolü elinden kaçırmıştır.

Afganistan’da demokrasiyi yayma projesi

Afganistan’da ise ABD’nin düştüğü durum, 1979-1988 döneminde Afganistan’ı işgal eden dönemin süper gücü SSCB’den farklı olmamıştır. Ekim 2001’de başlayan ve on yıldan fazla süren ABD işgal dönemi, Afganistan’a demokrasi getirmemiştir. Günümüzde Afganistan’da hakimiyet adım adım Taliban ve el-Kaide adlı terör örgütlerine geçmektedir.

ABD’nin bir gözü de Güney Asya’nın hassas ülkesi Pakistan üzerindedir. Fırsat bulduğunda Pakistan’ı da ‘dönüştürme’ olasılığı vardır.

Sonuç:

Sonuç olarak demokratik devletlerin “demokrasiyi yayma projesi” kapsamındaki çabaları hiç bir zaman samimi olmamıştır.

Baskıcı rejimlerle yönetilen ülkelere demokrasiyi yayma projesi, hür dünyaya hoş görünse de, hedef alınan ülkelere demokrasi yerine kan, zulüm ve gözyaşı getirmiştir.

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-02-26T18:28:01+00:00 Şubat 16th, 2017|Kategoriler: Harp ve Strateji|Etiketler: |Demokrasiyi yayma projesi kapsamında ABD’nin küresel politikası için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: