//Depresyon tedavisi: Tedaviye dirençli depresyon tedavisi

Depresyon tedavisi: Tedaviye dirençli depresyon tedavisi

Dirençli depresyon tedavisi, mevcut tedavi yöntemleriyle sonuç alınamayan depresyon hastalığı tedavisinde uygulanan yeni yöntemleri kapsamaktadır.

Depresyon, ya da majör depresif bozukluk, duygularınızı, düşüncelerinizi ve davranışlarınızı olumsuz yönde etkileyen yaygın ve ciddi bir tıbbi hastalıktır. 

Özellikle son zamanlarda bir çok kişinin muzdarip olduğu konu depresyondur. Son zamanlarda yaşanan travmalar, şoklar, kayıplar, artan iş stresleri, kaygılar, endişeler, çok yoğun tempolar, AVM’ler, TV’ler ve akıllı telefonlardan yayılan manyetik alanların enerjimizi etkilemesi, bozuk beslenme alışkanlıkları, fazla yenen şeker ve gluten gibi besinler depresyona sebep olmaktadır.  Bu etkenler üstü üste eklendikçe depresyon tahammül edilemez boyutlara gelmektedir.

Kişilerde farklı farklı semptomlar olabilmektedir. Depresyon halinde olan kişide ilk görülen şikayet yorgunluktur. Depresyonda olan kişilerin enerjisi düşüktür, sabah uykudan uyanmak ve yataktan kalkmak istemezler. Çok yoğun uykusuzluk yaşarlar. Uyku istekleri fazladır ancak düzenli uyku sorunları vardır. İşte çalışanların dikkati azalır, hata olasılığı artar. İştahları bozuktur, yemek yiyemezler. Bazı kişilerde fiziksel semptomlar oluşmaya başlar. Özellikle bayanlarda olmak üzere kalp çarpıntısı, kalpte sıkışma hissi gibi rahatsızlıklar depresyona eşlik etmeye başlar. 

Depresyon tedavisi

Depresyon tedavisinde ilk anda akla gelen tedavi şekli, doktor gözetiminde antidepresan ilaçlar kullanmaktır. Uz. Dr. Ebru Akçakanat‘a göre, ilaçla tedavinin yanında depresyon tedavisinde bilinçaltı çalışmaları (şokların, darbelerin, travmaların bilinçaltından temizlenmesi v.b gibi.) yapılmaktadır.

Ayrıca “manyetik alan dengeleme”si denen yeni teknolojilerle yapılan enerji çalışmaları ve buna ek olarak frekans temizleme çalışmaları depresyonda son derece başarılı sonuçlar getirmektedir. Hastaların enerji dengelemesi yapıldığında, yaşadıkları fiziksel ve ruhsal sorunlarda her anlamda bütünsel bir iyileşme gözlemlenmektedir.

Depresyon tedavisi alanında en son teknoloji ile uygulanan tedavi yöntemleri, dirençli depresyon hastası olanlarda bir sonuç vermemektedir. Bu nedenle,  bu gruptaki depresyon hastalarının tedavisi için yeni araştırmalar yapılmaktadır.

Dirençli depresyon tedavisi ve mantarlar

İngiltere’de yapılan araştırmalarda mantarlardaki halüsinojen maddesinin, depresyon tedavisinde kullanılabileceği tespit edildi. Halüsinojen, gerçekte var olmayan ancak birey tarafından algılandığı düşünülen nesnelerin görülmesine neden olan, bu durumun ortaya çıkmasını sağlayan maddedir.

Halüsinojenler, halüsinasyona neden olan etkenlerden elde edilen bir ilaç sınıfıdır. Bir kişinin gerçeklik algılamalarında meydana gelen derin bozulmalardır. Halüsinojenler bazı bitkilerde ve mantarlarda (veya mantar ekstraktlarında) bulunabilir. Ya da insan yapımı olabilir ve genellikle iki geniş kategoriye ayrılırlar: Klasik halüsinojenler (LSD gibi), ve dissosiyatif ilaçlar (PCP gibi). Her iki ilacın da etkisi altındayken, insanlar genellikle hızlı, yoğun duygusal salınımlar yaşarlar ve görüntüler görürler, sesler duyarlar ve gerçek gibi görünen ancak duyulmamış hissi hissederler. Halusinojenler ve dissosiyatif ilaçların etkilerine neden olan mekanizmalar henüz tam olarak bilinmemektedir. Buna rağmen, araştırmalar, duygudurum, algılama, uyku, açlık, vücut ısısı, cinsel davranış ve kas kontrolünü düzenleyen beyin ve omurilikteki nörotransmitter sistemler arasındaki iletişimi geçici olarak kesintiye uğratarak en azından kısmen işe yaradıklarını ortaya koyuyor. 

TREND ANALİZ:  Bilgisayar kaynaklı göz rahatsızlıkları nasıl azaltılabilir?

Dirençli depresyon tedavisi araştırmaları

Imperial College London’da görevli uzmanlarca yapılan çalışmada, 19 hastaya tek doz psilosibin adlı saykodelik madde tatbik edildi. Araştırmaya katılan 19 hastanın psilosibin maddesi tatbik edilmeden evvel,  Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) tekniği ile beyinleri görüntülendi. 

Depresyon tedavisi alanında umut vaat eden bu uygulamaya iştirak eden hastaların yarısından fazlası, psilosibini aldıktan sonra kendilerini depresif hissetmediklerini ifade ettiler. Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme (fMRI) tekniği ile hastaların beyinleri görüntülendiğinde, beyin fonksiyonlarında her hangi bir değişiklik gözlenmedi. 

Psilosibin denen maddenin hastalar (depresyon hastaları) üzerindeki müspet etkileri hemen hemen 5 hafta kadar devam etti. Araştırma, kısıtlı sayıdaki hasta üzerinde yapıldığı için, araştırmayı yürüten uzmanlar, depresyon geçiren hastaların psilosibin tatbikini kendi kendilerine yapmamaları gerektiğini vurguladılar.

Imperial College London’da yapılan araştırmadan evvel de psilosibin maddesinin “zihni yağlayarak”, kişilerin depresif semptomlar girdabından çıkmasına katkıda bulunabileceği hususunda başka uzmanlarca, farklı ortamlarda bazı bilimsel çalışmalar yapılmıştı.

Imperial College London’da 19 depresyon hastası üzerinde yapılan araştırma neticeleri 13 Ekim 2017’de Scientific Reports dergisinde yayınlandı. “Tedaviye dirençli depresyon için Psilosibin” başlığı ile yayınlanan raporda, psilosibinin beynin iki esas bölgesinde etkili olduğu vurgulandı.

Psilosibin maddesinin beyne etkileri

Beynin amigdala bölgesi beyinde korku, endişe gibi duyguların işlenmesinde büyük rolü oynamaktadır. Psilosibin, beynin amigdala bölgesinin fonksiyonlarını azalttığı için, depresyon hastalarında görülen depresyon semptomları da doğa olarak azalmaktadır. 

Amigdala bölgesini pasif hale getiren Psilosibin, insan beyni belli bir konuya odaklanmamışken aktif durumda olan ve beynin farklı bölgelerinin iletişiminden oluşan ağı (default-mode network) daha durağan hale getirmektedir. 

Uzmanlara göre psilosibinin yapısı, serotonin’e benzemektedir. Serotonin “mutluluk hormonu” olarak bilinmektedir. 

Depresyon tedavisi üzerine yeni açıklamalar

Imperial College London’da icra edilen araştırma ekibinin lideri Dr. Robin Carhart-Harris, depresyon halindeki beynin psilosibin tatbik edilmesinden sonra “sesini kestiğini” ve saykodelik deneyimin beyni “reset”lediğini ifade etti.

Dr Harris psilosibin uygulamasından sonra depresyon hastalarının adeta beyinlerinin temizlendiğini ve sanki yeniden başlatıldığını hissettiklerini vurguladı.

Araştırma sadece 19 depresyon hastası üzerinde yapıldığından, psilosibin maddesinin beyin aktiviteleri üzerindeki net etkisi kesin olarak ispatlanabilmiş durumda değil.  

Uzmanlar, ısrarla araştırmanın çok küçük bir grubu kapsadığına ve sağlıklı kişilerin beyin görüntülerine bakılıp hastalarınki ile karşılaştırılma yapılmadığına özellikle dikkat çekiyorlar. 

Bu araştırmaya katılan uzmanlar, direnç gösteren depresyon tedavisinde yeni yöntemlere ihtiyaç duyulduğuna işaret etmekteler.

Yazan: Burcu Akın Demirtaş Ι Uzman Eczacı 

Yazan | 2017-10-28T00:16:50+00:00 Ekim 28th, 2017|Sağlık|0 Yorum

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO’da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Harp Stratejisi, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.

Bu analiz hakkında yorum yapmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: