Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin siyasi tarihi

Anasayfa/Asya/Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin siyasi tarihi

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin siyasi tarihi

Bugüne etkisi açısından bakılınca Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun siyasi tarihi içerisinde Kürt isyanlarının önemli bir yeri vardır.

Kürt adı verilen toplulukların isyan hareketleri özellikle XVIII. yüzyılın sonları ile XIX. yüzyılın başlarında görülmüştür. Fasılalarla Cumhuriyet döneminde 1938 yılına kadar devam etmiştir. Her isyanın kendi şartları içinde birtakım sebepleri olmakla birlikte bütününü analiz ettiğimizde birtakım ortak noktaları bulmak mümkündür. Bunları ana başlıklar altında ele alacağız.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu ‘nun siyasi tarihi

Bölge 1514 Çaldıran savaşının ardından büyük bölümü ile Osmanlı idaresine geçmiştir. Çoğunlukla Sünni olan Kürt toplulukları Osmanlı yönetimini tercih etmişlerdir. Bu tercihte Osmanlı Devleti’nin bölgedeki idari uygulamalarının da etkisi olmuştur. Ocaklık ve Yurtluk adı altında bölge idaresinde mahalli ailelerden yararlanılmıştır.

XVII. yüzyılda görülen Celali ayaklanmaları Anadolu’nun her yerinde olduğu gibi Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Mezopotamya’da da etkisini göstermiş, bölgede birtakım Celali olayları vuku bulmuştur.

Osmanlı-İran savaşları ve Kasrı Şirin AntIaşması Antlaşması

Kanuni döneminde başlayan Osmanlı-İran savaşları da uzun yıllar devam etmiş ve Kasrı Şirin AntIaşması (1639) ile uzun sayılabilecek bir sulh dönemine girilmiştir. Aşağı yukarı bu tarihten Çarlık Rusyası’nın bölgeye sızmaya başladığı XIX. yüzyıl başlarına kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun büyük kesimi Osmanlı yönetiminde olmak üzere İran’la paylaşılmıştır.

Rusya’nın İran’la yaptığı 1813 Gülistan ve 1828 Türkmençay Antlaşmaları ile Aras’a kadar inmesi, arkasından 1829 Edirne Antlaşması ile Osmanlı Devleti’nden Karadeniz’in Poti, Ahıska bölgelerini alması Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yeni bir güç olarak Rusya’yı sokmuştur.

Hindistan yolunun tehlikeye girdiğini gören İngiltere bölgede, siyası, dini (misyonerlik), ekonomik bir takım faaliyetlerin içine girmiş ve kendi menfaatini koruyabilmek için Kırım Savaşı (1853) sırasında Türkiye’ye destek olmuştur.

Ruslar öncelikli olarak Ermeni toplumuna el atmış ve Türkiye’den koparılacak parça üzerinde bir Ermenistan’ın kurulabilmesi için faaliyet göstermeye başlamıştır.

Osmanlı Devleti’nde ıslahat hareketleri

Osmanlı Devleti ise 1683 yılındaki Viyana bozgununun arkasından birtakım ıslahat hareketlerine girişmiş ve ilk köklü değişikliğe ise Sultan lll. Selim ile ll. Mahmud döneminde gitmiştir.

Bu hükümdarlar zamanında başlayan idari reform hareketleri, merkezi otoritenin ülkenin her tarafında tesis edilmesine yönelikti. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde ortaya çıkan “Ayan” tipi idarecilere veya ailelere karşı harekete geçen devlet, XIX. yüzyılın ortalarına doğru bunların büyük bir bölümünü tasfiye etmiştir.

İsyanlar bölümünde anlattığımız başta Babanzade Abdurrahman Paşa olmak üzere Bedirhan’a kadar ulaşan isyanların en önemli sebebi budur.

Kendi konumlarını, makamlarını korumak  ihtiraslarını tatmin etmek üzere harekete geçen bu feodal kalıntılar, zorbalıkla toplayabildikleri halkla isyan etmişlerdir.

Bu dönemdeki “bir Kürt kulun isyanı  vergi vermemek ya da askeri katkıda bulunmamak anlamına geliyordu.” Genelde isyanların temel sebebi olarak gösterilen Devlet’e asker vermemek, topladıkları vergilerden devlet hissesini göndermemek davranışı, Yeniçeri isyanlarındaki “kazan kaldırmak” “çorba içmemek” gibi sembolik davranış biçimi sayılmalıdır.

“Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da birden fazla Siyasi gücün olması, bölge aşiretlerini etkilemiş ve yakın zamanlar boyunca devam eden bölgedeki siyasi istikrarsızlığın da en önemli sebebini teşkil etmiştir.”

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki aşiret yapısı

Bölgedeki aşiret yapısı tamamen güç dengesine göre kurulmuştur. En azından yönetici kadro zorla veya başka şekillerde toplum yönetici kadrosunu oluşturduktan sonra konumunu koruyabilmek için aşiretler arasındaki anlaşmazlıkları dikkate almak durumunda idi.

Bölgede birden fazla Siyasi gücün olması, bölge aşiretlerini etkilemiş ve yakın zamanlar boyunca devam eden bölgedeki siyasi istikrarsızlığın da en önemli sebebini teşkil etmiştir.

Aşiret anlayışına göre bir devletin tebaası olmuş rakip veya hasım bir aşiretle baş etmenin yegane yolu, bölgedeki diğer güçlü bir devlete sırtını dayamaktır.

Bir aşiret reisinin veya bir aşiretin bölgede nüfuz kazanabilmesi, başka bir devletin uydusu olan aşiret veya aşiret liderlerinin düşmanları olan bölgesel güçle işbirliği yapmasına bağlıdır.

XVI. -XVII. yüzyıllarda Osmanlı-İran, XVIII. -XIX. yüzyıllarda bu iki devletinde yanında Rusya, İngiltere ve zaman zaman Fransa gibi büyük güçlerin her zaman ve her bölgede menfaatleriyle uzlaşabilen lider ve toplulukları bulabilmelerinin sebebi budur. Batılı Devletlerin bölgedeki faaliyetlerini incelerken bunun birçok örneklerini gördük.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu toplum yapısı

Burada dikkate alınması gereken bir husus daha vardır. Bölgedeki bu toplumun heterojen sosyal yapısı ile bir millet özelliği göstermeyen siyasi yapısı kadar, bir “kast” oluşturan idareci unsurlarla olan ilişkilerindeki “sürü” zihniyetidir. Bu bakımdan bölgesel güçlerle temas kuran aşiret bazında da olsa bir toplum değil, o toplumun liderleridir. Liderler hangi yönde karar vermişse, halk da o karara körü körüne uymak zorundadır.

“Aşiret liderlerinin sadakati bu dayanışmanın menfaatine uygun düştüğü süreyle sınırlıdır. Yapılan işbirliğinin menfaatine ters düşmeye başladığını hissettiği an lider başka bir tarafa yönelmekten bir an bile geri kalmaz.”

Bölgesel güçle aşiret liderleri arasındaki bu dayanışma hiçbir zaman uzun süreli değildir. Aşiret liderlerinin sadakati bu dayanışmanın menfaatine uygun düştüğü süreyle sınırlıdır.

Yapılan işbirliğinin menfaatine ters düşmeye başladığını hissettiği an lider başka bir tarafa yönelmekten bir an bile geri kalmaz.

Hatta aynı zaman dilimi içinde bir biri ile taban tabana zıt güçlerle işbirliği yapabilir. Bölgesel bir karakter zafiyeti özelliği gösteren bu tutum, Osmanlı Devleti’nde merkezi otoritenin zayıflamaya başladığı XIX. yüzyılın başlarından itibaren bölgede çıkan isyanlarla açıkça görülmüştür.

Osmanlı Devleti’ne, Hilafete bağımlılık tamamen görünüşte olup, aşiretler çeşitli vesilelerle tabi olabilecekleri yeni bölgesel güçlere meyletmiş durumda idiler.

Batılı Devletlerin Faaliyetleri

Batılı emperyalist devletlerin “oryantalizm” çerçevesinde “Kürt” adı verilen topluluklarla ilgili çalışmaları XIX. yüz yıl başlarına kadar inmektedir. XIX. yüzyıla kadar Batılı araştırıcıların pek dikkatlerini çekmeyen bu topluluklarla, bu yüzyılın başlarında daha çok birkaç misyoner, seyyah, konsolosluk görevlileri vb. kimselerin ilgilendiğini, bu topluluklarla ilgili kültürel, etnoğrafik, sosyolojik, antropolojik, tarihi tespitler yapmaya çalıştıklarını görüyoruz.

Bu topluluklar özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrasında politikaların önemli ilgi odaklarından birisi halinde geleceklerdir.

Oryantalist faaliyetler sonucu elde edilen birtakım veriler, emperyalist gayelere mesnet teşkil etmiş, Ortadoğu’nun geniş bir coğrafyasına dağılan aşiretler “Kürt” adı altında nitelenmeye, Türk’ten ayrı bir ırk yada etnik unsur oldukları vurgulanmaya ve Ortadoğu’nun I. Cihan Savaşı sonrasında bölünmüş coğrafyasının daha da parçalanmasına gayret gösterilmiştir.

Bu politikalar, günümüzde Suriye, Irak, İran ve Türkiye toprakları üzerinde “sun’ i bir devlet” kurma safhasına gelmiş gibi görünmektedir.

XX. yüzyıl başlarından beri yürütülmeye çalışılan “kürtçülük ideolojisi” ile bir takım aşiret ve oymalara “Kürt” oldukları propaganda edilmiştir. Türk’ten ayrı bir ırk oldukları şuuru verilmeye çalışılmıştır. Türkiye, İran ve Irak topraklarında müstakil bir Kürdistan devleti kurulması esas alınmıştır. 

Kaynaklar:

¹ Prof.Dr. Abdülhaluk Çay, Her Yönüyle Kürt Dosyası (Temmuz 1993)

² Anatolia

Editörün Önerisi >>  Koçgiri Ayaklanması: Ayaklanma nedenleri, icrası ve sonuçları

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay


Yazan | 2017-04-21T15:23:27+00:00 Kasım 14th, 2013|Asya|Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin siyasi tarihi için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi:
/* Omit closing PHP tag to avoid "Headers already sent" issues. */