Ekonomik krizlerin nedenleri: Küresel ekonomik krizleri doğuran sebepler

//Ekonomik krizlerin nedenleri: Küresel ekonomik krizleri doğuran sebepler

Ekonomik krizlerin nedenleri: Küresel ekonomik krizleri doğuran sebepler

Son yıllarda ortaya çıkan ekonomik krizlerin nedenleri ve krizlerin arkasındaki temel etkenler olarak hep kapitalizm sorgulanmaktadır. Uzmanlara göre kapitalist ekonomide canlanma, düşüş ve kriz eğilimi, klasik liberal ekonomi-politiğe uymamaktadır.

Ekonomik krizlerin nedenleri: Kapitalizm etkisi

Ekonomik liberalizm, büyük ölçüde, piyasa ekonomilerinin arz ve talebin fiyat mekanizmalarının işleyişi yoluyla birbirine uyumlu hale geldiği bir denge haline yönelik doğal bir eğilim taşıdığı varsayımına dayanır. Adam Smith’e göre bunu yapan piyasanın görünmez elidir.

Ancak, hem ulusal hem de uluslararası düzeydeki kapitalizmin tarihi, bu denge ve istikrar imajını taşımaz. Aksine kapitalizm, hem ekonomik canlılık ve ekonomik düşüşe, bazı zamanlarda da küresel krizlere müsait olmuştur. Bu yönüyle kapitalizm küresel ekonomik krizlere karşı hassastır.

Bölgesel ekonomik krizler: Güney Denizi krizi

1720 gibi erken bir tarihte Güney Denizi Balonu’nun patlaması, binlerce yatırımcının finansal anlamda mahvolmasına neden oldu.

Olayın arkasında kendisine, İspanya’nın Güney Amerika sömürgelerinde ticaret tekeli verilen İngiliz bir anonim şirket olan Güney Denizi Şirketi’nde vahşi bir şekilde spekülatif ticaret yapılması yatmaktadır.

Küresel ekonomik krizler ve savaşların etkisi

Ekonomik dalgalanmalarla ilişkili görünen bir unsur da savaştır. Tarihteki en dramatik sürekli deflasyon dönemlerinin çoğu savaşın ardından gelmiştir.

Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nı sürekli ekonomik depresyon takip etti.

Napolyon Savaşları’nı sona erdiren Viyana Kongresi’nin (1814-1815) ardından Avrupa, sanayi yatırımları maliyetlerinin yüksek olduğu çok sayıda firma iflasının görüldüğü ve onlarca yıl süren bir deflasyon yaşadı.

19. Yüzyıl’ın ortalarında İtalyan ve Alman bütünleşme savaşları ve Amerikan İç Savaşı, daha sonra patlayarak yaygın iflaslara ve borsaların çökmesine yol açan spekülatif balonlar ürettiler.

Savaş ve ekonomik performans arasındaki bağlantılar çeşitli unsurlardan kaynaklanır:

  • Verimsiz askeri etkinliklerin finansman maliyeti,
  • Ticaretin kesintiye uğraması,
  • Sermaye hareketlerinin dondurulması,
  • Yeniden yapılanma maliyeti vb.

Immanuel Wallerstein (Doğumu 1930)

Amerikalı sosyolog ve dünya sistemler teorisinin öncüsü. Neo-marksist bağımlılık teorisinden ve Fransız tarihçi Fernand Braudel’in (1902-1985) fikirlerinden etkilenen Wallerstein, modern dünya sisteminin merkez ve çevre arasında uluslararası bir işbölümü ile tanımlanabileceğini savunur. Temel çelişkiler, nihayetinde dünya sisteminin sonunu getirecek olsa da, merkez bölgeler, sermaye birikiminin en sofistike biçimlerinden yararlanırken çevre bölgeleri, merkeze hammadde ihracatına bağımlıdır.

Wallerstein aynı zamanda merkez hegemonlarının (başat güçlerin) yükseliş ve düşüşlerini, zaman içerisinde dünya sisteminde meydana gelen değişikliklere bağlar ve Soğuk Savaş’ın sonunun Amerikan hegemonyasının zaferine değil, sonuna işaret ettiğini savunur.

Wallerstein’ın temel eserleri arasında, üç ciltlik Modem Dünya Sisteminin (The Modern World System, 1974, 1980, 1989) yanında, Jeopolitik ve Jeokültür (Geopolitics and Geoculture, 1991) ve Amerikan Gücünün Gerileyişi (Decline of American Power, 2003) sayılabilir.

 

Birinci Dünya Savaşı, büyük Batı ekonomilerinin 1920-1921’de çöküşü ve on yıl kadar sonra Büyük Buhran’ın gelişinden önce 1919’da uzun sürmeyen bir yeniden yapılanma canlanmasına yol açtı.

1945 sonrası dönemde hem Kore hem de Vietnam’daki çatışmalar, faizleri başlangıçta düşürüp sonra yükselten enflasyonist kabarmalara ve sonrasında sanayi yatırımlarında yükseliş ve düşüşlere neden oldu.

Deflasyon nedir?

Ekonomideki iktisadi faaliyetlerin düzeyindeki azalışa bağlı olarak fiyatların genel düzeyinin düşmesidir.

Kapitalist kalkınma ve Marksizm

Küresel ekonomik krizler, ekonomik canlanma ve ekonomik çöküşlere dair diğer açıklamalar, bunların kaynağını kapitalist sistemin kendi doğasında arar. Bunun klasik örneği, kapitalizmin Marksist analizinde bulunabilir.

Marks’ın amacı neydi?

Marks’ın tek amacı, kapitalizmin doğasından kaynaklanan ve uzlaştırılamaz sınıf çatışmalarına dayanan istikrarsızlığını ortaya koymak değil, aynı zamanda kapitalist kalkınmanın doğasını analiz etmekti. Marks, kapitalizmin özellikle derinleşen küresel ekonomik krizler yaşama eğilimine dikkat çekti. Bunlar, temelde ekonomiyi durgunluğa sokarak işsizliğe neden olan ve çalışan sınıfı yoksullaştıran üretim fazlasının döngüsel krizlerinden doğuyordu. Her kriz bir öncekinden daha ciddi olacaktı, çünkü Marks uzun vadede kar oranlarının düşeceğini hesapladı. Sonuçta bu da, kaçınılmaz olarak, toplumun çoğunluğunu oluşturan proletaryanın devrimle yükseleceği koşulları doğuracaktı.

Marksist analizin geçersizliği

Diğer avantajları ne olursa olsun, sistemi nihai çöküşe ve yerine başka bir sistemin gelmesine doğru kaçınılmaz bir biçimde ilerleten kapitalizmin `derinleşen’ küresel krizlerine dair Marksist imgenin geçersiz olduğu görülmüştür. Tersine kapitalizm, bir taraftan uzun vadeli büyüme ve genişleme sağlarken aynı zamanda dikkate değer biçimde kendini çabuk toparlayabildiğini, uyum sağlayabildiğini ve çeşitli mali ve ekonomik fırtınaları atlatabildiğini göstermiştir. Bu, kısmen, kapitalizmin teknolojik yenilik kapasitesinin Marks’ın beklentilerinin çok ötesine geçmesiyle olmuştur. Dolayısıyla ekonomik canlanma ve ekonomik çöküş döngülerine yönelik eğilimin, kapitalizm içerisinde sosyal devrimin öncüsü olmasa da hayati bir kusur olduğunu düşünmeye devam eden az sayıda insan hala vardır.

Küresel ekonomik krizler ve diğer teoriler

En tanınmış ve Marksist olmayan teoriler arasında, Avusturyalı iktisatçı ve sosyal teorisyen Joseph Schumpeter (1883-1950) tarafından geliştirilenler sayılabilir. Marks’ın kapitalist ekonomik döngü teorisi temelinde Schumpeter (1942), kapitalizmin, yenilikçi çıkışlarla mevcut yatırımlara zarar vererek onların yerine yenilerinin gelmesini sağlayan ve ‘yaratıcı yıkım’ olarak adlandırdığı bir mayalanma halinde varlığını sürdürdüğünü savundu.

Yaratıcı yıkım olgusu nedir?

Yaratıcı yıkım olgusu, hem büyüme yaratacak şekilde ekonomileri işleten ve başarı ve başarısızlıklarıyla ekonomik döngüleri harekete geçiren şeyin girişimciler olduğu fikrini, hem de yeniliğin refahın itici gücü olduğu fikrini kapsar. Fakat hem dönemsel düşüşlerin insani ve toplumsal maliyetlerinin, hem de büyüyen elitizm ve devlet müdahalesinin dinamizmi, yaratıcılığı ve bireyciliği boğmasının, sonuçta kapitalizmin sonunu getireceğini savunan Schumpeter’in kendisi, kapitalizmden uzun vadedeki beklentiler konusunda kötümserdi. Fakat 1945 sonrası dönemde ve özellikle hızlanmış küreselleşme ve `turbo kapitalizm’ çağındaki gelişmeler, Schumpeter’in, kapitalizmin yaratıcı yıkım konusundaki sürekli iştahını ciddi anlamda küçümsediğini göstermektedir.

Ekonomik döngü nedir?

Bazen ‘ticaret döngüsü’ olarak da anıları, ekonomik faaliyetlerin düzeyinin, zaman içerisindeki düzenli salınımları.

Küresel ekonomik krizler ve geleneksel akademik iktisatçılar

Daha geleneksel akademik iktisatçılar;

  • küresel ekonomik krizler,
  • ekonomik canlanma,
  • ekonomik çöküş döngülerini,
  • iş yatırımlarını ve bunların gayri safi yurtiçi hasıla düzeyindeki etkilerini belirleyen unsurlarla açıklama eğilimindedir.

Bu görüşlere göre iş yatırımlarının düzeyi, çarpan etkisi (harcama ve yatırımların ekonomiye yapılırken yarattığı abartılı etki) ve hızlandırıcı ilkesi (çıktı oranlarının değişmesiyle yatırım düzeylerinin farklılaşacağı hipotezi) gibi unsurlar nedeniyle doğal olarak istikrarsızdır.

Kaynaklar:

¹Andrew Heywood, Küresel Siyaset, Adres yayınları (2014)

² The Balance

³ The Economist

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-03-11T17:10:05+00:00 Mart 11th, 2017|Ekonomi|Ekonomik krizlerin nedenleri: Küresel ekonomik krizleri doğuran sebepler için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: