This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

Ekonomik küreselleşme teorileri: Ekonomik küreselleşmenin perde arkası

Anasayfa/Ekonomi/Ekonomik küreselleşme teorileri: Ekonomik küreselleşmenin perde arkası

Ekonomik küreselleşme teorileri: Ekonomik küreselleşmenin perde arkası

Küreselleşme kapsamında ekonomik küreselleşme teorileri ve ekonomik küreselleşmenin perde arkasındaki gerçekler ilgi çekmektedir. Bu analizde, Andrew Heywood’un hiper-küreselciler ile küreselleşme şüphecileri arasındaki tartışmalara farklı açılardan yaklaşımını okuyucularımıza sunuyoruz.

  • Ekonomik küreselleşme efsane mi yoksa gerçek midir?
  • Ulusal ekonomiler etkin bir biçimde tek bir küresel sisteme mi dahil edilmiştir yoksa aslında hiçbir şey değişmemiş midir?
  • Dünya ekonomisi birbiriyle bağlantılı ulusal ekonomilerin bir toplamı olmaya devam mı etmektedir?

Ekonomik küreselleşme teorileri: Hiper küreselciler

Bu tartışmada genellikle birbirine keskin biçimde karşıt iki tutum benimsenmektedir. Bir tarafta hiper-küreselciler, ekonomik ilişkilerin sınır-ötesi veya dünya çapında bir karakter taşıma eğiliminin karşı konulamaz olduğu, teşvik edildiği, hatta bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler tarafından dayatıldığı ‘sınırsız’ bir küresel ekonomi imajı sunar.

Ekonomik küreselleşme teorileri: küreselleşme şüphecileri

Diğer tarafta küreselleşme şüphecileri, ulusal ekonominin sonunun genellikle ideolojik amaçlarla fazla abartıldığına dikkat çekerler: Serbest piyasa ve neo-liberal politikalara yönelişin kaçınılmazmış gibi görünmesi için ekonomik küreselleşme, gelişmiş ve karşı konulamaz olarak sunulmaktadır. Fakat tek bir küresel ekonomi ile az çok karşılıklı bağımlı ulusal ekonomilerin toplamı arasındaki seçim bizi yanlış yönlendirir. Bu, küresel ekonominin olmadığı anlamına değil, sadece bu imgenin, çok daha karmaşık ve farklılaşmış gerçekliğin yalnızca bir parçasını gösterdiği anlamına gelir.

Ulusal, bölgesel ve küresel ekonomiler

Dünya ekonomisini ‘küresel’ değil, `küreselleşen’ bir ekonomi olarak görmek gerekir: Modern ekonomik yaşam, giderek sadece ulusal değil bölgesel ve küresel nitelikteki süreçler tarafından şekillendirilmektedir.

Bununla birlikte ulusal, bölgesel ve küresel düzeylerin önemi, farklı ekonomik sektörler, etkinlik türleri ve tabii ki dünyanın farklı bölgelerinde dikkate değer biçimde farklılık göstermektedir. Ekonomik küreselleşme, kesinlikle eşit dağılmış bir süreç değildir. Buna rağmen küresel karşılıklı bağlanmışlık çeşitli yollarla artmaktadır. Bunların en önemlileri arasında aşağıdakiler sayılabilir:

■ Uluslararası ticaret

■ Ulus-ötesi üretim

■ Küresel işbölümü

■Küreselleşen mali sistem

Tüketimcilik:

Kişisel mutluluğun maddi varlıklarla eş tutulduğu felsefi ve kültürel olgudur.

Uluslararası ticaretin artış nedenleri

Uluslararası ticaretin artışı, 1945’ten beri dünya ekonomisinin en göze çarpan özelliğidir. Bu dönemde uluslararası ticaret, uluslararası üretim oranının ortalama iki katı artmıştır.

  • Örneğin dünya çapında ihracat, 1960’ta 629 milyon dolardan 2003’te 7,3 trilyon dolara çıkmıştır.

Uluslararası ticaretin artmasını, 1950’ler sonrasında Almanya ve Japonya gibi ihracata yönelik ekonomiler sağladı. 1970’ler sonrasında Doğu ve Güneydoğu Asya’nın kaplan ekonomileri devreye girdi. Ticaret ve ekonomik büyüme birbirine doğrudan bağlantılıdır. Ticaret ne kadar artarsa, devletlerin ya da ticari firmaların büyümesi de o oranda artar. Korumacılık politikaları büyümeye kısmen de olsa engel teşkil edebilir. 1970’lerdeki korumacılığın kısmen engellemesine rağmen, uluslararası ticaretteki artış eğilimi devam etti.

Uluslararası ticaret gerçekten küresel mi?

Güncel dünya ekonomisinde uluslararası ticaretin ayırt edici özelliklerinden biri, sektörler arasında değil, aynı sektör içerisinde yürütülmesidir. Bu durum da fiyat rekabetini önemli oranda artırır. Ulus ötesi şirketlerin büyümesiyle şirket içi ticarette artmıştır.

Ticaretin ayrı bireysel firmalar arasında değil de firma-içi yapılması, yoğunlaşan küreselleşmenin en net işaretlerinden biridir. Küreselleşme şüphecileri, uluslararası ticaret eğilimlerinin küreselleşmenin derecesine dair güçlü bir gösterge olmadığını savunur.

  • Örneğin uluslararası ticaretin modern ve tarihteki seviyeleri arasında çok az fark vardır. Firma-içi ticaret istisnası dışında uluslararası ticaret, tek bir küreselleşmiş dünya ekonomisinden ziyade `sığ’ bir bütünleşmeyi ve belli bölgeler içinde, daha fazla karşılıklı bağımlılığı teşvik eder. Üstelik modern ticaret sisteminde, dünya ticaretinin yaklaşık %80’i sadece gelişmiş ülkeler arasında gerçekleşmektedir. Modern ticaret, beklendiği gibi farklı bölgeler arasında değil, belli bölgeler (Kuzey Amerika, Avrupa, Doğu ve Güneydoğu Asya) içerisinde cereyan etmektedir. Bu yüzden uluslararası ticaretin küresel olup olmadığı da tartışmalıdır.

‘Ekonomik küreselleşme teorileri’nde üretim sorunu

Ulus-ötesi üretim sorunu, dünya üretiminin çoğunu ve ticaretinin yaklaşık yarısını gerçekleştirecek duruma gelen ulus-ötesi şirketlerin artan önemiyle yakından ilişkilidir. Ulus ötesi şirketler, dünyanın her yerinden ham madde, ara mal, yatırım ve hizmet elde etme yetenekleri sayesinde küresel kaynak kullanımı fırsatlarını değerlendirmektedir.

Ulus-ötesi şirketlerin avantajı nedir?

Ulus ötesi şirketler, etkinlik ve karlılık açısından üretim yerlerini şirket vergilerinin düşük ve işçi haklarının kısıtlı olduğu, ucuz ve nispeten kalifiye işgücü kaynaklarına  sahip olan avantajlı ülkelere veya bölgelere kaydırabilme avantajına sahiptir.

 

Fakat bu eğilimler, tam anlamıyla küreselleşmiş bir üretim sistemi olmaktan uzaktır. Çoğu ulus-ötesi şirket kendi ülkeleriyle olan güçlü bağlarını korumaktadır. Dolayısıyla ulus-ötesi görünmekle birlikte, çoğu firma “ulusal”dır. Bu nedenle, üretim de büyük ölçüde gelişmiş dünyada (Kuzey Amerika, Avrupa, Doğu ve Güneydoğu Asya) yoğunlaşmaya devam etmektedir.

Ekonomik küreselleşme teorileri: Dengesizlik nerde?

Ekonomik küreselleşmeye dair daha fazla kanıt, güçlendirilmiş küresel iş bölümünde bulunabilir. Dünya işçilerinin tahminen yalnızca %15’i gerçek anlamda küresel çapta hareketli olarak değerlendirilmektedir. Tek bir dünya emek piyasası oluşturmaya yetmese de, ekonomik uzmanlaşma konusunda daha net modeller ortaya çıkmıştır. Özellikle yüksek teknoloji üretimi giderek gelişmiş dünyada toplanmaktadır. Daha yoksul çoğu devletin küresel ekonomiyle bütünleşmesi, ihracata yönelik olarak tarımsal mallar veya ham madde üretimi anlamına gelir.

Ekonomik küreselleşme teorileri ve Neo-marksistler

Neo-marksistler ve Immanuel Wallerstein gibi dünya sistemi teorisyenleri, ekonomik küreselleşmenin dengesiz ve hiyerarşik bir süreç güttüğünü ileri sürerler. Ekonomik gücün ‘çevrenin’ aleyhine olacak şekilde ekonomik ‘merkezde’ toplandığı ve kazananları ve kaybedenleri olan bir oyun olduğunu savunurlar. Burada çevre ile kastedilen ihracata yönelik tarımsal üretim yapan ve çoğu ancak ham madde kaynağı olan ‘fakir ülkeler’dir. Kuzey Amerika, Avrupa, Doğu ve Güneydoğu Asya ise ‘merkez’dir.

Çevre ile merkez arasındaki bu dengesizlikler, merkez bölgelerin/devletlerin küresel ekonomiden tam fayda sağladığı, çevre ülke veya bölgelerinse arzu edilen faydayı sağlayamadığına işaret eder. Bu durumda çevresin küresel ekonomi ile tam bütünleşme sağladığı iddia edilemez.

Küresel mali sistem nedir?

Küresel mali sistem genellikle ekonomik küreselleşmenin arkasındaki itici güç ve hatta küresel ekonominin temel yapı taşı olarak betimlenir. Küresel mali sistem, iki sürecin sonucunda oluşturulmuştur.

♦ Birincisi, Bretton Woods’un çökmesiyle birlikte dalgalı kura geçişin ardından 1970 ve 1980’lerde mali piyasa düzenlemelerinin kaldırılması yönündeki genel değişimdi. Bu, para ve sermayenin ulusal ekonomilerin hem kendi içinde hem de aralarında çok daha kolay bir biçimde dolaşmasına izin verdi. Daha sonra 1990’larda, mali piyasalarda yeni bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanılması, mali işlemlere gerçek anlamda ülkeler üstü bir nitelik kazandırarak sınır ötesi işlemlerin gerçekten ‘düşünce hızında’ yürütülmesini sağladı. Bunun örneği, para birimlerinin küresel çapta ticaretinin yapılması ve değerlerinin küresel piyasa güçleri tarafından belirlenmesi anlamında ulusal niteliklerini kaybettiğini gösteren, dünya kapsamında bir paranın ortaya çıkışıdır. Küresel döviz piyasalarında 2001 yılında günlük yaklaşık 4 trilyon dolar —ABD’nin yıllık gayri safi milli hasılasının tamamından daha büyük bir rakam— para ticareti yapıldı. Buna rağmen mali küreselleşmenin, hem ulusal ekonomilerin istikrarı hem de küresel kapitalizm üzerindeki etkisi önemli bir tartışma konusudur.

♦ Son olarak ekonomik yaşamın küreselleşme derecesi hakkındaki geleneksel tartışmanın, dar parametreler çerçevesinde yürütüldüğünü hatırlamakta yarar var. Komünizmin dağılması ve sosyalizmin daha da geri çekilmesine rağmen, kapitalist olmayan veya en azından ticari olmayan önemli ekonomik biçimler dünyanın pek çok yerinde varlığını sürdürmektedir. Bunlardan biri de kayıt dışı ya da görünmez ekonomilerdir.

Ekonomik küreselleşme teorileri ve kayıt dışı ekonomi

Özellikle feminist iktisatçılar, ücret ödenmeyen bir emeğe dayalı, ev işleri, çocuk ve yaşlıların bakımı ve küçük çaplı tarım işleri gibi alanlarda ağırlıklı olarak kadınların çalıştığı geniş, kayıt-dışı ‘görünmez’ bir ekonomiye dikkat çekmiştir. Özellikle gelişmekte olan dünyada önemli olan bu ekonomi, küresel piyasaların tamamen dışında bir takas ve maddi düzenlemeler çerçevesinde işler.

Bununla birlikte, kayıt dışı ekonominin dünya nüfusunun önemli bir kısmının beslenmesinden sorumlu olduğu söylenebilir.

  • Örneğin kadınlar tarafından ekilen ev bahçeleri, Doğu Nijerya’daki aile çiftliklerinin sadece %2’sini oluşturmasına rağmen, toplam çiftlik üretiminin yaklaşık yarısını karşılar. Endonezya’da aile gelirinin %20’si ve iç piyasa gıda arzının %40’ı ev bahçelerinden karşılanır. Bu görünmez ekonominin önemi hakkındaki farkındalık, özellikle geleneksel piyasa temelli kalkınma stratejilerinin ‘görünmez’ ekonomiye zarar verebileceğinin fark edilmesi nedeniyle, Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankasının benimsediği kalkınma stratejilerini artan bir biçimde etkilemektedir.

Ekonomik küreselleşme ve ekonomik küreselleşmenin olumlu ya da olumsuz sonuçları akademisyenler ve piyasa yapımcıları tarafından tartışılmaktadır.  Aşağıdaki yazıda Andrew Heywood’un görüşleri yer almaktadır.

Ekonomik küreselleşme ve piyasa

Liberal ekonomik açıdan refah yaratmanın, zenginlik ve ekonomik fırsatların en garanti ve güvenilir yolu piyasadır. Bunun nedeni, piyasanın rekabet ve kâr güdüsünün, çalışma ve girişimin yanında kaynakların en verimli kullanacak şekilde dağıtımını teşvik etmesidir.

Ekonomik küreselleşmede piyasa etkisi

Piyasa iktisadının sınır ötesi genişlemesine dayanan ekonomik küreselleşme, her ülkedeki insanların, yalnızca kapitalizmin sunabileceği yaygın refah ve genişletilmiş fırsatlardan yararlanabilmesini sağlama yoludur.

Ekonomik küreselleşmenin kazan-kaybet etkisi

Ekonomik küreselleşmenin en büyük avantajı, onun kazananlarla kazananlar arasında oynanan bir oyun olmasıdır. Zengini daha zengin yapmasına rağmen, aynı zamanda fakiri de daha az fakir yapar. Bu, uluslararası ticaretin, ülkelerin, karşılaştırmalı avantaja sahip oldukları mal veya hizmet üretiminde uzmanlaşmasına ve uzmanlaşmanın ortaya çıkardığı ölçek ekonomilerinden kaynaklanan diğer kazanımlara imkan sağlamasıyla gerçekleşir.

Benzer şekilde ulus ötesi üretim bir iyilik gücüdür.

  • Örneğin ulus ötesi şirketler, gelişmekte olan dünya hükümetlerinin yabancı yatırımları çekme konusunda neden bu kadar hevesli olduklarının anlaşılmasına yardımcı olacak şekilde refahı yayar, istihdam olanaklarını genişletir ve gelişmekte olan ülkelerde modern teknolojiye erişimi artırır. Bu yüzden ekonomik küreselleşme, yoksulluğu azaltmanın en güvenilir yoludur.

Ekonomik küreselleşme ve siyasal faydaları

Bazı uzmanlara göre ekonomik küreselleşmenin toplumları sadece zenginleştirmediği de iddia edilmektedir. Bunun yanında açık, piyasa temelli ekonomi aynı zamanda toplumsal ve siyasal faydalar da sağlar. İnsanlar daha geniş çalışma, kariyer ve eğitim fırsatlarından yararlanabilme imkanına kavuşurken toplumsal hareketlilik artar ve bireycilik ve kendini ifade edebilme olanaklarına daha fazla etki alanı tanındığı için gelenek ve göreneklerin despotizmi zayıflar.

Ekonomik küreselleşmenin demokrasiye etkisi

Ekonomik küreselleşmenin demokratikleşmeyle bağlantılısı tartışılmaktadır. Bunun nedeni, daha geniş ekonomik ve sosyal fırsatlardan yararlanan insanların, kısa bir süre sonra, özellikle çok partili seçimlere gidilmesi yoluyla siyasal katılım konusunda daha fazla fırsat talep etmesidir.

Ekonomik küreselleşme ve eşitsizlik gerçeği

Küreselleşmeyi eleştirenler, yeni ve derin bir biçimde yerleşmiş eşitsizlik modellerinin doğuşuna dikkat çeker: Bu yüzden küreselleşme, yukarıda da belirtildiği gibi kazananlarla kaybedenler arasında oynanan bir oyundur.

  • Eleştirel teorisyenler, ulus ötesi şirketler ve genel olarak ileri sanayi ülkelerinin, özellikle de ABD’nin kazananlar;
  • Ücretlerin düşük, ekonomik düzenlemelerin zayıf ya da hiç olmadığı, üretimin iç ihtiyaçlardan ziyade giderek küresel piyasalara yönelik olarak yapıldığı yerler olan gelişmekte olan dünyanın ise kaybedenler olduğunu savunur.

Ekonomik küreselleşmenin bir diğer tanımı “neo-sömürgecilik”tir: Pazarlarını açma ve kaynaklarının zengin ülkeler tarafından yağmalanmasına izin verme konusunda yoksul ülkelere baskı yapar.

Ekonomik küreselleşme ve kapitalizm

Önemli bir konu da ekonomik küreselleşmenin, ulusal hükümetlerin etkisini azaltarak kamusal sorumluluğu kısıtlamasıdır. Bunun yerine:

  • devlet politikaları,
  • yabancı yatırım çekme ihtiyacı,
  • artan uluslararası rekabetin yarattığı baskılar tarafından yönlendirilir.

Dolayısıyla küresel ekonomiyle bütünleşme, genellikle vergi reformu, ekonomik düzenlemelerin kaldırılması ve sosyal hizmetlerin daraltılması anlamına gelir.

Küresel kapitalizm ve demokratikleşme arasında olduğu ileri sürülen bağlantı da bir efsanedir. Piyasa reformları başlatan ve küresel ekonomiyle bütünleşmeye çalışan çoğu ülke, diktatöryal olmasa da, devlet kapitalizminin ilkeleriyle uyumlu bir biçimde otoriter kalmaya devam etmiştir.

Ekonomik küreselleşme ve yaşam kalitesi

Ekonomik küreselleşmenin yaşam kalitesini geliştirdiğine, hatta renklendirdiğine dair net bir gösterge yoktur. Bunun nedeni, tüketimciliğin ahlaki ve maddi bencilliği teşvik etmesidir. Aynı ürünleri tükettikçe, aynı marketlerden alışveriş yaptıkça, aynı çalışma biçimleri ve yaşam koşullarına sahip oldukça, insanlar arasındaki kültürel ve toplumsal farklılıklar kaybolmaktadır.

Kaynaklar:

¹Andrew Heywood, Küresel Siyaset, Adres yayınları (2014)

² Financial Times

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-03-11T13:51:57+00:00 Mart 11th, 2017|Kategoriler: Ekonomi|Etiketler: |Ekonomik küreselleşme teorileri: Ekonomik küreselleşmenin perde arkası için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: