Aklın gerilla savaşı stratejisi: Aklınıza karşı gerilla savaşı açın!

//Aklın gerilla savaşı stratejisi: Aklınıza karşı gerilla savaşı açın!

Aklın gerilla savaşı stratejisi: Aklınıza karşı gerilla savaşı açın!

Aklın gerilla savaşı stratejisi doğru karar vermek için, kendi aklınıza karşı savaşmanızı öngörür.  Sizi en fazla aşağıya çeken ve üzen şey, gereksiz bağlanmalar, eski denklemlerin tekrarlanması ve eski zaferlerle yenilgilerin anılarla dolu olmasıdır.

Aklın gerilla savaşı stratejisi: Geçmişe savaş ilan edin!

Bilinçli olarak geçmişe karşı savaş ilan etmeli ve içinde bulunduğunuz ana tepki göstermeye kendinizi zorlamalısınız. Kendinize karşı acımasız olun; eski, yıpranmış yöntemleri yinelemeyin. Bazen risk içerse bile yeni yönlere saldırmak için kendinizi zorlayın. Rahatlık ve güvenlik açısından yitirdiklerinize karşılık elde edeceğiniz sürprizler, ne yapmakta olduğunuzu düşmanlarınızın anlamasını güçleştirir. Aklınıza karşı bir gerilla savaşı açın, hiçbir sabit savunma hattının, korunmasız şatonun bulunmasına izin vermeyip her şeyin akıcı ve hareketli olmasına özen gösterin.

Son savaş: Austerlitz Çarpışması

Hiç kimse Napoleon Bonaparte kadar hızlı yükselmemiştir (1769- 1821). 1793 yılında Fransız devrim ordusunda yüzbaşılıktan tuğgeneralliğe terfi etmiştir. 1796 yılında ise İtalya’da Avusturyalılarla savaşan Fransız Ordusu’nun komutanı olmuş ve düşmanı hem o yıl, hem de üç yıl sonra tekrar yenilgiye uğratmıştır. 1801’de Fransa’nın ilk konsülü, 1804’de imparatoru olmuştur. 1805 yılında ise Avusturya ve Rus ordularını Austerlitz Çarpışması’nda yenmiştir.

CARL VON CLAUSEWITZ DİYOR Kİ:

Kuramlar, kişinin aklını sorunları çözecek denklemlerle donatamadığı gibi tek çözümün yattığı varsayılan daracık yolun iki yanına taflanlar dikerek yerini belirtemez. Ama kişinin aklına olgular ve aralarındaki bağlantılar hakkında anlayış katar ve aklı, hareketin daha yüksek düzeyine ulaşması için özgür bırakır. Bu düzeyde akıl, yapısında var olan yeteneklerini tüm kapasiteyle kullanıp sanki hepsi yoğun baskılarıyla tek bir fikir biçimini almış gibi bir araya getirip doğru ve gerçek olanları yakalarken adeta bir düşünce ürünü yerine karşısındaki engele bir tepkiymiş gibi davranır.

(SAVAŞ ÜZERİNE, CARL VON CLAUSEWITZ, 1780-1831)

Napoleon bir generalden daha fazlasıydı!

Bazıları için Napoleon bir generalden daha fazlasıydı; bir dahiydi, bir savaş tanrısıydı. Ama herkes bu kadar etkilenmiş değildi; bazı Prusya generalleri onun yalnızca şanslı olduğunu düşünüyorlardı. Napoleon’un atak ve saldırgan davrandığı savaşlarda rakiplerinin ürkek ve zayıf olduğuna inanıyorlardı. Eğer günün birinde Prusyalılarla karşılaşırsa, büyük bir sahtekar olduğu ortaya çıkacaktı.

Bu Prusyalı generaller arasında Hohenlohe-Ingelfingen Prensi Friedrich Ludwig de (1746-1818) vardı. Hohenhole Almanya’nın askerlik konusunda parlak bir geçmişi olan en eski soylu ailelerinden birine mensuptu. Mesleğine çok genç yaşta adım atıp Prusya’yı büyük bir güç haline getirmiş olan Büyük Frederick’in (1712-1786) komutası altında bulunmuştu. Hızla terfi edip Prusya standartlarına göre çok genç bir yaş sayılan elli yaşında general olmuştu.

Hohenlohe’ye göre savaşın başarısı

  • organizasyona
  • disipline
  • eğitimli asker beyinlerinin geliştirdiği üstün stratejilere dayanıyordu.

Prusyalılar bu değerlerin tümünün örneğini oluşturuyorlardı. Prusya askerleri en karmaşık manevraları bir makine kadar düzgün yapana dek durmamacasına talim ediyorlardı. Prusyalı generaller Büyük Frederick’in zaferlerini derinlemesine inceliyorlardı; onlara göre savaş matematiksel bir olgu, zamanla sınırlanmayan ilkelerin uygulamasıydı. Generallere göre Napoleon başıbozuk bir vatandaş ordusunu yöneten öfkeli bir Korsikahydı. Bilgi ve yetenek açısından ondan üstün olduklarına göre stratejiyle onu kolayca yenebilirlerdi. Disiplinli Prusya askerleri karşısında Fransızlar paniğe kapılıp darmadağın olacaklar, Napoleon efsanesi yıkılacak ve Avrupa yine eski günlerine dönecekti.

1806 Ağostosu’nda Hohenlohe ve arkadaşları isteklerine kavuştular: Napoleon’un tutmadığı sözlerden bıkmış olan Prusya Kralı III. Fredrich Wilhelm altı hafta sonra ona savaş açmaya karar verdi. Bu arada generallerine Fransızları ezmek için bir plan yapmalarını söyledi.

Hohenlohe sevincinden havalara uçtu. Bu savaş meslek yaşamının zirvesini oluşturacaktı. Yıllardır Napoleon’u nasıl yeneceğini düşünmüştü ve generallerin ilk strateji toplantısında planını sundu: Ordu Güney Prusya’dan yürüyüşe başlayacak ve belirli bir açıdan Fransızlara saldıracaktı. Büyük Frederick’in en sevdiği taktik olan eğik düzen saldırısı (düşmanın tek kanadına yüklenmek) ile öldürücü darbe indirilecekti. Altmışlı, yetmişli yaşlarda olan diğer generaller de, hepsi Büyük Frederick’in taktiklerinin çeşitlemelerinden oluşan kendi planlarını sundular. Görüşmeler tartışmalara dönüştü ve aradan haftalar geçti. Sonunda krala işe el koyup tüm generallerini tatmin edecek bir uzlaşma stratejisi yarattı.

Büyük Frederick’in görkemli yıllarını yeniden yaşayacağını varsayan ülkeyi inanılmaz bir heyecan sardı. Becerikli casusları aracılığıyla Napoleon’un bu plandan haberi olduğunu generaller fark ettiler ama Prusyalılar ilk adımı atacaktı ve savaş makinesi bir kez harekete geçince, hiçbir şey onu durduramazdı.

FRIEDRICH VON BERNHARDI DİYOR Kİ:

Baron Antoine-Henri de Jomini, Napoleon’un yaptıklarını rastgele bir sistemle bağdaştırıyor. Napoleon’un üzerine atıyor ve bunu yaparken bu yüzbaşının büyüklüğünü nelerin oluşturduğunu görmeyi beceremiyor. Napoleon’un büyüklüğü ise tüm kuramlara burun kıvırarak, her seferinde duruma en uygun adımı atarak giriştiği hareketlerin pervasız ataklığında yatıyor. (FRIEDRICH VON BERNHARDI, 1849-1930)

Sıkıntılı bir haber geliyor!

Kralın savaş ilan etmesinden birkaç gün önce, 5 Ekim’de sıkıntılı bir haber generallere ulaştı. Bir keşif kolu, Napoleon’un dağıtılmış olduğunu varsaydıkları ordusunun doğuya ilerlediğini, bir araya geldiğini ve güney Prusya içlerine doğru yığılmakta olduğunu bildirmişti. Keşif koluna komuta eden yüzbaşı, Fransız askerlerinin erzaklarını sırt çantalarıyla taşıyarak çok hızlı yürüdüklerini buna karşılık Prusyalıların çok yavaş yürüyen arabalar kullandıklarını açıkladı.

Generallerin planda bazı düzeltmeler yapmalarına zaman kalmadan Napoleon’un ordusu birdenbire kuzeye döndü ve Prusya’nın kalbine, Berlin’e doğru ilerlemeye başladı. Generaller tartışmaya başladı, nereden saldıracaklarına karar vermek için birliklerini oraya buraya yönlendirdiler. Herkesi bir panik havası sarmıştı. Sonunda kral geri çekilmelerini emretti: askerler tekrar kuzeyde toplanacak ve Berlin’e doğru ilerleyen Fransız Ordusu’nu yandan vuracaktı. Hohenlohe öncü güçlere komuta ediyor, Prusyalıların geri çekilmesini korumaya alıyordu.

Jena Savaşı

14 Ekim’de Jena kenti yakınlarında Napoleon uzun zamandır arzuladığı savaşı gerçekleştirmek isteyen Hohenlohe’ye yaklaştı. İki tarafın askerleri sayıca birbirine eşitti, ama Fransızlar düzensizdi, kaçamak dövüşüyor, kaçıyordu; Hohenlohe ise bir orkestra şefi gibi askerlerini sıkı düzen içinde tutuyordu. Fransızlar Vierzehnheiligen köyünü ele geçirene dek savaş bir ileri bir geri sürüp gitti.

Hohenlohe askerlerine köyü tekrar ele geçirmelerini emretti. Büyük Frederick döneminden kalma bir ritüelle bir bando şefi tempo vurmaya başladı ve Prusya askerleri sancakları dalgalanarak kusursuz bir tören kıtası biçimini alıp ilerlemeye hazırlandılar. Ne var ki, onlar açık arazideydiler ve buna karşılık Napoleon’un askerleri bahçe duvarlarının ardına, evlerin çatılarına gizlenmişlerdi. Fransız keskin nişancılarının karşısında Prusyalılar dokuz kuka oyunundaki tahta kukalar gibi yıkılıverdiler. Aklı karışan Hohenlohe, askerlerine durup düzen değiştirmelerini emretti. Davullar tekrar duyuldu. Prusyalılar izlemesi keyif veren, kusursuz bir düzen içinde tekrar yürüyüşe geçtiler, ama Fransızlar ateşi kesmeyip Prusya askerlerinin çoğunu yok ettiler.

Fransız askerleri şeytan gibiydi!

Hohenlohe hiç böyle bir ordu görmemişti. Fransız askerleri şeytan gibiydi. Kendi disiplinli askerlerinden farklı olarak Fransızlar kendi başlarına hareket ediyorlardı, ama çılgın davranışlarının yine de belirli bir düzeni vardı. Birdenbire iki yandan ileri atıldılar ve Prusyalıları kuşatma tehdidini oluşturdular. Prens Ordusu’nu durdurdu. Jena Çarpışması sona ermişti.

İskambil kağıtlarından yapılmış evler gibi Prusyalılar yıkılıverdiler, birbiri ardına kaleleri düştü. Kral doğuya kaçtı. Birkaç gün içinde bir zamanların görkemli Prusya Ordusu’ndan geriye hiçbir şey kalmadı.

YARASA VE EV GELİNCİKLERİ

Yere düşen bir yarasayı bir ev gelinciği yakaladı. Neredeyse öldürüleceğini fark eden yarasa yaşamının bağışlanması için yalvardı. Ev gelinciği gitmesine izin veremeyeceğini çünkü gelinciklerin, tüm kuşların doğal düşmanı olduklarını söyledi. Yarasa kendisinin bir kuş değil bir cins fare olduğunu söyledi. Böylece kendini tehlikeden kurtardı. Daha sonra ikinci kez yere düşünce başka bir ev gelinciği onu yakaladı. Bir kez daha kendisini yememesi için gelinciğe yalvardı. İkinci gelincik, tüm farelerden nefret ettiğini söyledi. Ama yarasa bir fare olmadığını, bir yarasa olduğunu ısrarla anlattı. Ve yine serbest kaldı. Yani adını değiştirerek kendini iki kez ölümden kurtarmış oldu. Bu öykü her zaman aynı taktiklerle kendimizi sınırlandırmamız gerektiğini gösteriyor. Tam tersine eğer koşullara uyum sağlayabilirsek, tehlikelerden daha kolay kurtulabiliriz. (FABLLAR, EZOP, MD VI. YY.)

Yorum

1806 yılında Prusyalıların karşısındaki gerçek aslında çok yalındı: zamanın elli yıl gerisinde kalmışlardı. Yaşlı generaller günün koşullarına cevap verecek yerde, geçmişte işe yaramış olan denklemleri kullanıyorlardı. Ordu çok ağır ilerliyordu ve askerler bir törendeki mekanik hareketleri yapıyorlardı. Oysa Prusyalı generallere yaklaşan felaketi haber verecek birçok işaret vardı: yakın geçmişteki çarpışmalarda ordu pek başarılı olamamıştı, bazı Prusyalı subaylar reform yapılmasını gündeme getirmişti ve daha da önemlisi Napoleon’un yeni stratejilerini, düşmanın üzerine ordusunun yüksek hız ve akıcılıkla ilerlemesini incelemek için on yıl zamanları olmuştu. Gerçekler tam karşılarındaydı, ama onlar göz ardı etmeyi seçtiler. Kötü talihin kurbanı olacak kişinin Napoleon olduğuna kendilerini inandırdılar.

Gerçekleri görün!

Prusya Ordusu’nu tarihten ilginç bir örnek olarak görebilirsiniz, ama belki siz de aynı yolda yürüyorsunuz. Gerçekleri görememek ülkeleri olduğu kadar bireyleri de kısıtlar. Yaşımız ilerledikçe geçmişe daha fazla bağlanırız. Alışkanlıklar bizi yönetir. Daha önce işe yaramış olan herhangi bir şey, bir doktrin, bizi gerçeklerden koruyan bir kabuk biçimini alır. Yaratıcılığın yerini tekrarlama alır. Kendi aklımızda bunun olup bittiğini görmemiz neredeyse olanaksız olduğundan, bunu yaptığımızı çok ender fark ederiz. Birdenbire geleneklere saygı göstermeyen, yeni bir biçimde savaşan genç bir Napoleon yolumuza çıkıverir. Ancak bundan sonra düşünme ve yanıtlama biçimimizin zamanın gerisinde kaldığını fark ederiz.

Geçmişteki başarılarınızın gelecekte de devam edeceğinden emin olmayın. Aslında eski başarılarınız en büyük engeldir: her çarpışma, her savaş birbirinden farklıdır ve eskiden işe yarayanların bugün yine yararlı olacağını varsayamazsınız. Kendinizi geçmişten koparmalı ve gözünüzü bugüne açmalısınız. Eski bir savaşı tekrarlama eğiliminiz sizin son savaşınız olabilir.

1806 yılında Prusyalı generaller Büyük Frederick’in eğitimli savaş düzenini uygulayarak kendilerini felaketin kollarına attıklarında, yenilmelerinin nedeni yalnızca bu yöntemin yararlılığını yitirmiş olması değil, alışkanlıkların hayal gücünün aşırı yoksullaşmasına yol açmış olmasıydı.

Sonuçta Hohenlohe komutasındaki Prusya Ordusu hiçbir ordunun hiçbir savaş meydanında karşılaşmadığı kadar büyük bir yıkıma uğramıştı. (Carl von Clausewitz, Savaş Üzerine, 1780-1831)

Kaynaklar:

¹ 33 Stratejide Savaş, Robert Greene, Joost Elffers, Altın Kitaplar (2007).

² Battle of Jena, 14 October 1806

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-07-18T19:31:56+00:00 Mart 20th, 2017|Harp ve Strateji|Aklın gerilla savaşı stratejisi: Aklınıza karşı gerilla savaşı açın! için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: