//İnsan hakları: Realist, liberal ve eleştirel görüşlere göre insan hakları

İnsan hakları: Realist, liberal ve eleştirel görüşlere göre insan hakları

İnsan hakları nedir?

Tanım olarak insan hakları renk, dil, din, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeden, bütün insanların sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerin tümüne denir.

Dünyanın neresinde olursa olsun, herkes insan haklarını kullanma konusunda eşit haklara sahiptir.

İnsan hakları konusu geniş olarak tarihte ilk defa İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (UDHR) ile tanımlanmış ve Birleşmiş Milletler tarafından yasal güvenceye kavuşturulmuştur.

İnsan hakları meselesi çağımızın en önemli gündem maddesidir.

İnsan hakları meselesi çağımızın en önemli gündem maddesidir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (Universal Declaration of Human Rights-UDHR) insan hakları tarihinde kilometre taşı olan bir belgedir.

Bildirge, dünyanın her bölgesinden farklı hukuki ve kültürel geçmişe sahip temsilciler tarafından hazırlanmıştır. Bildirge Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 10 Aralık 1948 tarihinde Paris’te (Genel Kurul kararı 217 A) tüm halklar ve uluslar için ortak bir başarı standardı olarak ilan edildi. İlk kez, temel insan haklarının evrensel olarak korunması kabul edildi. Beyanname 500’den fazla dile tercüme edildi.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne rağmen, insan hakları konusunda halen tartışılmakta olan üç farklı görüş vardır. Realist, liberal ve eleştirel görüşler insan hakları konusuna farklı açılardan bakmaktadır.

Realist görüş ve insan hakları

Realistler, insan haklarıyla ilgili konuları, devletin güvenliği ve refahı için çaba gösterilmesi gibi ‘sert’ ya da ‘öz’ konuların aksine ‘yumuşak’ konu olarak değerlendirme eğilimi taşımaktadırlar.

Başka realistler daha da ileri gitmekte ve uluslararası ve küresel nitelikteki meselelerle ilgili insan hakları düşüncesinin tamamen hatalı olduğuna inanmaktadırlar.

Bunun nedeni, realistlerin uluslararası politikayı ahlaki çerçevede değerlendirmenin imkansız olduğunu ve bunun arzu edilir bir şey olmadığını düşünmeleridir.

Ahlakilik ve ulusal çıkar iki farklı şeydir; devletler, ahlaki düşüncelerin -özellikle doğasında belirsiz ve karmaşık olan insan haklarının- kendilerinin davranışını etkilemesine izin vermeleri halinde kendi vatandaşlarına (ve bazı durumlarda başka devletlerin vatandaşlarına) yeterince hizmet edemezler.

Realist, liberal ve eleştirel görüşlere göre insan hakları

Realistlerin insan hakları kültürüne karşı çıkmalarının en azından üç nedeni bulunmaktadır.

  • Birincisi, realistler konuyu insan doğasıyla ilgili iyimser model çerçevesinde ele almaktadırlar – ki bu model onur, saygı ve rasyonelliği öne çıkaran insan haklarını desteklemektedir.
  • İkincisi, realistler temelde kolektif davranışta ve özellikle de devletlerin vatandaşları için düzen ve istikrar sağlama kapasitesiyle ilgilenmektedirler. Bu yüzden ulusal çıkara bireysel temelli olan ahlakilik kavramına göre öncelik verilmelidir.
  • Üçüncüsü, pozitivizme dayanan realizm bilimsel kriterlere dikkat etme konusunda oldukça hassastır. Bu, olması gerekenden çok olan şeyle ilgilenmeleri anlamına gelmektedir.

Liberal görüş ve insan hakları

Modern insan hakları doktrini, büyük oranda liberal siyasi felsefenin bir ürünüdür. Gerçekten liberal varsayımlarla o kadar iç içe geçmişlerdir ki bazıları insan haklarının, Batı liberalizminin kültürel izlerini taşıyan ideolojik farklılıklardan ‘bağımsız’ bir şekilde tanımlanıp tanımlanmayacağı konusunda şüphelidirler.

TREND ANALİZ:  Küresel terörizm nedir? Küresel terörizmin özellikleri nelerdir?

Felsefi düzeyde insanların `doğruların taşıyıcısı’ olarak görülmeleri liberal bireyselcilikten kaynaklanmaktadır. Siyasi düzeyde liberaller çok eskiden beri doğal haklar ya da insan hakları fikrini meşruiyetin temeli olarak görmüşlerdir.

Bu çerçevede sosyal sözleşme teorisyenleri, devletin temel amacının ‘hayat, özgürlük ve mülkiyet’ ya da ‘hayat, özgürlük ve mutluluk peşinde koşma’ olarak tanımlanmış olan devredilemez hakların korunması olduğunu ileri sürmüşlerdir. Eğer hükumetler bu tür hakları ihlal ederek ya da onları korumayarak zalim yönetimler haline gelirlerse halkla hükümet arasındaki zımni sözleşmeyi ihlal ederler, böylece vatandaşların isyan hakkı doğar.

İngiliz, Amerikan ve Fransız devrimleri bu tür fikirlerle haklı gösterilmişlerdir. Yüzyıl’da liberaller, uluslararası meşruiyetin temeli olarak bu tür düşünceleri ileri sürmüşlerdir.

Devletlerin başka devletlerin halklarına olduğu kadar kendi halklarına yönelik muamelelerinde de insan haklarına saygı göstererek (tercihen hukuken) bağlı olmaları gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Bu çerçevede 1948 Beyannamesi liberallerin gözünde neredeyse dini bir öneme sahiptir.

Ancak liberaller sadece sivil ve siyasi hakları temel haklar olarak görme eğilimindedirler ve ekonomik haklara ve her tür grup hakları kavramlaştırmasına şüpheyle yaklaşmaktadırlar.

Eleştirel görüş ve insan hakları

İnsan haklarına yönelik eleştirel yaklaşımlar, ya insan haklarıyla ilgili geleneksel, liberal görüşü revize etme ve değiştirme eğilimine sahiptirler ya da fikrin kendisine açıkça muhalefet etmektedirler.

Küresel adalet hareketi, ekonomik ve sosyal hakları, hem devletlerin içinde hem de devletler arasında gücün ve kaynakların yeniden dağıtılması çağrılarının temeli olarak kutlanmaktadır.

Bu şekilde insan hakları ahlaki evrenselciliğe dayandırılan küresel bir sosyal adalet doktrini haline dönüştürülmektedir. Feministler insan hakları davasına giderek artan bir ilgi göstermektedirler.

Onlar özellikle ‘kadınların insan hakları’nı vurgulayarak insan hakları kavramını ve uygulamasını kadınların hayatlarını daha fazla dikkate alacak şekilde dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Bu, feminist eylemcilerin, uluslararası insan hakları sisteminin gücünün ve özellikle de kadınlarla ilgili konuları ana gündeme taşıma kapasitesinin farkında olduklarını göstermektedir. Bu şekilde insan hakları, kadınların ikinci sınıf muameleye tabi tutulmasını ve haklarının ihlalini içerecek şekilde yeniden tanımlanmaktadır.

Feministler aynı zamanda erkeklerin özel ticaretlerini, ifade özgürlüklerini ve kültürel bütünlüklerini korumak için tasarladıkları hakları eleştirmektedirler. Çünkü bu haklar çocuk evlilikleri, kadın ticareti ve çocuk pornosu gibi uygulamaları haklılaştırmak için kullanılmaktadır.

Kaynaklar:

¹Küresel Siyaset, Andrew Heywood, Adres yayınları (2014)

² United Nations

Ahmet Akın, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-03-04T23:15:21+00:00 Mart 4th, 2017|Harp ve Strateji|0 Yorum

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO’da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Harp Stratejisi, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.

Bu analiz hakkında yorum yapmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: