Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

İntihar saldırısı, bir eylemcinin üzerinde taşıdığı patlayıcıları kullanarak kendisini öldürmesi ve bu suretle çevresine zarar vermesidir. Bu eylemi yapan kişiye ise çoğunlukla “canlı bomba” veya “intihar bombacısı” denir. İntihar eylemcisinin ölmesi intihar eyleminin ön koşuludur.

İntihar saldırıları, hükümetler ve kamuoyu üzerinde çok etkili olmaktadır. Üstelik intihar saldırılarını yapacak gönüllü eleman bulmak da kolaydır. İntihar eylemini yapacak kişi veya kişilerin eylemden sonra kaçması gibi bir sorun da olmamaktadır. İntihar saldırısını yapan kişi veya kişiler, eylem esnasında zaten öldüklerinden, emniyette kayıtları yoksa, hangi örgüt adına intihar saldırısı yapıldığı çoğu kere tespit edilememektedir. Bu ise hem emniyet güçlerini hem de devleti yönetenleri demoralize etmektedir.

İntihar saldırısını her etnik gruptan, meslekten, cinsiyetten, yaş grubundan insan yapabilmektedir. İntihar saldırısını yapacak olan örgüt, saldırıda kullanılacak olan patlayıcıları kolaylıkla hedef alınan bölgeye önceden sevk edebilmekte, intihar eylemcisiyle buluşturabilmektedir. İntihar eylemcileri çoğu kere üniversite öğrencileri ya da üniversite mezunları arasından seçilmektedir. İntihar saldırısında kullanılacak patlayıcının hazır hale getirilmesi, örgüt tarafından kısa sürede eylemi planlayacak olanlara öğretilebilmektedir. Bu yüzden intihar saldırısının nerede, ne zaman, kim veya kimler tarafından gerçekleştirileceği önceden öğrenilememektedir.

İntihar saldırıları, demokratik yaşamı tehdit etmekte, hem insanlar arasında büyük bir korku meydana getirmekte hem de hükümetlerin üst düzeyde güvenlik önlemleri almalarına, kendi halkı üzerinde orantısız şekilde baskıyı artırmalarına neden olmaktadır. Örneğin, yıllardır intihar saldırılarıyla mücadele etmekte olan İsrail’de toplu olarak yaşanılan bütün alanlarda güvenlik kameraları olmasına, 7/24 güvenlik görevlisi bulundurulmasına rağmen, her yıl İsrail’i hedef alan örgütlerce gerçekleştirilen eylemlerin yarısına yakını intihar saldırıları olmaktadır. Theatlantic.com’da yer alan habere göre Ben Gurion Üniversitesinden tarih profesörü Benny Morris şöyle demektedir: “Bakın, şu otelde kimse yok. Bu caddede yürüyen, alışveriş yapan insan da kalmadı. Eşim asla toplu ulaşım vasıtasına binmez, taksi kiralar. İsrail’de hiç kimse kafelere, restorantlara gitmez. Bir arkadaşlarının evinde toplanırlar. Filistinliler etkili olarak İsrail toplumunu terörize ettiler.”

Demokrasiden taviz vermeden meseleyi anlamak ve daha sağlıklı çözümler bulabilmek için, örgütlerin yapıları ve siyasi amaçları ile bu örgütlerin amaçları doğrultusunda hayatlarından vazgeçmeyi göze alarak eylemde bulunan kişilerin dünya görüşlerini, inançlarını, geçmiş yaşamlarını, sosyo-ekonomik durumlarını ve ruh hallerini ciddiyetle dikkate incelemek gerekmektedir.

İntihar saldırılarının tarihi

İntihar saldırılarının tarihi eski çağlara kadar geriye gitmektedir. Yahudiler, Hindular, İsmaililer ve Japonlar, bir taktik olarak intihar saldırılarını kullanmışlardır. Tarihsel olarak en bilinen örnekler ve bu saldırıları ilk kullananlar, Roma’daki Sicariiler ve Selçuklular döneminde ortaya çıkan Haşhaşiler’dir. 18. yüzyılda Hindistan’ın Malabar sahillerinde, Kuzey Sumatra ve Güney Filipinler’de de intihar taktiklerini uygulayan bazı örgütlerin ortaya çıktığını belirtmektedir. 19.yüzyılın sonlarında ise, Rus anarşistler ve milliyetçiler düşmanı korkutmak ve yok etmek için intihar saldırılarını kullanmayı tercih etmişlerdir . İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) sırasında ise, Japon pilotlar uçaklarla Amerika’nın Pasifik’teki askeri üslerine ve savaş gemilerine intihar saldırıları düzenlemişlerdi. Japon pilotların saldırılarının ayırt edici özelliği ise, sadece askeri hedeflere yönelik olmasıydı.

Ancak, en yaygın ve tehlikeli biçimiyle intihar saldırıları, 1980’lerden itibaren görülmeye başlanmıştır. Dinsel ve seküler kökenli örgütler, amaçlarına ulaşmak için giderek artan oranda intihar saldırılarına başvurmuşlardır.

Tamil kaplanları ilk intihar saldırısını yapan örgütler arasındadır.

Tamil kaplanları ilk intihar saldırısını yapan örgütler arasındadır.

Modern anlamda intihar saldırılarına başvuran ilk örgütlerden biri, Sri Lanka’da faaliyet gösteren Marksist kökenli Tamil Kaplanları olarak bilinen Tamil Elam Kurtuluş Kaplanları (LTTE) örgütüdür. Hindistan Başbakanı Rajiy Gandhi ile Sri Lanka Devlet Başkanı Prendesa suikastlarından sorumlu tutulan bu örgüt, Mayıs 2009’da Sri Lanka hükümetine bağlı ordu birliklerinin düzenlediği geniş kapsamlı bir operasyon sonucunda fiilen ortadan kalkmıştır.

İntihar saldırılarıyla sesini duyuran bir diğer örgüt ise, Güney Lübnan’da faaliyet gösteren Şii kökenli ve Allah’ın taraftarları veya Allah’ın partisi anlamına gelen Hizbullah’tır. Bu örgüt, intihar eylemlerinin ilkini İsrail’e, ikincisini ise Amerika’ya karşı düzenlemiştir. 11 Kasım 1982’de İsrail’e yönelik bir askeri karargâha düzenlenen ilk eylemde 141 İsrail askeri ve subayı ya ölmüş, ya sakat kalmış ya da kaybolmuştur. Örgütün ikinci eylemi ise daha yıkıcı ve etkili olmuştur. 23 Ekim 1983’te bir intihar komandosunun yönetiminde bomba yüklü bir kamyon, Beyrut’ta görevli ABD Deniz Kuvvetleri’ne bağlı bir askerî birliğin karargâhında patlatıldı. 296 Amerikalı öldü, 84 tanesi de yaralandı. Eylem o kadar etkili olmuştu ki, ertesi gün Amerika Lübnan’daki askerî güçlerini geri çekmek zorunda kalmıştı.

Kaynaklar:

¹ Akademik İncelemeler Dergisi (Journal of Academic Inquiries) Cilt/Volume: 8, Sayı/Number: 2, Yıl/Year: 2013