Kilit personel angajmanı nedir? Terörle mücadelede nasıl kullanılır?

//Kilit personel angajmanı nedir? Terörle mücadelede nasıl kullanılır?

Kilit personel angajmanı nedir? Terörle mücadelede nasıl kullanılır?

Terörle mücadelede görev alan komutanlar ve politika yapımcıları, terörle mücadelenin masa başında oturarak, çözüm için raporlar üreterek ve dahası bol bol nutuk atarak kazanılamayacağını akıllarından çıkarmamalıdır.

Kilit personel angajmanı ve halk desteği

Bir kere daha vurgulamak gerekirse; dağlarda, ormanlarda, vadilerde, mezralarda, şehir merkezlerinde icra edilecek olan her türlü terörle mücadele harekatında, yerel halkın desteği mutlaka sağlanmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde terörle mücadele hem zor, hem de zayiatlı olacaktır.

Hiç bir istihbarat bilgisi olmadan klasik harp için yetişmiş piyade veya jandarma birliklerini yüksek rakımlı dağların, derin gedik ve geçitlerin olduğu dağlara operasyona göndermek, akıllı bir komutanın yapacağı bir iş değildir.

Uyarı!

Uzun menzilli sahra toplarıyla veya üstün özellikli savaş uçaklarıyla vadi tabanlarını bombalamak da kinetik bir harekattır. Ancak, terörle mücadelede başarı vaat etmez.

 

Şu bilgiler, terörle mücadelede operasyona katılan güvenlik güçlerine mutlaka verilmelidir:

♦ Operasyona katılacak birlikler: Birliklerin büyüklüğü, çapı, özellikleri, varsa destekleyen vasıtalar gibi.

♦ Operasyonun maksadı: Arama, tarama, keşif, gözetleme, göz dağı verme, bayrak gösterme, kesin imha gibi.

♦ Operasyonun başlama zamanı: Operasyon rutin olarak belli bir günde ve saatte mi başlayacak? Operasyonun başlaması için teröristlerin bazı faaliyetleri mi beklenecek?

♦ Operasyonun yapılacağı bölge, bölgenin tarihi, halkın yapısı, dini inancı, biyografisi, bölgenin kesin sınırları, arazi özellikleri, bu bölgede önceden yapılan çatışmaların yerleri, tarihleri.

♦ Operasyonun nasıl yapılacağı, hangi birliklerin ne zaman operasyona iştirak edeceği, ihtiyat kuvvetleri ve yeri.

♦  Operasyona katılan birlikler “ne yapacak?” Teröristlerle kesin muharebeye girilecek mi? Yoksa, bu bir aldatma harekatının parçası mı? Asıl birlikler hangi aşamada operasyona katılacak?

♦ Düşman hakkında bilgi: Teröristlerin lideri kimdir? Teşkilatı nasıldır? Araziye nasıl dağılmıştır? İmha edilmesi istenen teröristler nerede faaliyet göstermektedir? Daha önce nerelerde güvenlik güçleriyle çatışmışlardır? En çok kullandıkları yaklaşma yolları ve kaçış istikametleri nerelerdedir? Ellerinde bulunan silah sistemlerinin etkinliği, sayısı nedir? Hangi köy veya mezralar terör örgütüne destek vermektedir?

Terörle mücadele ve klasik harp

Terörle mücadele, klasik harp şekillerinden farklıdır. Klasik harp eğitimi almış subay ve astsubaylarla etkili şekilde terörle mücadele yapılamaz. Çünkü, klasik harpte cephe bellidir. Düşmanın bulunduğu bölge, taarruz yapmayı planlayan dost kuvvetlerce önceden bilinir. Bilinmiyorsa öğrenilir. İstihbarat vasıtaları düşman bölgesi belli olduğu için, kolaylıkla düşmanın toplanma bölgelerini, asıl taarruz mihverlerini, direnek noktalarını, ihtiyatın yerini, ağır silah mevzilerini kolaylıkla tespit edebilir.

Ancak, terörle mücadelede durum çok farklıdır. istihbarat temini zordur. Haber kaynakları çoğu kere şüphelidir. Terörist çoğu kere yerel halkın arasında gizlenir. İstediğinde eylem yapar, istemezse ortalıkta görünmez. Tehlikeyi sezdiğinde yok olur.

Terörizmin safhaları

Terörist örgütler, başlangıçta kırsalda toparlanırlar. Teşkilatlanırlar, yerel halkı kullanarak, para, silah, erzak ve dost kuvvetler hakkında istihbarat sağlarlar. Bu aslında birinci aşamadır.

Yeterli güce ulaştıklarına inandıkları anda, şehirde görevli milislerin de yardımıyla şehirlere sızarlar. Bu terörle mücadelenin ikinci aşamasıdır. Asıl amaçları, geniş tabanlı bir isyan hareketi başlatmak olduğundan, dağlarda egemenlik sağlamış olan teröristlerin, şehirlere inmesi ve halkı isyana teşvik etmesi ya da zorlaması gereklidir. Bu aşamalar, başta ünlü devrimci lider Mao olmak üzere, son yarım yüzyılda icra edilen gerilla harekatlarında esas alınan temel prensiplerdir.

Kısaca çerçevesini çizmeye çalıştığımız terörle mücadele ortamında, asıl unsur, hem teröristlere, hem de devlet güçlerine destek verecek olan yerel halktır. Yerel halkı yönlendirecek olanlar ise, halk içinde etkinliği olan “kilit personel”dir.

Mao ne diyor?

Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Çin’deki komünist hareketin ünlü lideri Mao Zedong’a şöyle diyor: “Gerilla harekatında köylüler deniz ise, gerilla balıktır! Köylülerin sürekli ve aktif desteğinin olmadığı bir durumda, yenilgi kaçınılmazdır.”

 

İşte bizim de terörle mücadelede önemini vurgulamak istediğimiz konu tam da budur.

Teröristin barındığı, beslendiği, ikmal yaptığı, istihbarat temin ettiği, gizlendiği ortam yok edilmelidir.

Düzenli orduya karşı isyan hareketlerinin olduğu her ülkede, güvenlik güçleri ile teröristler halkı kazanmak yarışı içerisinde olmalıdır.

Elde doğru istihbarat olmadan büyük birlik operasyonlarıyla terörle mücadele yapılamaz.

Teyit edilmiş istihbarat olmadan, teröristlerin yaşadığı bölgeleri bilinçsizce bombalayarak terörle mücadelede galip gelinemez.

Kilit personelin ele geçirilmesi, devlet güçlerinin halkı kazanmasına yardım edeceğinden, terörizmle mücadelede önemli bir kuvvet çarpanı olarak dikkate alınmalı ve uygulanmalıdır.

Sun Tzu der ki:

“En büyük başarı, yüzlerce muharebede düşmana karşı yüzlerce zafer elde etmek değildir. En büyük başarı savaşa bile gerek olmadan düşmana boyun eğdirmektir.”

‘Kilit personel’ kimdir?

Kilit personel, iletişim stratejisinin etkili bir vasıtasıdır. Terörle mücadelenin yapılacağı bölgedeki muhtarlar, korucular, öğretmenler, imamlar, şeyhler, şıhlar, dedeler ve köy ağaları kilit personeldir.

Harekâttan beklenen amaca ulaşmak için harekâta destek vermesi gereken yerel askeri birlik, hükümet ve halk temsilcileriyle ve olabildiğince kilit personel ile planlı, konusu önceden belirlenen toplantılar icra edilmelidir. Bu toplantılarda her bir mezra, yayla, köy ve kasabada yaşayan teröristler hakkında ham bilgi toplanmalı, icra edilecek terörle mücadele harekatının stratejisi belirlenmelidir.

İstihbarata Karşı Koyma (İKK)

Kilit personelin katıldığı toplantılarda görüşülecek konular seçilirken, “bilmesi gereken prensibi”ne riayet edilmelidir.

 

Kilit personelin katılacağı toplantılar, birliğin gücünü ve kararlılığını göstermek için askeri bir karargâhta yapılabileceği gibi, nezaket göstermek için sivil bir mekânda da yapılabilir. Bu toplantıya sadece güvenilirliği yüksek kilit personel davet edilmelidir. Göz dağı vermeden, korkutmadan kilit personel devletin yanına çekilmelidir.

Kilit personelin güvenirliği değişik yöntemlerle test edilmeli, bölgede devletin kesin hakimiyeti sağlanıncaya kadar, terörle mücadele edilecek olan bölge halkına şüpheyle yaklaşılmalıdır. Bu noktada alınganlığa, duygusallığa yer yoktur. Vatandaşın devleti yılda bir kez, belki de on yılda bir kez gördüğü; ancak teröristi her gün gördüğü unutulmamalıdır. Her ne sebeple olursa olsun yerel halka şüpheyle yaklaşılmalı ama yerel halk asla potansiyel terörist olarak görülmemelidir. Yerel halkın üzerine tankla, topla ateş edilmemeli, eşinin, çocuğunun gözü önünde hiç bir vatandaşa kötü muamele yapılmamalıdır.

Irak’ta kilit personel angajmanı

Mart 2001’de Irak’ın ABD tarafından işgal edilmesinden sonra, birbirine düşman olan Şii ve Suni liderlerini, ABD’ye fayda sağlayacak “kilit personel”in hükümeti kurmak için ABD işgal kuvvetleri komutanı tarafından Bağdat’ta bir araya getirilmeleri, stratejik seviyede “Kilit personel angajmanı”na iyi bir örnektir.

Mart 2001’de Irak’ın işgalinden hemen önce Irak’ı şiddetle savunması beklenen Irak Cumhuriyet Muhafızları’nın ABD kuvvetlerine karşı hiç bir direniş göstermeden teslim olmuştur. Çünkü,  Saddam yanlısı bazı komutanlar ABD tarafından önceden menfaat karşılığı satın alınmıştır. Saddam ve Irak için savaşmak istemeyen Irak’lı siyasi liderler ve komutanlar, ABD için kilit personel konumundadır.

Risk azaltılmalı

Komutanlar, enerjilerini her bir sektörde terörist arayarak tek tek terörist öldürmek yerine, yerel dostluklar kurmaya ve bundan faydalanarak bir bölgede istikrar ve kamu güvenliğini sağlamaya harcamalıdır.

Öte yandan, hemen hemen bütün operasyonlar az veya çok belli bir oranda risk almayı gerektirir; riskleri azaltacak yöntemleri bulmak komutan veya liderlerin işi olmalıdır. Kilit personel angajmanı gibi gayretler ve yerel halkın ileri gelenleri ile sağlanacak uzlaşma, operasyonların risk seviyesini en aza indirecektir.

TSK ve kilit personel angajmanı

Türk Silahlı Kuvvetleri 15 Ağustos 1984’ten beri PKK terör örgütüne karşı Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde operasyon icra etmektedir.

Bu süreçte, bir bölgeye yeni gelen birlik, bölgeyi terk edecek birlikten bölgede uygulanan “angajman planı”nı teslim almamıştır, ya da olmadığı için alamamıştır.

Bazı komutanlar ise çeşitli gerekçelerle askerlerine şehir iznini yasaklamış, harbi sevk ve idare eden komutlar giderek şehir veya kasabanın, köylerin, mezraların ileri gelenlerinden kopmuş, sonuçta sorumlu oldukları bir sektörde, bulundukları kışlaya hapsolmuştur.

Uyarı!

Az gayretle çok daha etkin sonuç almak varken, komutanlar, operasyon riski (Pusu, baskın, mayın, el yapımı patlayıcı, yıldırım vb.) fazla olmasına rağmen, en kötü hava koşullarında bile, kendi sektörlerinde tek tek terörist avlama peşine düşmüştür.

 

Belki de bazı komutanlar Sun-Tzu’nun hiç bir prensibin dikkate almak gereği duymamış, Mao’yu hiç bir zaman anlamamıştır.

15 Ağustos 1984’ten beri devlet strateji belirlemeye çalışırken; güvenlik güçleri yağmur, kar, kış demeden birlikler dağlarda yıpranırken, idari zayiatlar önlenemezken, güvenlik kuvvetlerince kontrol edilemeyen alanlarda PKK terör örgütü her türlü propaganda ve eleman/erzak temini faaliyetini rahatlıkla sürdürebilmiş, halkı ve kamu görevlilerini sindirme imkanı bulabilmiştir.

Dahası, önceden kendisine destek vermediğini bildiği aşiret ileri gelenlerini ve korucuları kendi saflarına çekebilmiştir.

Türkiye’de terörle mücadele kapsamında 2009-2015 yılları arasında uygulanan sözde “Açılım Süreci” terörle mücadeleye büyük darbe vurmuştur.

Açılım süreci ve kilit personel angajmanı

Bu süreçte başta jandarma ve polis olmak üzere, bütün güvenlik güçleri kışlalarına, garnizonlarına hapsedilmiştir.

Büyük çaplı operasyonlar yasaklanmıştır.

Yol kontrolleri kaldırılmış, asayiş karakolları söndürülmüş, şehirlerin güvenliği için hayati öneme sahip olan, bin bir emek ve tecrübeyle hazırlanmış bulunan “Emniyet Asayiş ve Yardımlaşma Planları (EMASYA)” çöplere atılarak, yakılmıştır.

Sanki PKK terörü bitmiş gibi, Kara Kuvvetleri birlikleri barış garnizonlarına çekilmiş, savaşla, kanla, yaz kış büyük emekle korunan her bir stratejik alan (Cudi Dağı, Gabar Dağı, Ali Boğazı vb.) PKK terör örgütüne terk edilmiştir.

Bu süreçte başta köy korucuları olmak üzere; yıllarca devlet tarafında yer alan, devlete istihbarat temin etmiş olan “kilit personel” tamamen PKK’nın insafına terk edilmiş, bu personelin çoğu PKK tarafından cezalandırılmıştır.

Her bölge için ayrı planlama

Kilit personel angajman konsepti, uygulayacak komutan ile, uygulanacağı durum ve şartlara göre değişiklik arz edebilir.

Bu nedenle, her bir bölge ve durum için uygulanacak angajman planı farklı olmalıdır.

Tunceli’de uygulanacak konseptle, Hakkari’de uygulanacak konsept birbirinin aynısı olmamalıdır. Her bir bölgenin etnik yapısı, dini inancı, mezhebi, gelenek ve görenekleri vb. farklıdır. Bu husus terörle mücadelenin planlama safhasında ve icrasında her zaman dikkate alınmalıdır.

Kilit personele kötü muamele

“Ulan şerefsiz, dün gece senin evine teröristler gelmiş, senden ekmek temin etmiş. Seni gidi vatan haini!” deyip de vatandaş çoluk çocuğunun gözü önünde dövülmemeli, azarlanmamalı, hatta hiç bir kötü muameleye tabi tutulmamalıdır. Onların da bir insan oldukları unutulmamalı; hangi koşullarda PKK’lılara neden ses çıkaramadığı iyi analiz edilmelidir.

Aktütün baskını ve kilit personel angajmanı

Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nin Aktütün Jandarma Sınır Bölüğü 3 Ekim 2008’de PKK’lı teröristlerin baskınına uğramıştır.

Baskın esnasında Aktütün Jandarma Bölük Komutanlığı binasının yakın emniyetini sağlayan Bayrak Tepe’de bulunan emniyet timi saldırıya uğramış, 15 askerimiz şehit düşmüş, 20 askerimiz yaralanmıştır. 2 uzman çavuş kaçırılmış, iki gün sonra şehit oldukları anlaşılmıştır. Jandarma Kurmay Albay Erdal Sarızeybek’in Aktütün Mezrası’na ve yerel halka olan hayranlığı sır değildir.

Çünkü, O’nun döneminde de Aktütün  Jandarma Sınır Bölüğü defalarca saldırıya uğramıştır.

Aktütün Mezrası’nda yaşayan vatandaşlarımızın sınırın öte tarafında, Irak’ta akrabaları vardır.

Daha önceki baskınlarda mezrada yaşayanlardan hayatını kaybedenler olmuştur. Evleri hasar görmüştür.

3 Ekim 2008 günü, yani baskının olduğu gün Aktütün Mezrası’nda hiç bir vatandaşın olmaması dikkat çekicidir.

Bu gerçek o gün Aktütün’de görev yapanlarca bilinmektedir.

“Ulan siz PKK baskınını önceden bilmenize rağmen, neden bize haber vermediniz?” diyerek bütün mezra halkını sorgulamak, onlara hakaret etmek doğru hareket tarzı değildir.

Eğer Aktütün Mezrası’nda yaşayan yerel halk önderlerinden bazıları devletin safına çekilebilseydi, PKK’nın 600 teröristle yaptığı baskın önceden öğrenilebilirdi.

Aktütün’de yaşanan gerçeğin benzeri defalarca Dağlıca’da da yaşanmıştır.

Dağlıca baskınları ve kilit personel angajmanı

Dağlıca”daki piyade taburu defalarca PKK’nın saldırısına uğramıştır. Onlarca askerimiz şehit olmuştur. Onlarcası da yaralanmıştır.

Derin bir vadide tesis edilmiş olan Dağlıca Tabur Karargahı, yerel halkla iç içedir. Halk, tabura kimin gelip gittiğini, taburda kaç askerin görev yaptığını, tabur komutanının kişisel özelliklerini, hangi tertipten kaç askerin taburda görev yaptığını vb. kolaylıkla öğrenebilmektedir.

Ancak, tabur komutanı ve karargahının yerel halktan, kilit personel olarak seçtiklerinden yeterli istihbaratı temin edip etmediği bilinmemektedir.

Kinetik harekatlar ve kilit personel angajmanı

Klasik harekat yöntemleri kullanılarak icra edilen iç güvenlik harekatında komutanların başarısı, öldürülen, yaralanan, teslim alınan düşman/terörist miktarları ile ölçülmektedir.

Bu tip harekatlara “kinetik harekatlar (kinetic operations)” denir.

Asıl amacı düşmanı bulmak ve düşmanın harekat imkan ve kabiliyetlerini yok etmektir.

Niteliği itibariyle elle tutulan, gözle görülen silah sistemlerinin hareketli olarak kullanılmasına dayanır.

Kinetik harekat nedir?

Harekatın temeli, terörist veya düşman unsurları fiziken yok etmektir. Kinetik harekatların başarısı, doğru istihbarat teminine bağlıdır.

 

Doğru istihbaratın temini için “kilit personel” seçimi çok önemlidir. PKK terör örgütü, elektronik istihbaratı etkili olarak kullanmakta, aldatmaya ve gizliliğe büyük önem vermektedir. Bu nedenle, elektronik istihbarat ve dinlemeler “kilit personel” vasıtasıyla doğrulanmalıdır.

Ele geçirilen veya etkisiz hale getirilen terörist miktarı ilk bakışta heyecan uyandırsa bile, öldürülen her bir teröristin yakınlarının kendi yakınını kaybettikten sonra düşmanla/teröristlerle aynı safta yer alacağı unutulmamalıdır. PKK terör örgütü de devletin teröristle mücadelesindeki bu hassas çizgiyi çok iyi bilmekte, istismar etmekte ve kendi çıkarına kullanmaktadır.

Kinetik olmayan harekatlar ve kilit personel angajmanı

PKK kendi insiyatifi ile devletin karakoluna saldırırken, güvenlik güçlerince öldürülen teröristler için örgüte  sempatiyle bakan belediye başkanlarınca ve sivil toplum örgütlerince teröristler için cenaze törenleri düzenlenmesi, taziye çadırları açılması, mezarlık ayrılması, mezar taşlarına teröristin kod adının dahi yazılması ölüm yıl dönümlerinin unutulmaması terör örgütünün “kinetik olmayan” harekatı olarak dikkate alınmalıdır.

“Kinetik olmayan harekatlar (nonkinetic operations)”, somut verilere dayanmaz.

Esas amaç nedir?

Halkın desteğinin kazanılması, halkın güvenlik güçlerinin belirlediği hedef ve amaçlar doğrultusunda eğitilmesi ve fiziki alt yapının dost birlik harekatı için elverişli hale getirilmesi esas amaçlarıdır.

 

Kinetik olmayan harekatların başarısı somut verilerle ölçülemediğinden ve uzun vadeye yayılması gerektiğinden, kısa sürede sonuç almak isteyen klasik komuta tarzını tercih eden liderler tarafından tercih edilmez. Bu yüzden çoğunlukla ikinci öncelikte yer alır.

Burada örnek verdiğimiz belediye başkanları, sivil toplum örgütü liderleri vb. terör örgütü için “kilit personel” konumundadır.

Sonuç:

Dünyanın her bölgesinde terörle çok boyutlu olarak mücadele edilmektedir. Terör küreselleşmiştir. Özerk olmak, federal yapıya kavuşmak veya tam bağımsız olmak için mücadele edenler hariç, bazı terör örgütleri, para veya başkaca çıkarlar için “vekaleten” terör eylemlerinde dahi bulunmaktadır.

Devletler, klasik harpten kaçınmaktadır. Klasik harp her iki taraf için de hem çok zayiatlı hem de çok pahalıdır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından hemen sonra ekonomik krizlerin yaşanmasının en önemli nedeni, uzun süreli klasik harplerdir.

Burada üzerinde durduğumuz “kilit personel angajmanı” terörle mücadelede dikkate alınması gereken hususlardan sadece bir tanesidir.

‘Kilit personel angajmanı’nın sonuç alacak şekilde uygulanması, terörle mücadele eden siyasilerin ve askerlerin yeteneklerine kalmıştır.

Onlarca uçakla bir vadiyi bombalamak kinetik bir harekattır. Baskın etkisi sıfırdır. Uçakların hava alanlarından kalkışı, uçuş süreleri, hangi istikamete yöneldikleri terör örgütlerince takip edilmektedir. Çoğu kere mağaralarda gizlenen teröristleri imha etmeye savaş uçakları muktedir değildir.

Uyarı!

Uzun menzilli sahra toplarıyla veya üstün özellikli savaş uçaklarıyla vadi tabanlarını bombalamak da kinetik bir harekattır. Ancak, terörle mücadelede başarı vaat etmez.

 

Ancak, terör örgütünün egemen olmaya çalıştığı bir bölge veya arazideki her türlü hareketleri, intikalleri, ikmalleri, toplantıları, hastaneleri, cephane depoları vb. kilit personel sayesinde öğrenilebilir.

Bu yapıldıktan sonra daha az kuvvetle, daha kısa süreli ve daha etkin terörle mücadele operasyonları yapılabilir.

Çünkü, büyük kuvvetlerle araziye dağılmak, kuvvetlerin hem idari zayiat vermesine hem de en yorgun anlarında terör örgütlerinin saldırısına maruz kalmasına neden olmaktadır. Üstelik, büyük kuvvetlerin açılıp yayılması, istikamet değiştirmesi terör örgütü istihbarat elemanlarınca kolaylıkla takip edilebilmektedir.

Terörle mücadelenin boyutlarından biri olan kilit personel angajmanı, terörle mücadelenin başarısı için dikkate alınmalı ve uygulanmaya çalışılmalıdır.

Kilit personel angajmanı ucuzdur, çoğu kere maliyet gerektirmez. Tamamen insan ilişkisine, güven esasına dayalıdır.

Yazan | 2017-02-26T14:49:12+00:00 Şubat 18th, 2017|Harp ve Strateji|Kilit personel angajmanı nedir? Terörle mücadelede nasıl kullanılır? için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: