Kıskançlık duygusu nedir? Kıskançlıkla nasıl savaşılır?

//Kıskançlık duygusu nedir? Kıskançlıkla nasıl savaşılır?

Kıskançlık duygusu nedir? Kıskançlıkla nasıl savaşılır?

Kıskançlık duygusu nedir?

Kıskançlık duygusu, sahip olunan kişi veya nesneyi kaybetme korkusudur. Bu niteliği ile kıskançlık duygusu evde veya toplumsal yaşamda her zaman ortaya çıkabilir. Bir çocuğun elindeki oyuncak arabayı mahallenin diğer çocuklarına vermek istememesi, kıskançlık duygusunun tam da kendisidir.

Kıskançlık duygusu bazen de sahip olamadıklarımızı elde etme şeklinde kendini gösterebilir. Örneğin; komşu çocuğun bisikletine heves eden bir çocuğun içinde bulunduğu ruh hali, kıskançlık duygusuna diğer bir örnektir.

Çocuklarda kıskançlık duygusu

Doğduğumuz andan itibaren hepimiz ‘kıskançlık duygusu’ ile yaşamaya başlarız. Bebekler neredeyse iki yaşından itibaren kıskançlıklarını belli ederler. Uzmanlara göre kıskançlık duygusunun temelleri çocukluk çağından itibaren atılmaya başlanır. Anne-baba arasında eğer bir kıskançlık durumu varsa, çocuk bunu gözlemler. Anne-babasını örnek alan çocuk, ileriki yaşlarında çevresiyle ilişkilerinde anne-babasının kıskançlığını taklit etmeye çalışır.

Kıskançlığa eşlik eden diğer duygular

Kıskançlık duygusu aşırıya kaçtığında öfke duygusuna neden olur. Aşırı kıskanç kişiler, elde etmek istedikleri kişi/nesneye sahip olamadıklarında ya da ellerindekini kaybettiklerinde çok mutsuz olurlar.

Kıskançlığını kontrol edemeyenler, istediklerini elde edemediklerinde ya da sahip olduklarını kaybettiklerinde kendilerine olan güvenlerini de kolayca kaybederler. Aşırı kıskanç kişiler çoğunlukla karşı tarafı suçlarlar ve karşı tarafa olan güvenlerini de bu şekilde kaybederler. Güvensizlik duygusunu yaşamaya başlarlar.

Dolayısıyla; öfke, hırçınlık, mutluluk, mutsuzluk, nefret, agresif davranışlar vb. hepsi kıskançlıkla beraber gözlemlenir. Kişi bu sorunları kendi içinde yaşayabildiği gibi, zamanla birlikte olduğu diğer insan/insanlarla da yaşamaya başlayabilir. Bu durum her iki taraf için de sıkıntılı/sorunlu bir ilişkiye işaret eder.

Kıskançlık duygusunu aşırı dozda yaşayan kişilerde depresyon hastalığı gelişebilir. Depresif durum tek taraflı olabileceği gibi her iki taraf için de geçerli olabilir.

Alkol kullanımı, madde bağımlılığı ve yaşla ilgili kıskançlığı arttırıcı ek faktörler varsa kıskançlığın boyutu ve yönü değişebilir. Bu durumdaki kişilerin ilaç kullanmak, özel bir terapiye tabi olmak gibi psikiyatrik yardım almaları gerekebilir.

Kıskançlık duygusu zamanla depresyona dönüşebilir

Kıskançlık duygusu bir hastalık mıdır?

Kıskançlık aynen ‘sevmek, mutlu olmak, üzülmek, kederlenmek, güvenmek, nefret etmek’ duyguları gibi insanın doğasında olan bir duygudur. Evrenseldir.

Her insan az veya çok kıskanç olabilir. Bu normal karşılanmalı, toplumsal yaşamda veya ev ortamında ayıp görülmemelidir. Ancak, kıskançlığın yüksek dozda seyretmesi, kıskançlığın bir hastalık olarak değerlendirilmesine yol açabilir. Çünkü kişinin kendisine veya birlikte yaşadığı kişilere bir zarar vermesi söz konusudur. Yani, kıskançlığın boyutu artınca, kıskançlık tedavi edilmesi gereken bir hastalığa dönüşebilir.

Hiç kıskançlık olmaması durumu

Hiç kıskançlık olmaması durumu da tercih edilmez. Bu da karşı tarafı oldukça kötü hissettiren, ilgi azlığı, sevgi azlığı ve hatta giderek güven azlığı hissini yaratan, bir tarafı mağdur eden olumsuz bir durum yaratabilir. Bu yüzden kıskançlık olabilir, ancak dozunda olmalıdır. Ne kendimize ne de karşımızdakine zarar verecek dozda olmamalıdır.

Kıskançlık duygusu ve sevgi

Kıskançlık insanın en doğal ve evrensel duygusudur. Sevginin paylaşılmasına katlanamama durumudur.

  • Anne ve baba iki kardeş arasından birisine sevgi gösteriyorsa, sevgiden yoksun olan diğer çocuk öz kardeşini kıskanacaktır. Bu kaçınılmaz bir tepki halidir. Asla kötüye yorumlanmamalıdır.
  • Sınıf içerisinde çok başarılı olan bir öğrenciyi bütün öğretmenler sürekli olarak övüyor, göklere çıkarıyorsa, diğer öğrencilerin ‘başarılı olduğu kabul edilmesine rağmen’ göz önündeki bu öğrenciyi kıskanmaları normal bir davranış olarak algılanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki; kıskançlığın hem psikolojik hem de biyolojik kökenleri olabilir.

Doğal bir duygu olmasına rağmen bebeklik-çocukluk-ergenlik döneminden sonra ‘özellikle yetişkinlerin’ kıskançlık konusundaki aşırı davranışları, iki taraf arasında istenmeyen tepkilere neden olabilir.

Aşırıya kaçan kıskançlık duygusu, kişinin çevresiyle dengeli ilişki kurmasına engel olur. Öyleki çevreyle iletişim kuramama sorunu, kıskançlık duygusu normale dönmediği sürece, çocukluk çağında başlar ve bir ömür boyu devam eder.

‘Kıskançlık duygusu’nun türleri

Açık ve kapalı olmak üzere iki tür kıskançlık vardır. Kıskançlık durumunun açık olarak belli edilmesine açık kıskançlık denir. Bunun dışında kalan kıskançlık duyguları, kapalı kıskançlık olarak tanımlanır.

Aile içinde veya toplum bütününde hemen herkes kıskanç olmanın yanlış anlaşılacağını bilir. Dolayısıyla, bu inançla yetişmiş olan kişiler, sevdiklerini, kendilerine rakip olarak gördüklerini kıskansalar bile bunu açığa vurmazlar. Gizlemeye çalışırlar. Hatta konuyla ilgisizmiş gibi görünürler. Bu açıdan bakılınca her zaman için ‘kapalı kıskançlığın’ daha fazla olduğu söylenebilir.

‘Kıskançlık duygusu’ gerçekleri

Kıskançlık, çok sevilen ya da sahip olunan bir şeyin kaybedilmesi endişesinden doğan duygu halidir.

  • Örneğin; eğer Leyla, Mecnun’u seviyorsa, herkesten kıskanabilir. Bunun tersi de doğrudur.
  • İş ortamında Ali herkesten fazla müdürleri tarafından seviliyorsa, geri kalan çalışanlar onu kıskanabilir.
  • Anne-baba her zaman en güzel hediyeyi küçük kardeşe alıyor, büyük kardeşe hediye bile almıyorsa, bu durum da büyük kardeş, küçüğünü kıskanabilir.

Sevdiğini aşırı sahiplenme tutumu, sürekli kontrol altında tutma isteği, kıskanan kişide izleme, şüphelenme gibi karmaşık duygulara yol açar.

Kontrol edilemediği takdirde aşırı kıskançlık durumunda öfke ve şiddet boyutuna varan tepkiler görülebilir.

Kıskançlık korku, kaygı, güvende olmama gibi başkaca duyguları da tetikler.

Kıskançlık, sevdiğini veya sınıftaki/iş ortamındaki rakibini aşırı sahiplenme ve üstelik kıskandığını devamlı gizleme gibi reaksiyonel davranış şekilleriyle ortaya çıkar.

Kıskançlık, aynı zamanda sevilenin veya arzu edilenin kaybedilmesi karşısında, öfkelenmeye, acı çekmeye, üzüntüye kapılmaya yol açabilen tehlikeli bir duygudur.

Kıskançlık konusunda kadının mı erkeğin mi daha kıskanç olduğuna dair bir ayrım yapmak doğru değildir.

Yaş, eğitim ve kültür seviyesine bağlı olarak kıskançlık duygusunda yaşanacak reaksiyon ve öfke patlamaları farklılık gösterebilir.

Kıskançlık ve tedavisi

Psikiyatri uzmanlarına göre, duygusal bozukluk hali şeklinde ortaya çıkan kıskançlık duygusu, kıskanan kişide krizlere yol açabilir. Mutlaka tedavi edilmelidir.

  • Örneğin; kıskançlık, taraflardan birinin öfke kontrolünü kaybetmesine, sözlü veya fiziksel şiddetle karşısındaki sevdiğine/rakibine zarar vermesine neden olabilir.

Kontrol edilemeyen aşırı boyuttaki kıskançlık kontrol edilemeyen, duygu haline işaret eder. Bu durum kişilikteki tıbbi bir özellik olabileceği gibi kıskançlık paranoyası gibi bazı psikiyatrik hastalıkların da emaresi olabilir.

  • Aşırıya kaçan kıskançlık hallerinde; aşırı kıskançlık yaşayan kişilerin vakit geçirmeksizin uzman doktora danışmalarında çok büyük fayda vardır.

İş ortamında kıskançlık

Yazılı tarih boyunca saptadığımız toplumları ve zamanı aşan insan davranışı modelleri tür olarak bize özgüdür. Bu niteliği ile insan davranışları evrenseldir.

  • Bu davranışların/huyların bazıları, örneğin grup içinde birbirimizle işbirliği yapma yeteneğimiz gibi olumludur.
  • Bazıları ise olumsuz ve yıkıcıdır.

Çoğu insanda kıskançlık, uyumluluk, katılık, bencillik, tembellik, uçarılık ve pasif saldırganlık gibi nitelikler görece ılımlı miktarlarda bulunur. Ama bir grup insanda bu niteliklerin bir ya da birkaçına yeterince yüksek miktarda sahip olunduğu, hatta bazılarının çok yıkıcı olabildiği görülmüştür. Tehlike bu noktada başlamaktadır. Bu olumsuz niteliklere yedi ölümcül gerçek adını veriyoruz¹.

İnsanların çoğu, olumsuz nitelenen davranışlarını dışarıya yansıtmak istemezler. Bunları gizli tutarlar ve sonunda bu gerçeği öyle bir hareketle ortaya çıkarırlar ki, sizi zayıflattığı gibi zarar da verir. Asıl sorun burada kendini gösterir. Şaşkınlığa kapılınca duygusal tepki vererek zararı biraz daha büyütürüz ve etkisini yaşamımız boyunca taşırız. Üzerinde çalışarak ve gözlemleyerek başta kıskançlık olmak üzere yedi ölümcül gerçeğin yapısını anlarsak, varlığını hissederiz ve tetiklemekten kaçınabiliriz. Bunları sosyal zeka edinmenin temel bilgisi olarak kabul edin.

Dikkat!

Sosyal zeka edinmenin temel bilgilerinden birisi de kıskançlık duygusu ile baş etmektir. Bunu unutmayın.

Kıskançlık duygusu ve kıyaslama

Sürekli olarak kendimizi para, görüntü, kayıtsızlık, zekâ, popülerlik ya da benzer sınıflandırmalarda başkalarıyla kıyaslarız. Eğer tanıdığımız birinin bizden daha başarılı olduğunu öğrenirsek, doğal olarak biraz kıskanırız ama sevimsiz bir duygu olduğundan, kıskançlık duygusunu en aza indirgemenin yolunu buluruz. O kişinin başarısının şans eseri ya da bağlantıları sayesinde oluştuğunu ya da kalıcı olmayacağını kendimize söyleriz.

 

Kıskançlık duygusu ve öz güvensizlik

Bazıları için genellikle öz güvensizliklerinin düzeyinden dolayı kıskançlık duygusu daha derine iner. Kıskançlıktan köpürerek rakip olarak görülen bu kişiyi engellemeyi ya da sabote etmeye çabalamayı bu duygudan kurtulmanın tek yolu olarak görürler. Kıskanç kişiler harekete geçtikleri takdirde asla kıskançlık duygusuyla hareket ettiklerini itiraf etmezler ve toplumun daha kolayca kabullendiği bir mazeret bulurlar. Çoğu zaman kıskandıklarını kendilerine bile itiraf etmezler. Böylece kapalı kıskançlık durumu oluşur. Bu gibi durumlarda kıskançlık duygusunu insanlarda sezmek zorlaşır. Yine de kapalı kıskançlık durumunu anlayabileceğiniz bazı belirtiler vardır.

  • Sizi gereğinden fazla övenler ya da yeni tanıştığınız zaman aşırı dostça davrananlar çoğunlukla kıskanırlar ve size acı vermek için yakınlaşmaya çabalarlar. Bu tip davranışlara karşı uyanık olmalısınız.
  • Ayrıca bir kişide olağan dışı öz güvensizlik gözlemlerseniz, kıskançlığa kapılma eğiliminin fazla olduğundan emin olabilirsiniz.

Kıskançlıkla ilgili uzman önerileri

  • Genel olarak kıskançlık duygusu çok zor saptanabildiği için, en sağduyulu davranış kıskançlığı tetiklemekten kaçınmaktır.
  • Herhangi bir alanda yeteneğiniz varsa, çok kusursuz, çok yetenekli gibi görünme tehlikesinden kaçınmak için başka bir alandaki zayıflığınızı ara sıra ortaya çıkarmalısınız.
  • Eğer öz güvensiz kişilerle birlikte olmak zorundaysanız, onların işlerine ilgi duyduğunuzu gösterin ve hatta onlardan size öğüt vermelerini isteyin. Onların öz güven duygularını arttırın.
  • Herhangi bir başarınızla övünmemeye dikkat edin ve gerekirse başarılarınızı şanslı olduğunuza bağlayın.
  • Sizi başkalarının gözünde daha kolay kabullenilir duruma getireceğinden ara sıra öz güvensizliklerinizi ortaya sermek akılcı bir davranış olacaktır.
  • Kendinizle dalga geçmek de harika sonuçlar yaratabilir.
  • Yanınızda oldukları zaman kişilerin kendilerini aptal hissetmelerine yol açmamaya özen gösterin.
  • Zeka, kıskançlığın en duyarlı tetikleyicisidir.

Sonuç olarak:

Göze batma, kıskançlık duygusunu tetikler. Kıskançlık dahil olmak üzere, tehlike oluşturmayan bir dış görünüm sergilemek ve gruba karışmak en doğru davranış biçimidir. İş ortamında en azından artık kimsenin dikkatini çekmeden başarılı oluncaya kadar bunu sürdürün. Kıskançlık duygusu gerçeğini daima hatırlayın. Şaşkınlıkla ani tepkiler vererek kendinize zarar vermeyin. Başkalarının sizi zayıflatmasına, size zarar vermesine fırsat vermeyin. Sosyal zeka edinmenin temel bilgilerinden birisi de kıskançlık duygusu ile baş etmektir. Bunu unutmayın.

Yazan: Burcu AKIN DEMİRTAŞ, Uzman Eczacı

Kaynak:

¹ Robert Green, Ustalık, Altın Kitaplar, 2015.

² Forbes

³ http://www.inc.comhttps://www.psychologytoday.com

Yazan | 2017-04-18T19:29:54+00:00 Nisan 18th, 2017|Asya|Kıskançlık duygusu nedir? Kıskançlıkla nasıl savaşılır? için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: