Kuzey Kore nükleer füzeleri: Kuzey Kore füze gerilimini tırmandırıyor

//Kuzey Kore nükleer füzeleri: Kuzey Kore füze gerilimini tırmandırıyor

Kuzey Kore nükleer füzeleri: Kuzey Kore füze gerilimini tırmandırıyor

Kuzey Kore nükleer füzeleri dünyayı tehdit ediyor. Kuzey Kore dünyadan gelen tepkileri dikkate almıyor. Kendi yolunda ilerlemeye devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri ve bölge ülkeleri daha ne kadar sabredecek?

Kuzey Kore nükleer füzelerinin temeli

Günümüz Kuzey Kore nükleer füzeleri üzerindeki çalışmaların temeli, II. Dünya Savaşı’ndan kalma topçu roketlerine dayanmaktadır. Kuzey Kore Pasifik Okyanusu’nda üslenen veya hareket halinde olan hedefleri vurabilecek orta-menzilli nükleer füzelere sahiptir. Kuzey Kore her geçen gün nükleer füze menzillerini daha da uzatmaya çalışmaktadır. Ön istihbarat raporlarına göre Kuzey Kore Washington ve Alaska dahil, süper güç Amerika Birleşik Devletleri’ni nükleer füzeler ile vurabilecek füze imalat teknolojisine sahiptir.

Amerikan istihbaratına göre, Kuzey Kore plütonyum bombası da geliştirmektedir.

Kuzey Kore’nin elinde Güney Kore’nin başkenti Seul’e ve askeri bölgelere yakın yerlere konuşlandırılmış Amerikan birliklerine doğrultulmuş ağır silahlar bulunmaktadır. Bu silahlar ile Kuzey Kore kendisini savunabilecek kapasitede olduğuna inanmakta, dünyaya meydan okumaktadır.

Kuzey Kore füze menzilleri (Mesafeler tahminidir)

Kuzey Kore nükleer füzeleri ve menzilleri (Mesafeler tahminidir)

Güney Kore lideri Kim Bomb-un, 11 Ocak 2017’de The Sun Gazetesi‘nde yer alan demecinde, Kuzey Kore’nin ABD’yi vurmaya muktedir uzun menzilli nükleer füzeler geliştirmenin ‘nihai aşamasında olduğunu söyledi.

Güney Kore ve Japonya, hemen her gün Kuzey Kore tarafından açıkça nükleer başlık taşıyan füze taarruzu ile tehdit edilmektedir.

Clinton dönemi ve Kuzey Kore nükleer füzeleri

ABD Başkanı Bill Clinton döneminde (20 Ocak 1993-20 Ocak 2001) Clinton yönetimi Amerika’nın Kuzey Kore ile politik ve ekonomik ilişkilerini normalleştirmek ve ülkenin nükleer silahlardan arındırılmasını sağlamak için bir müzakere süreci başlattı.  Görüşmeler sonuç verdi ve 1994’te Kuzey Kore uranyum zenginleştirme çalışmalarını durdurma kararı aldı. Clinton döneminde Kuzey Kore uzun menzilli  nükleer füze denemelerine son verdi.  O günlerde Kuzey Kore yeraltı depolarında 2-3 adet plütonyum bombası vardı.

11 Eylül 2001 saldırıları ve Kuzey Kore

20 Ocak 2001’de Başkan George W. Bush görevi eski Başkan Clinton’dan devraldı. 9 ay sonra, 11 Eylül 2001’de ABD’nin New York Eyaleti’nde bulunan İkiz Kuleler’e ve Virginia’daki ABD Savunma Bakanlığı Pentagon’a el-Kaide tarafından kaçırılan 4 uçakla saldırılar yapıldı. El Kaide’nin kaçırdığı uçaklar birbiri ardına İkiz Kuleler ve ABD Savunma Bakanlığı’na çarptı.  İkiz Kuleler’de 2 bin 606 kişi, Savunma Bakanlığı’nda 125 kişi ve uçaklardaki 246 yolcu ve mürettebat  yaşamını yitirdi. 19 el-Kaide mensubu teröristle birlikte toplam ölü sayısı 2 bin 996 olarak açıklandı.

11 Eylül 2001 saldırılarının ardından Ekim 2001’de Başkan Bush yönetimindeki ABD, el-Kaide başta olmak üzere, bütün terör örgütlerine karşı “Haçlı Seferi” ilan etti.

Irak’ın işgal edilmesi ve etkileri

Bush, 2002 yılındaki bir konuşması sırasında İran, Irak ve Kuzey Kore için şer ekseni ülkeler tanımlamasında bulundu. Bush, bu konuşmasının üzerinden bir yıl geçmeden Mart 2003’te totaliter lider Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak’ı R2P (Responsibility to protect) yani “koruma sorumluluğu” politikası çerçevesinde tamamen işgal etti.

Böylece bir yıl önce George W. Bush tarafından ilan edilen şer eksenine bağlı olan ülkelerden birisi bertaraf edilmiş oldu. Bush, Irak’a giden askerlerini kutsuyor, Irak işgalini çok  önemsiyordu.

O dönemde hazırlanan istihbarat raporlarına göre devrik Irak lideri Saddam Hüseyin uzun menzilli nükleer füze üretmenin gayreti içindeydi. Saddam Hüseyin, her an nükleer silaha sahip olabilirdi. Amerika Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) casusları dünyaya inanılmaz haberler yayıyorlardı.

Bush’a göre Saddam Irak halkına zulüm ediyordu. Irak halkı zalim diktatör Saddam’dan kurtarılmalı, özgürleştirilmeliydi. Bunu dünyada yapabilecek tek devlet vardı: Amerika Birleşik Devletleri.! ABD, kendisini dünyanın sahibi ve jandarması olarak görüyordu.

Mart 2003’te ABD ordusu tarafından işgal edilen Irak, ABD’nin küresel çıkarlarını tehdit eden ülkeler arasından çıkartıldı. Ancak, Kuzey Kore’de işler beklendiği gibi gelişmedi. Kuzey Kore her geçen gün geliştirdiği yeni silah sistemleriyle, tatbikat ve testleriyle gündemde kaldı. Kuzey Kore, komşularıyla olan gerginlik politikasını arttırarak devam ettirdi.

Başkan Bush’un “Şer Ekseni” açıklaması

2002’de Başkan Bush’un “Şer Ekseni” açıklaması Kuzey Kore’de hemen yankılandı. Kuzey Kore nükleer silah geliştirmeye yeniden başladı. Birleşmiş Milletler denetçilerini Kuzey Kore’den çıkarttı. Nükleer Silahların Önlenmesi Antlaşması (NTP)’ndan çekildi. ABD’ye göre Kuzey Kore çok büyük hatalar yapıyordu. Ancak, bölge ülkeleri müzakereden yanaydı. Japonya ve Güney Kore savaş istemiyordu.

Bush yönetimi 2005 yılında yeniden Kuzey Kore ile nükleer silahlar konusunda müzakerelere başlama kararı aldı. Eylül 2005’te bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma gereğince: Kuzey Kore tüm nükleer silahlarını ve nükleer silah programlarını bırakacak, BM denetçilerinin denetleme yapmalarına izin verecek, bunun karşılığında hafif su reaktörü konusunda uluslararası yardım alacak ve ABD Kuzey Kore’ye taarruz etmeyecekti. İki taraf birbirlerinin egemenliğine saygı duyacak, barış içinde yaşayacak ve ilişkilerin normalleşmesi için adım atılacaktı.

ABD-Kuzey Kore anlaşması

Şayet bu anlaşma uygulansaydı, ne Kuzey Kore’nin nükleer denemeleri olurdu, ne de dünyayı sürekli olarak nükleer bir savaşın eşiğine getiren kutuplaşmalar yaşanırdı. Bush yönetimi o yıllarda 1979’dan beri İran konusunda yaptığı gibi, diplomasi yerine çatışmayı tercih etti. Amerika’nın gücü belli ve korkunçtu. Bu gücü Kuzey Kore’de iyi değerlendirmek zorundaydı. Bush’un bu tutumu dengelerin bir anda değişmesine neden oldu. Amerikalılar hafif su reaktörü kurmak için oluşturulan uluslararası konsorsiyumu dağıttılar. Kuzey Kore’ye müdahale tehditlerine yeniden başladılar. Yasa dışı para transferleri ve sahtekarlık gibi son derece yetersiz gerekçelerle Kuzey Kore’nin döviz hesaplarını dondurmaları için bankalara baskı yaptılar.

Kuzey Kore’ye baskılar sonuç verir mi?

O günlerde Anna Fifield, Financial Times’taki yazısında, 2007 Şubat ayına kadar “Kuzey Kore rejimine uygulanan baskıların ve savaş hazırlığına girişmiş bir Amerikan yönetiminin ‘şer ekseni’nde bulunan bir ülke ile yürüttüğü kararlı mücadelenin, uzun süredir tıkandığı söylenen sürece yeni bir soluk kazandırdığını” yazmıştı. Yani Fifield’e göre Bush doğru yoldaydı. Fifield de şahinler tarafındaydı.

Yeni anlaşma, Washington’un 2005 yılında bozduğu anlaşmaya çok benziyordu. Yeni anlaşma yapılır yapılmaz, ABD yönetimi Kuzey Kore’ye karşı 2002’de öne sürdüğü suçlamaların yetersiz delillere dayandığını kabul etmek zorunda kaldı. Irak politikası nedeniyle kötü bir üne sahip olan Bush yönetimi, belki de Kuzey Kore ile ilgili istihbaratı çarpıtmıştı. Herkesin kafasında deli şüpheler vardı. Amerika süper güçtü, ama Amerikan idarecileri ve kamu görevlileri dünyaya yalan söylüyor, ikiyüzlü davranıyorlardı.

ABD-Kuzey Irak gerginliğinde, misillemeler, müzakereler ve tehditlerden alabileceğimiz tek ders vardır: Diplomasi, ancak iyi niyetle uygulandığı vakit işe yarar. Sizin niyetiniz kötüyse, yani barış ortamı, adalet ortamı değilse, diplomasi bir çözüm üretemez.

Kuzey Kore nükleer füze testleri

Şubat 2007’de Çin’in başkenti Pekin’de çok taraflı nükleer müzakereler yürütüldü. Çin, Japonya, Rusya ve Güney Kore’nin yanı  sıra Kuzey Kore ve Amerika Birleşik Devletleri de müzakerelere katıldı. Görüşmeler esnasında müzakerelerin olumlu sonuçlanması için hem Kuzey Kore, hem de ABD bir takım geri adımlar attı. Müzakerelerin sonucu olumlu bitti.

Varılan uzlaşmaya göre: Kuzey Kore nükleer tesislerini kapatacak ve Birleşmiş Milletler nükleer denetçilerinin Kuzey Kore’ye girmesine izin verecekti. Ancak, zaten dünyadan izole bir şekilde yaşayan Kuzey Kore sözünde durmadı, alınan kararların hiç birine uymadı.

Nükleer füze ile “etki-tepki politikası”

Bölgedeki nükleer diplomasi konusunda en önde gelen uzmanlardan biri olan Leon V. Sigal, Kasım 2006’da Current History dergisine yazdığı bir yazıda “Başkan Bush 20 Ocak 2001’de göreve geldiğinde, Kuzey Kore uzun menzilli füze denemelerine son vermişti. Yalnızca iki ya da üç tane plütonyum bombaları vardı ve daha fazlasını üretmiyorlardı. Altı yıl sonrasına geldiğimizde (2007) ise, ellerinde sekiz ila on bomba bulunuyor. Uzun menzilli füze denemelerine  devam ediyorlar. Ayrıca nükleer denemeler yapmaktan çekinmiyorlar,” diye yazdı.

Sigal, durumu şöyle değerlendirmişti: “Kuzey Kore, düşmanlığı bitirmek için aslında kısasa kısas yapıyor. ABD işbirliği yaptığında, işbirliği ile karşılık veriyor. ABD anlaşmaya uymadığında, misilleme yapıyor.”

ABD, Japonya ve Güney Kore ile Birleşmiş Milletler yetkililerinin bütün ikazlarına rağmen, Kuzey Kore 2002’de yeniden başladığı nükleer silah denemelerine ve uzun menzilli füze testlerine aralıksız devam etti. Çin sınırına yakın bölgelerdeki dağlık araziler ve  açık denizler uzun menzilli füze deneme alanlarıydı.

Yazan | 2017-09-06T12:18:16+00:00 Haziran 9th, 2017|Asya|Kuzey Kore nükleer füzeleri: Kuzey Kore füze gerilimini tırmandırıyor için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: