Meme kanseri teşhisi ve tedavisi konusunda uzman önerileri

//Meme kanseri teşhisi ve tedavisi konusunda uzman önerileri

Meme kanseri teşhisi ve tedavisi konusunda uzman önerileri

Meme kanseri teşhisi ve tedavisi konusunda son yıllarda dünyada ve Türkiye’de büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Meme kanseri yüzünden meydana gelen ölümlerde ciddi azalmalar gözlenmektedir.

Meme kanseri hakkında genel bilgiler

Meme kanseri, meme dokusunda oluşur. Meme kanseri sıklıkla bayanlarda, nadiren erkeklerin memelerinde görülebilir. Son yıllarda Meme kanseri teşhisi ve tedavisi için tıp alanında önemli buluşlar yapılmış olmasına rağmen, erken teşhis edilmediği ve tedavide geç kalındığı takdirde, meme kanseri kadınlarda ve erkeklerde ölüme neden olabilir.

Meme kanserinin en çok bilineni süt bezlerinden memeye süt taşıyan ince kanallarda oluşan “duktal karsinoma (ductal carcinoma)”dır. Diğer bir çeşit meme kanseri ise doğrudan süt bezlerinde oluşan “lobuler karsinoma  (lobular carcinoma”dır.

  • İnvasive (yayılmacı) kanser türünde, kanser komşu dokulara da yayılır.
  • Non-invasive (yayılmacı olmayan) meme kanseri türünde, kanser lokal olarak bulunduğu doku alanında kalır ve yayılmaz.

İngiltere’de 50-70 yaşlarındaki bayanlar her üç yılda bir meme kanseri taramasından geçirilir.

ABD’de ise 20 yaşından itibaren kadınlara elle meme muayenesi öğretilmeye başlanır. 20-39 yaşlarındaki kadınların  1 ila 3 yıl içerisinde bir kez olmak üzere, klinik meme muayenesi yaptırmaları önerilir. 40 yaşından sonra ise yılda bir kere mamogram (X-ışını) çektirmeleri ve kliniklerde meme kanseri muayenesinden geçmeleri istenir.

  • Ultrason testi, meme dokularında oluşan kistleri tespit etmeye ve saptanan kistlerin içerisindeki maddenin katı mı yoksa sıvı mı olduğunu anlamaya yarar.
  • Mamogram testi ise, kistlerdeki gelişmeleri yakından takip etmeye olanak sağlar.

Meme kanseri teşhisi ve tedavisi: Biyopsi uygulaması

Biyopsi, meme  kanseri meme kanseri teşhisi ve tedavisi sürecinde ultrason ve mamografiden sonraki safhadır. Biyopsinin iki uygulama şekli vardır: İğne biyopsisi ve şüpheli dokudan keserek parça alma.

İğne biyopsisinde, biyopsi yapılacak bölge doktor tarafından uyuşturulur. Doktor test için şüpheli dokudan küçük bir doku parçası alır ve bu parçayı patolojiye gönderir. Parça alma biyopsisinde ise, anestezi uygulanarak, bütün kist bölgesi patolojik analiz için alınır.

Risk grubu altındakilerde muayene ve testler daha sıklıkla yapılır.

  • ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’nce 2014 yılında ABD’de 232,670 kadında meme kanseri görülmesi ve bunların 40,000 kadarının yani %17’sini hayatını kaybedeceği, %83’ünün ise meme kanserinden kurtulacağı tahmin edilmektedir. ¹
  • Aynı enstitü tarafından yapılan tahmine göre ise, 2014’te meme kanserine yakalanacağı tahmin edilen erkek hasta sayısı 2360’tır. Meme kanserine yakalanacağı tahmin edilen erkek hastalardan 430 kadarının (%18) hayatını kaybedeceği sanılmaktadır.

Kanserin hiç olmadığı bir dünya temennisiyle; ülkemizde meme kanseri teşhisinde çok önemli başarılara imza atmış olan ve adeta kendi ekolünü yaratan Prof. Dr. Ayşegül Özdemir’in “Memenizi Koruyun!²” adlı kitabından seçtiğim ve çok önemli gördüğüm bir bölümü, teşhis ve tedavilerine yardımcı olmak amacıyla, kadın-erkek bütün okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

1. Hiç bir meme biyopsisi acil değildir!

Panik, yanlış karar aldırır! Sakin olun. Derhal karar vermeye çalışmayın. Memenizdeki kanserse zaten yıllardır oradadır, bir kaç hafta daha bekleyebilir.

2. Bedeniniz üzerindeki denetim yetkinizi “hekimlere” devretmeyin!

Bedeniniz SİZE aittir! Hekimlerinizi “karar verici” değil, “rehber” olarak görmeye çalışın.

3. İnsanlar yardım etmeye çalışırlar. Peşlerine bilinçsizce takılmayın!

Herkesin bir “fikri” vardır ama bilgisi olan azdır. Ağızdan ağza anlatılanlara fazla itibar etmeyin. Aradaki insan sayısı arttıkça yanlış anlamalar da artar.

“Aile meclisi” kararları mantıksal olmaktan çok, duygusal olmaya meyillidir. Durumunuzu kendi başınıza değerlendirmek konusunda kararlılık gösterin!

4. Bilgi kirliliğine kapılmayın!

Magazin haberlerine fazla itibar etmeyin. Medyadan ve internet sitelerinden çok bilgi toplayabilirsiniz ama bilimsel olanları ayıklamanız son derece zordur!

5. Danışma yöntemini doğru seçin!

Hekimlerle “yazışmayı” yada “telefonlaşmayı” değil, “yüz yüze” görüşmeyi tercih edin! İnternet ya da telefon kanalıyla bilgi toplamak ücretsiz, kolay, pratik, pek akıllıca görünür ama gerçek maliyeti çok ağır olabilir!

6. Konuyu doğru dalda uzmana danıştığınızdan emin olun.

Radyoloji ile ilgili yorumları radyoloji uzmanlarına sorun!

7. Hekimleriniz arasındaki mesleki ilişkinin niteliğini anlamaya çalışın.

Hekim, hastasına en iyi sağlık hizmetinin sağlanması için, ona hizmet sunan diğer hekimlerle işbirliği yapmakla yükümlüdür. Bu işbirliği “takım çalışması” diye anılır ama ne yazık ki genellikle yanlış anlaşılır. Radyologların diğer hekimler tarafından istenen isabetsiz incelemelere itiraz edememelerinin, kesin tanı koyma görevini üstlenmekten ve hastalara yüz yüze açıklama yapmaktan kaçınmalarının başlıca nedeni, “hastanın sahibi” olarak gördükleri diğer hekimlerin “etki alanlarını” engelleme endişesidir. Böyle bir durumla karşılaştığınız takdirde zarar görme ihtimaliniz vardır! Radyoloğunuz doğrudan size, yüz yüze, tatminkar ölçüde açıklama yapıyor mu? Sorularınızı yanıtlamaya ve konuyu tartışmaya ne kadar istekli?

Dünya Hekimler Birliği Tıp Etiği El Kitabı’nda der ki: Hekimin bir hastaya boşuna ya da yararsız uygulamada bulunma zorunluluğu yoktur. Ancak, çevremize baktığımızda, gereksiz yere, sadece “cerrah istedi diye” memesine biyopsi yaptırmış, yani memesini ameliyat ettirmiş bir çok hasta vardır.  Ameliyat memeyi deforme eder ve çoğu kere ameliyat edilen memenin içinde meydana gelen “çekintiler” kaçınılmaz şekilde meme ağrısına neden olurlar.

8. Başka hekimlere de danışın, ama dikkatle seçerek!

Olasılıkları her yönden görmeye ve anlamaya çalışın. Herkesin yaptığı şey doğru demek değildir! Çoğunluğun ne dediğinden çok, mantığınızın ne dediğiyle ilgilenin!

9. Hekimlerinizle açık konuşun. Bütün sorularınızın yanıtlarını aldığınıza emin olun!

Beklenmeyen bir haberin etkisiyle psikolojik durumunuz konuşulanları doğru algılamanızı ve hatırlamanızı zorlaştırabilir. Eleştirel bir yöntemle yeterince okuyup düşündüğünüzde sorularınız netleşecektir. Bunları yazın. Sonra hekiminizden tekrar tartışmak için randevu alın. Bu randevuya, araştırmanıza katılan ve durumunuza sizinle birlikte kafa yoran eşinizi veya arkadaşlarınızı da götürün. Bir yerine iki kişinin dinlemesi ve gözlemleri, soruların çeşitlenmesini, konuşulanların hatırlanmasını ve yararlı tartışmalar yapmanızı kolaylaştırır.

10. Hekimleriniz de insandır!

Hasta-hekim ilişkisi, insan-insan ilişkisidir. İletişimin iki taraflı olduğunu unutmayın. Hekimlerinizin de bunalmış, duygusal ya da dikkatsiz anları vardır. Üstelik, hiç kimse sürekli olarak aynı verimlilikte çalışamaz. Önyargısız ve anlayışlı olmaya çalışın. Görüşmenizin verimli geçmediğini ya da birbirinizi iyi anlamadığınızı düşünüyorsanız, farkı bir gün tekrar görüşmeyi önerebilirsiniz.

Kaynak:

¹ ABD Ulusal Kanser Enstitüsü

² Memenizi Koruyun! Prof. Dr.Ayşegül Özdemir, İmge Kitapevi Yayınları, 2013

 

Yazan: Burcu Akın, Eczacı

Yazan | 2017-07-26T23:41:35+00:00 Temmuz 26th, 2017|Sağlık|Meme kanseri teşhisi ve tedavisi konusunda uzman önerileri için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: