Parkinson hastalığı nedir? Parkinson hastalığının teşhis ve tedavisi

//Parkinson hastalığı nedir? Parkinson hastalığının teşhis ve tedavisi

Parkinson hastalığı nedir? Parkinson hastalığının teşhis ve tedavisi

Parkinson hastalığı nedir?

Parkinson hastalığı yavaş ilerleyen, nörodejeneratif yani beyin hücrelerini tahrip ederek gelişen bir beyin hastalığıdır. Parkinson hastalığının kesin nedeni bilinmemektedir. Parkinson semptomlarının azaltılması için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmakta; ileri seviyelerdeki parkinson rahatsızlıklarında cerrahi müdahaleye başvurulmaktadır.

Parkinson hastalığı alzheimer hastalığından sonra en sık görülen nörodejeneratif hastalıktır. Türkiye’de her yıl ortalama olarak her 1000 kişiden 12’si parkinson hastalığına yakalanmaktadır. Parkinson hastalığı sayısı, 65 yaş üzerindeki yetişkinlerde %1-3’e kadar artar. 40 yaş altında görülen parkinsonun çoğu genetiktir. İstatistiklere göre, Türkiye’de 100.000 nüfuslu bir bölgede yaklaşık 100-200 parkinson hastası bulunmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri’nde 1 milyondan fazla parkinson hastası bulunduğu sanılmaktadır.

Dopamin ve parkinson ilişkisi

Dopamin, beynin belli bölgelerinde beyin hücreleri tarafından üretilen bir kimyasaldır. Dopamin, beyin fonksiyonlarının normal çalışmasında hayati öneme haizdir. Bir hücreden diğerine elektrokimyasal mesajlar göndererek, hareketlerimizin düzenli olmasını sağlar. Dopamin kimyasalı düşünce sistemlerinin organizasyonunda büyük rol oynamaktadır. Dopaminin bozulması parkinson ve hatta şizofreni hastalıklarının esas nedenlerindendir.

Parkinson hastalığında dopaminin rolü

Normal olarak insan beyninde belli bölgelerde dopamin üreten beyin hücreleri bulunur. Bu hücreler beynin substabsiya nigra (substantia nigra) adı verilen belli bir alanında yoğunlaşmış haldedirler. Dopamin substabsiya nigra ile vücut hareketlerini kontrol eden diğer beyin bölgeleri arasında mesajlar ileten bir kimyasaldır. Dopamin insanların akıcı ve birbiri ile uyumlu hareketler yapmalarını sağlar. Dopamin üreten hücreler %60 ila %80’i yok olduğunda beyinde yeterli miktarda dopamin üretilemez ve kaçınılmaz şekilde parkinson hastalığının belirtileri ortaya çıkar.

Dopamin, parkinson hastalığında çok önemli rol oynar. Çünkü, parkinson hastalığında vücudun hareketlerine ve kişinin ruh haline etki eden ve sağlam beyin hücreleri tarafından üretilen dopamin üretimi durur. Sonuç olarak, dopamin miktarı azaldıkça parkinson hastalığına bağlı belirtiler ortaya çıkmaya başlar.

 

Parkinson hastalığının en erken belirtileri enterik sinir sistemi, alt beyin sapı ve koku yollarında ortaya çıkmaktadır. Enterik sinir sistemi, bağırsakların yönetim merkezini oluşturan gastrointestinal sistemdeki nöronlar topluluğu olup, merkezi sinir isteminden bağımsız olarak fonksiyon görür.

Beyinsapı, beynin alt kısmıdır. Kafa sinirleri yolu ile yüz ve boynun motor ve duyusal iletişimini sağlar. Beyinsapı küçük olmakla birlikte, beyin ile vücudun geri kalan kısmı arasındaki bütün sinir bağlantısı buradan geçtiğinden hayati öneme sahip bir bölgedir. Parkinson hastalığı bu bölgelerden beynin daha üst bölümlerine yani substanisya nigra ve beyin kabuğuna doğru yayılım gösterir.

Koku duyusu kaybı veya azalması, uyku bozuklukları ve kabızlık, titreme ve hareketlerde yavaşlama gibi hastalığın motor belirtilerinin daha önceden, ilk safhada başladığı düşünülmektedir. Bilim adamları hastalığın erken döneminde ortaya çıkan motor-olmayan emarelerin olabildiğince erken tanınmasına çalışmaktadır.

Parkinson hastalığının belirtileri nelerdir?

Parkinson hastalığının belirtileri, hareketle ilgili olanlar ve hareketle ilgili olmayanlar (motor ve motor olmayanlar) şeklinde iki gruba ayrılabilir.

►Hareketle ilgili olanlar yani motor semptomlar titreme, hareketin yavaşlaması (bradikinezi) ve kaslarda kasılma, hareket edememe (akinezi), uzuvlarda kasılma, tutarsız yürüyüş ve kamburluğu kapsar.

►Hareketle ilgili olmayanlar yani motor olmayan semptomlar uyku bozuklukları, kabızlık, koku duyusunun kaybı, depresyon, cinsel işlev bozukluğu ve anksiyeteyi içerir.

Parkinson hastalığının en önemli özellikleri

  • Parkinson hastalığı, her hastada farklıdır ve farklı belirtilerle ortaya çıkar.
  • Parkinson hastalığı semptomları herhangi bir yaşta görülebilir, ancak parkinson hastalığının ortaya çıkma yaşı ortalama 60-65’tir.
  • Parkinson hastalığına 30 yaş altındaki kişilerde nadiren rastlanır.
  • Genç yaşta ortaya çıkan şeklinde genetik ve ailevi nedenler birinci öncelikle dikkate alınmaktadır.
  • Hastalığın emareleri kişiden kişiye değişebilir. Bu yüzden semptomların ilerlemesi de kişiden kişiye farklılık göstermektedir.
  • Hastalarda görülen ilk semptomlar bir elin hareketlerinde yavaşlama olması ve yürürken kolun savrulması şeklindedir. Bu belirtilere omuz ağrısı da eklenebilir.
  • Bir çok hasta hastalığın başlangıcında, dinlenme esnasında hafif seviyede ‘elde titremelere’ şahit olur. Ancak titremeler kollar ve bacaklar da görülebilir. Bununla birlikte, parkinson hastalarının %15 kadarı hastalığın ilerlemesi esnasında hiçbir zaman titreme yaşamayabilir.
Parkinson hastalığının belirtileri her bir hastada farklılık gösterir, kişiden kişiye değişir. Parkinson hastalığının ilk belirtileri hafiftir ve teşhisi zordur. Mutlaka uzman hekime başvurulmalıdır. İlk belirtiler genellikle vücudun baskın olan tek tarafını etkiler ve zamana bağlı olarak belirtiler her iki tarafa birden yayılır.

Parkinson hastalığı semptomları

Parkinson hastalığında semptomlar genellikle vücudun ‘baskın olan’ tek bir tarafında başlar. Bu nedenle semptomlar en çok yazı yazma gibi alışılmış belirgin aktiviteleri yaparken fark edilir.

Vücudun baskın tarafında, el kol ve bacaklarda titreme yaşayan kişilerin, uzman doktora giderek erken teşhis ve tedaviden faydalanması önerilir.

Parkinson hastalığının erken dönemlerinde bazı hastalar ‘denge sorunu’ yaşayabilir. Hasta, ayakta dururken dengelesini yitirebilir. Ya da arkaya dönerken veya ani hareketler yaparken dengesini sağlamada sıkıntı yaşayabilir.

Parkinson hastalarının yüzleri donuktur; genellikle daha az yüz ifadesi kullanırlar ve yavaş konuşurlar.

Dikkat edilmesi gereken bir husu da şudur: Uyku bozuklukları, depresyon ve anksiyete gibi ‘hareketle ilgili olmayan, yani motor olmayan semptomlar’, çoğu zaman motor semptomlardan önce ortaya çıkabilir.

Parkinson hastalığını tam olarak tanımlamak için özel bir test bulunmamaktadır. Parkinson teşhisi, benzer semptomlara sahip diğer hastalık olasılıkları elendiği zaman veya hasta parkinson ilaçlarına tam olarak yanıt verdiği zaman konabilir.

Parkinson hastalığı semptomları

Parkinson hastalığında dikkat edilmesi gereken bazı semptomlar şunlardır:

  • Hastanın yüz ifadesinin değişmesi, sabit bakması, gözleri kırpmadan bakması hali.
  • Yürüme esnasında hastanın bir kolunun kontrolsuz şekilde savrulması.
  • Hastanın vücut duruşunda bükülme meydana gelmesi, kambur durması.
  • Hastanın omuzunda donma oluşması ve ağrı meydana gelmesi.
  • Hastanın bir bacağının aksamaya başlaması ya da sürüklenmesi.
  • Hastanın boyununda veya uzuvlarda uyuşma, karıncalanma, ağrı veya rahatsızlık oluşması.
  • Hastanın sesinde yumuşama gözlenmesi.
  • Hastanın içten içe titreme hissi duyması.

Parkinsonun dört ana motor belirtisi:

  • Titreme.
  • Hareketlerde yavaşlama.
  • Kollar, bacaklar veya gövdede katılık.
  • Denge sorunları ve muhtemel düşmeler.

Parkinson Hastalığı tanısını koyarken hatırlanması gereken en önemli şey, hastalığın dört ana belirtisinden ikisinin, bir arada bulunmasıdır. Tanının mutlaka bir nöroloji uzmanınca konmasıdır.

Parkinson hastalığı genel nedenleri

Parkinson hastalığına neden olan nörodejeneratif süreç tam olarak aydınlatılamamıştır. Nörodejeneratif hastalıklar, kazanılmış becerilerin sonradan kaybı ve ilerleyici mental yıkım ile karakterli sinir sistemini etkileyen bir grup hastalıktır. Bu tip hastalıklarad genetik ve/veya çevresel faktörlerin birlikte etkileşiminin rolü olabileceği değerlendirilmektedir. Özetle, parkinson hastalığının kesin nedeni henüz bilinmemektedir.

Uzmanlara göre aşağıda sıralanan etkenler parkinson için risk oluşturabilmektedir:

  • Mutasyonlar: Mutasyonlar parkinson hastalığına yol açabilir. Ancak dünya genelindeki parkinson hastalarının miktarı dikkate alındığında çok sık görülmeyen mutasyonların parkinsonun tek nedeni olduğunu söylemek güçtür.
  • Toksinler: Parkinson hastalığına bazı toksinlerin de yol açabileceği düşünülmektedir.
  • Yaş: Yaş, parkinson hastalığında çok önemli bir etkendir.
  • Cinsiyet: Cinsiyet ve kalıtımsal özellikler de parkinson hastalığı için risk oluşturabilmektedir. Yapılan araştırmalara göre parkinson hastalığı çoğunlukla 50 yaş üzeri insanlarad görülmektedir. Bunun  yanında parkinson hastalığı erkeklerde kadınlara oranla daha çoktur.
  • Genetik yapı: Parkinson hastalığında genetik de risk teşkil etmektedir. Anne, baba ve kardeşlerde parkinson hastalığının önceden teşhis edilmiş olması, önemli bir risktir.

Sonuç olarak Parkinson’a neyin yol açtığı konusunda yeterli bir bilgi bulunmuyor ve bu alanda çok daha fazla sayıda araştırma yapılmasına ihtiyaç var.

Parkinson hastalığı, alzheimer hastalığından sonra en sık görülen nörodejeneratif, yani kazanılmış becerilerin yıkımına yol açan bir beyin hastalığıdır.

 

Parkinson hastalığında tedavi yöntemleri

Hastalığın mevcut bulguları, yaşam kalitesi üzerinde etkili olabilir. Parkinson ilerleyici bir hastalıktır ve dolayısıyla zaman ilerledikçe semptomlar kötüleşebilir.

Doğru tedavi ve takip sayesinde, çoğu hasta normal hayatını uzun yıllar boyunca sürdürebilmektedir. Bu nedenle, hastalığın, ilk belirtileri ve semptomları saptanır saptanmaz tıbbi görüş almak önemlidir; böylece tedavi seçeneklerini en iyi şekilde değerlendirmek mümkün olur.

Erken tedavi ile hastalığın gidişatını yavaşlatmak mümkün hale gelir.

Tedavi sırasında kullanılan ilaçların oluşabilecek yan etkilerini belirleyip ortadan kaldırmak önemlidir. Fakat her ne olursa olsun ilacın yan etkisi görüldü diye ilacı bırakmak yanlıştır, çünkü hastalık belirtileri tekrar ortaya çıkar.

Cerrahi tedavi ilk tercih yolu değildir. Ancak hastalık düzeltilemiyorsa yada ilaç kullanımı ile ilişkili yan etkiler ortaya çıkmış ise uygulanabilir. Tedavide önemli olan konu, her hastaya aynı tedavi uygulanmayışıdır, çünkü hastanın yaşına, hastalığın belirtilerine ve hastalığın hangi döneminde olduğuna, göre farklı tedavi yöntemleri uygulanmaktadır.

Parkinsonlu hastalarda fizyoterapi eğer ilaç tedavisiyle birlikte uygulandığı takdirde, hastaların yaşam kalitesini arttırmaktadır.

Burcu AKIN DEMİRTAŞ, Uzman Eczacı

Kaynaklar:

¹ http://www.noroloji.org.tr

² http://www.parkinson.org

Yazan | 2017-04-17T15:08:40+00:00 Nisan 17th, 2017|Sağlık|Parkinson hastalığı nedir? Parkinson hastalığının teşhis ve tedavisi için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: