This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

This Is A Custom Widget

This Sliding Bar can be switched on or off in theme options, and can take any widget you throw at it or even fill it with your custom HTML Code. Its perfect for grabbing the attention of your viewers. Choose between 1, 2, 3 or 4 columns, set the background color, widget divider color, activate transparency, a top border or fully disable it on desktop and mobile.

Savaş ilkeleri: Savaşta fırsatlardan yararlanmak nasıl olur?

Anasayfa/Harp ve Strateji/Savaş ilkeleri: Savaşta fırsatlardan yararlanmak nasıl olur?

Savaş ilkeleri: Savaşta fırsatlardan yararlanmak nasıl olur?

Savaş ilkeleri nelerdir? Savaş ilkeleri zaman ve mekana göre değişiklik gösterir mi? Savaş ilkeleri kapsamında, savaşta başarılı olmanın temel koşulları nelerdir?

Değer verdiğiniz savaş ilkelerini yeniden inceleyin!

Napoleon’a hangi savaş ilkelerini izlediğini sordukları zaman, hiçbirini izlemediğini söylemişti. Onun dehası koşullara tepki vermek, elindekilerden en iyi biçimde yararlanmakta yatıyordu; çok üstün bir fırsatçıydı. Sizin tek ilkeniz de hiçbir ilkeye sahip olmamak olmalıdır. Stratejinin değiştirilmez yasaları ya da zamanla sınırlı olmayan kuralları olduğuna inanmak, kendi sonunuzu hazırlayan katı ve sabit bir konum almaktır. Elbette tarih ve kuramları çalışmak dünya görüşünüzü genişletir, ama kuramların dogmalaşma eğilimine karşı durmalısınız. Geçmişe, geleneklere, her şeyi eski yöntemlerle yapmaya karşı acımasız davranın. Kutsal ineklere, kafanızın içindeki geleneklerin seslerine karşı savaş açın.

Eğitim bazen sorun yaratır mı?

İkinci Dünya Savaşı’nda Kuzey Afrika çöllerinde Almanlarla savaşan İngilizler tank savaşı konusunda çok iyi eğitilmişlerdi; bu konudaki tüm kuramların temelini öğrenmişlerdi. Daha sonraları bu taktikleri pek iyi bilmeyen Amerikan askerleri onlara katıldı. Kısa sürede Amerikalıların savaşma biçimi İngilizlerden üstün değilse bile en azından eşit oldu ve çöl savaşlarında yeni bir hareketlilik kazandılar. Kuzey Afrika’daki Alman Ordusu’nun komutanı Feldmareşal Erwin Rommel’e göre, “Amerikalılar Afrika’daki deneyimden İngilizlere oranla daha fazla yararlandılar ve böylece ilk kez eğitilmenin, yeniden eğitilmekten daha kolay olduğu gerçeğini kanıtladılar.”

Savaş ilkeleri: ‘Kendi stratejik kaslarınızı geliştirin!’

Rommel eğitimin kişilerin beynine talimatları daha sonradan kolayca sarsılmayacak biçimde kazıdığını söylemek istiyordu. Çarpışmanın ortasında eğitilmiş beyinler değişen koşullardan çok, öğrendikleri kurallara odaklandıklarından bir adım geride kalabilirler. Yeni bir durumla karşılaştığınız zaman, bu konuda hiçbir şey bilmediğinizi, hepsini yeniden öğrenmeye başlamak zorunda olduğunuzu hayal etmek en iyisidir. Aklınızdaki en fazla değer verdiğiniz fikirleri bile silip atmak, en iyi okul olan yeni deneyimin sizi eğitmesine olanak tanımaktır. Başkalarının kuramlarına ve kitaplarına dayanmak yerine kendi stratejik kaslarınızı geliştireceksiniz.

Alınan dersler, zaferden daha önemlidir!

Yenilgi acıdır. Sıradan asker için acıdır, ama onun generali için daha da acıdır. Sonuç ne olursa olsun asker görevini sadakatle yerine getirdiğini düşünerek kendini teselli edebilir, ama eğer komutan zafer kazanmazsa başarısız sayılır, çünkü onun görevi budur.

General savaşın tüm olaylarını yeniden gözden geçirecektir. “İşte burada hata yaptım!” diyecektir.

“Cesur davranmam gereken noktada korkularımın sesine kulak verdim. şu noktada elimdeki azıcık güçle saldırmak yerine yedek güçleri beklemeliydim; bu dakikada karşıma çıkan fırsatı yakalamayı beceremedim.”

Saldırı için gönderdiği ve başarısız olup geri dönmeyen askerlerini anımsayacaktır.

Ona güvenmiş olan askerlerin gözündeki ifadeyi anımsayacaktır. “Onları başarısızlığa sürükledim,” diyecektir kendi kendine, “ve ülkemin umudunu boşa çıkardım.”

Yenilgiye uğramış başarısız bir general olduğunu görecektir.

İşte o karanlık saatte kendi içine dönüp kendi liderliğini ve erkekliğini sorgulayacaktır.

Ve bundan sonra durmalıdır!

Eğer tekrar bir savaşa komuta edecekse bu pişmanlıklarından sıyrılmalıdır, aksi takdirde bu duygular onun iradesine ve özgüvenine pençe atıp damgalarını bırakır. Kendine karşı yaptığı bu saldırılardan ve başarısızlığın getirdiği kuşkulardan sıyrılmalıdır.

Hafızamızdaki kötü anıları unutmak ve yalnızca yenilgiden aldığı dersleri anımsamalıdır… bu dersler zaferden daha önemlidir.

Son savaşın anılarını silin!

Siz kazanmış bile olsanız, son savaş bir tehlikedir. Henüz anıları aklınızda yenidir. Eğer zafer kazandıysanız, başarı sizi tembel ve kendini beğenmiş yapacağından kullanmış olduğunuz stratejileri yinelersiniz; eğer yenildiyseniz ürkek ve kararsız olursunuz. Son savaşı durup düşünecek kadar uzaklaşmış sayılmazsınız. Tam tersine aklınızdan silmek için elinizden geleni yapmalısınız.

Savaş ilkeleri uzmanı Kuzey Vietnamlı General Vo Nguyen Giap

Savaş ilkeleri uzmanı Kuzey Vietnamlı General Vo Nguyen Giap

Vietnam Savaşı döneminde ünlü Kuzey Vietnamlı General Vo Nguyen Giap’ın basit bir kuralı vardı: Başarılı bir çarpışmanın sonunda aslında başarısız olduğuna kendini inandırırdı. Sonuçta da asla başarı sarhoşu olmaz, bir sonraki çarpışmada aynı stratejiyi kullanmazdı. Karşılaştığı her olgu için tekrardan düşünmesi gerekirdi. O’na göre savaş ilkeleri bunu gerektiriyordu. Karşısındaki güç dünyanın en büyük gücü, Amerika Birleşik Devletleri’ydi.

Belki de beyzbolun en iyi vurucusu olan Ted Williams her seferinde son kez yaptığı vuruşu unutmayı seçerdi. İster takımına puan kazandırmış olsun, ister oyun dışı kalmış olsun olayı ardında bırakırdı. Rakip takımın aynı oyuncusu kendisine topu atıyor olsa bile her vuruş birbirinin aynı olamazdı. Unutmak için bir sonraki vuruşu beklemez, saha kenarındaki yerini alınca oyundaki gelişmelere odaklanmaya başlardı. Geçmişi ve eski savaşı aklınızdan silmenin en iyi yolu şu andaki ayrıntılara dikkatinizi vermektir.

Aklınızı hareket halinde tutun!

Çocukluğumuzda aklımız hep çalışırdı. Yeni deneyimlere açık olurduk ve olabildiğince fazlasını özümsemeye çalışırdık. Çevremizdeki dünya bize heyecan verdiğinden her şeyi çok çabuk öğrenirdik. Kızdığımız ya da üzüldüğümüz zamanlar, istediğinizi elde etmek için farklı yaratıcı yollar bulurduk ve karşımıza yeni bir şey çıkınca sorunu unuturduk.

Büyük İskender, Napoleon, Musashi gibi büyük strateji uzmanları bu açıdan çocuk gibiydiler. Hatta bazen çocuk gibi davranırlardı. Bunun nedeni basitti: Üstün strateji uzmanları her şeyi olduğu gibi görür. Tehlikelere ve fırsatlara karşı duyarlıdırlar. Yaşamda hiçbir şey olduğu gibi kalmaz ve koşullar değiştikçe geride kalmamak zihinsel akıcılığa gerek gösterir.

Büyük strateji uzmanları önceden edindikleri fikirlere uygun olarak davranmazlar; tıpkı çocuklar gibi içinde bulundukları dakikaya tepki verirler. Akılları sürekli hareket halindedir, her zaman için heyecanlı ve meraklıdırlar. Şimdiki zaman çok daha ilgi çekici olduğundan geçmişi çok çabuk unuturlar.

Etkileyemeyeceğiniz konularla zaman kaybetmeyin!

Yunanlı düşünür Aristoteles yaşamın, hareketle belirlendiğini düşünüyordu. Hareket etmeyen şeyler ölüdür. Hızı ve hareketi olan herhangi bir şeyin daha fazla olasılıkları, daha fazla yaşamı vardır. Hepimiz yaşama Napoleon’un hareketli aklıyla başlarız, ama yaşlandıkça Prusyalılara benzeme eğilimine kapılırız. Gençliğinizdeki güzelliğinizi, fiziksel zindeliğinizi, basit zevklerinizi tekrar ele geçirmek istediğinizi düşünebilirsiniz, ama aslında bir zamanlar sahip olduğunuz akıcı aklınıza gereksiniminiz vardır. Düşünceleriniz herhangi bir takıntı ya da bir pişmanlık gibi bir konuya takıldığında, geride bırakmak için gayret edin. Başka bir konuya ilgi gösterip aklınızı çelin. Tıpkı bir çocuk gibi yoğun dikkatinizi gerektirecek kadar önemli başka bir şey bulun. Değiştiremeyeceğiniz ya da etkileyemeyeceğiniz konularla zaman kaybetmeyin. ilerlemeyi sürdürün.

Zamanın ruhunu özümseyin!

Savaşların tarihi boyunca, geçmişin umarsız bir uyumsuzlukla gelecekte yüz yüze kaldığı klasik çarpışmalar yaşanmıştır. Yedinci yüzyılda Persler ve Bizanslılar yepyeni bir çöl savaşı biçimi uygulayan yenilmez İslam ordularıyla karşılaşmışlardı. On üçüncü yüzyılın ilk yarısında Rusların ve Avrupalıların ağır ordularını yenmek için Moğollar durmamacasına hareket eden ordularla savaşmışlardır. 1806 yılında Napoleon, Jena Çarpışması’nda Prusyalıları aynı şekilde yenilgiye uğratmıştır. Her seferinde galip gelen taraf yeni bir teknoloji ya da yeni bir sosyal düzen uygulayarak savaşmayı en üst düzeye çıkarmıştır.

Kendinizi zamanın ruhuna alıştırın!

Kendinizi zamanın ruhuna alıştırarak bu etkiyi daha küçük boyutta yaratabilirsiniz. Yeni eğilimleri aşmak amacıyla antenleri geliştirmeye çalışmak gerektiği gibi bu eğilimlere uyum sağlamak için esneklik kazanmak da gerekir. Yaşınız ilerledikçe belirli aralıklarla tarzınızı değiştirmek en iyisidir. Hollywood’un altın çağında aktristlerin çoğunun meslek yaşamları kısa süreliydi. Stüdyo sistemine adeta savaş açan Joan Crowford sürekli olarak tarzını değiştirip baştan çıkarıcı kadından, kötü kahramana ardından kült kraliçeye dönüş yaparak inanılmaz derece uzun bir meslek yaşamı sürdürdü. Geçmişteki modaya duygusal açıdan bağlanmak yerine gelişen akımlara karşı duyarlı olmuş ve ayak uydurmuştu. Tarzınızı sürekli olarak yenileyip değiştirerek eski savaşlarınızın tuzaklarından kaçınabilirsiniz. Tam da insanlar sizi tanıdıklarını düşünmeye başlayınca, değişmelisiniz.

Su ırmak boyunca akarken devamlı şekil değiştirerek uyum sağlar, taşları yolunun üzerinden iter, kayaları düzleştirir, asla durmaz ve asla aynı değildir. Ne kadar hızlı akarsa o kadar berraklaşır.

Savaş ilkeleri: Yolunuzu çevirin!

Ünlü Rus romancı Fyodor Dostoyevsky sara hastasıydı. Her nöbet öncesinde inanılmaz bir heyecan yoğunluğu yaşar ve ani bir biçimde gerçekle dolup taşmak, bir an için dünyayı olduğu gibi görmek olarak tanımlardı. Daha sonraları günlük yaşamın alışkanlıkları ve rutinleri bu vizyonu örtünce depresyona girdiğini hissetmeye başladı. Gerçeklere daha yakın olabilmek için depresyona girdiği dönemlerde en yakın kumarhaneye gidip tüm parasını masalarda harcadı. Kumarhanede gerçekler onu sarmalar, rahatlık ve alışkanlıklar uzaklaşır, eskimiş düzen bozulurdu. Her şeyi yeniden, baştan düşünmek zorunda kalınca, yaratıcı enerjisi geri gelirdi. Sara nöbetlerinde ortaya çıkan heyecan duygusuna bilinçli olarak en fazla bu kadar yaklaşabiliyordu.

Gerçi Dostoyevsky’nin yöntemi biraz aşırı sayılır, ama savaş esnasında bazen kendinizi sarsmanız, eskinin pençelerinden sıyrılmanız gerekir. Bunu yapmak için;

  • gittiğiniz yolu değiştirmeniz,
  • herhangi bir durum karşısında normal olarak yaptıklarınızın tam tersini yapmanız,
  • kendinizi olağandışı koşullar altına atmanız
  • her şeye yeniden başlamanız gerekir.

En zor durumlarda bile -burada anlattığımız savaş ilkeleri dikkate alınırsa- aklınızın yeni bir gerçekle başa çıkması gerekecek ve birdenbire canlanacaktır. Değişim korku yaratabilir, ama aynı zamanda canlandırıcı ve hatta heyecanlandırıcıdır. İlişkilerde çoğu zaman bıkkınlık verici sıradanlık gelişir. Her zaman yaptığınızı yaparsınız, karşınızdakiler bilinen yanıtları verir ve kısır döngü biçiminde sürüp gider. Eğer yolunuzu değiştirip yeni bir davranış sergilerseniz, tüm dinamiği değiştirmiş olursunuz. Bir ilişkinin eskimiş düzenini bozup yeni olasılıklara açık olmak için ara sıra bunu yapmalısınız.

Savaş ilkeleri: ‘Aklınız inanışlara, bilgilere takılıp kalmasın!’

Kişinin belirli bir koşul altında olduğunu, belirli bir durumda bulunduğunu bilmek bile bir özgürleşme sürecidir: Koşullarının, mücadelelerinin farkında olmayan biri ise olduğundan farklı olmaya çabalayıp yeni alışkanlıklar kazanır. Yani olup biteni incelemek, neler olduğunu gözlemlemek istediğimizde, bunlara başka bir anlam ya da yorum getiremeyeceğimizi aklımızdan çıkarmayalım. Olup bitenleri farkında olup izlemek için olağanüstü dirayetli bir akıl ve esnek bir yürek gerekir; çünkü her şey sürekli hareket ve değişim halindedir ve eğer kişinin aklı inanışlara, bilgilere takılı kalırsa olup bitenlerin sürekli hareketini izlemeyi bırakır. Yakından gözlemlerseniz hiçbir şeyin durağan olmadığını, sürekli devinim halinde bulunduğunu görürsünüz. Bunu takip edebilmek için hızlı bir akıla ve esnek bir yüreğe sahip olmanız gerekir. Aklınız inanışlara, önyargılara, saptamalara sabitlenmişse, aklınız ve yüreğiniz kurumuşsa kolayca, hızla takip edemez. (JIDDU KRISHNAMURTI, 1895-1986)

Savaş ilkeleri: ‘Gerilla gibi hareketli ve akıllı olun!’

Aklınızı bir ordu olarak düşünün. Ordular çağdaş savaşların karmaşıklığına ve kaosuna uyum sağlamak için daha akıcı ve yüksek manevra yeteneğine sahip olmalıdır. Bu, zaferi garanti eder.

Bu evrimin en son uzantısı düzensizliği ve beklenilmeyeni bir strateji olarak kullanıp kaostan beslenen gerilla savaşıdır.

  • Gerilla ordusu belirli bir mekanı ya da kenti savunmak için asla durmaz; her zaman hareketli ve bir adım önde olarak kazanır.
  • Belirgin bir düzen izlemediğinden düşmanına hedef sağlamaz.
  • Aynı taktiği bir daha tekrarlamaz.
  • Kendini içinde bulduğu dakikaya, koşullara ve bölgeye göre tepki verir.
  • Belirli bir cephesi, somut bir iletişim hattı, ağır hareketli malzeme arabaları yoktur.
  • Gerilla ordusu saf devinimdir.
  • Yeni düşünce biçiminiz için böyle bir model gerekir.
  • Hiçbir taktiği katı olarak uygulamayın; aklınızın sabit bir konuma yerleşmesine, belirli bir yeri ya da fikri savunmasına, eski cansız manevraları tekrarlamasına izin vermeyin.
  • Sorunlara farklı açılardan saldırın, elinizde olanlara ve yöreye uyum sağlayın.
  • Sürekli hareket ederek düşmanlarınıza nişan alacakları bir hedef oluşturmazsınız.
  • Dünyanın kaosuna yenik düşeceğinize kaostan beslenirsiniz.

Savaş ilkeleri: ‘Kuralların kölesi olmayın!’

Bazı generaller her şeyi kurallara uygun yapmaya çalıştıklarından başarısız oldular. Bir çarpışmada Frederick’in, bir başkasında Napolyon’un yaptıklarını biliyorlardı. Sürekli olarak Napolyon olsa ne yapardı diye düşünüyorlardı. Askeri bilgileri küçümsemiyorum ama askerler kuralla kölecesine bağlı olarak savaşırlarsa, başarısız olurlar. Savaş ilerleyicidir. (ULYSSES S. GRANT, 1822-1885)

Son savaşı tekrar gerçekleştirmenin hiçbir katma değeri yoktur. Bu zararlı eğilimi ortadan kaldırırken düşmanınızın da aynısını yaptığını, şimdiki zamandan ders almaya, uyum sağlamaya çalıştığını hayal edin.

Tarihin en kötü askeri felaketleri son savaşı gerçekleştirmek nedeniyle değil, düşmanınızın bunu yapacağına inanmaktan kaynaklanmıştır.

Saddam Hüseyin 1990 yılında Kuveyt’i işgal ettiğinde;

  • ABD’nin henüz “Vietnam sendromunu” yani bu dönemde çok yaralayıcı olan kayıpların tekrarlanması korkusunu atlatamadığını,
  • Bu nedenle ya savaştan tümüyle kaçınacağını ya da tıpkı Vietnam’da olduğu gibi kara yerine havadan savaşı kazanmaya çalışacağını düşünmüştü.

Amerikan Ordusu’nun yeni bir savaş modeline hazır olduğunu fark etmemişti.

Unutmayın ki savaş ilkeleri kapsamında herhangi bir savaşı kaybeden taraf -gerçi tekrar çarpışmayacak kadar örselenmiş olabilir ama- aynı zamanda bu deneyimden ders alarak ilerleyebilir.

Savaş ilkesi: Temkinli olma hatasına düşmeyin, hazır olun. Düşmanlarınızın savaşta size sürpriz yapmasına izin vermeyin.

Kaynaklar:

¹ 33 Stratejide Savaş, Robert Green, Joost Elffers, Altın Kitaplar (2007)

² Principles of War

³ US Army Principles of War

Ahmet Akın, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-03-21T14:43:36+00:00 Mart 21st, 2017|Kategoriler: Harp ve Strateji|Etiketler: |Savaş ilkeleri: Savaşta fırsatlardan yararlanmak nasıl olur? için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: