Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Savaş türleri konusunda tartışmalar global ölçekte halen devam etmektedir. Bu yazıda öncelikle savaş tanımlanacak, daha sonra savaş türleri konusunda özet bilgi verilecektir.

Savaş nedir?

Savaşı cinayet, suç, çete saldırısı ve soykırım gibi diğer şiddet türlerinden ayıran nedir?

Tanım olarak savaş siyasal gruplar arasında yaşanan bir çatışma türüdür.

Genellikle belirli bir ülke ya da kaynak üzerinde yürütülen (yağma savaşları) devletlerarası savaşlar en eski savaş çeşidi olarak düşünüldüğü için geleneksel olarak savaşı yapan siyasal gruplar devletler olmuştur. Bununla birlikte;

  • gerilla grupları
  • direniş hareketleri
  • terörist örgütler gibi devlet-dışı aktörlerin artan katılımıyla devletler arası savaşlara son yıllarda daha az rastlanmakta ve görünüşe göre iç savaşlar bunların yerine geçmektedir.

Savaşlar örgütlü gruplarca yapılmaktadır

İkinci olarak savaşlar, gelişigüzel ve anlık saldırılar yerine bir tür strateji etrafında etkinlik gösteren silahlı kuvvetler veya eğitimli savaşçılar tarafından yürütülmeleri nedeniyle örgütlüdür. Aslında konvansiyonel savaş, ‘savaş hukuku’ tarafından belirlenen kurallara göre girişilen bir eylem olması gerektiği bilinciyle üniformalar, tatbikatlar, selam verme ve rütbelerle tanımlanan askeri personelin yürüttüğü üst düzey örgütlenme ve disiplin gerektiren bir iştir.

Modern savaşın doğası giderek daha az örgütlü hale gelmiştir. Savaş, gevşek bir örgütlenmeye sahip ve kurallarına göre savaşmayı reddeden düzensiz savaşçılar tarafından yürütülmekte, bu da asker ve sivil arasındaki ayrımı belirsizleştirmektedir.

Savaşın Doğası ve Savaşın Türleri

Savaşın Doğası ve Savaşın Türleri

 

Kapsam ve büyüklük açısından savaşlar

Üçüncü olarak savaşlar, genellikle kapsam ve büyüklük açısından ayrıştırılabilir. Az sayıda ölüme neden olan dar kapsamlı saldırılar nadiren savaş olarak değerlendirilir. Birleşmiş Milletler, yılda en az 1000 kişinin öldüğü çatışmaları “büyük çatışma” olarak nitelemektedir. Fakat bu, örneğin evrensel biçimde savaş olarak nitelendirilen Falkland Savaşı’nı dışarıda bırakan tartışmalı bir sayıdır.

Savaşlar bir zaman diliminde gerçekleşir

Son olarak savaşlar, bir dizi çatışma ve saldırıyı içerdikleri için genellikle dikkate değer bir zaman diliminde gerçekleşir. Bununla birlikte İsrail ve onun komşuları Mısır, Suriye ve Ürdün arasında geçen 1967 Altı Gün Savaşı gibi bazı savaşlar da çok kısadır. Fakat diğer savaşlar öyle sürüncemede kalır ve bazen ciddi barış dönemlerini kapsar ki, savaşın tam olarak ne zaman başladığı ne zaman bittiği konusunda karışıklıklar olabilir. Örneğin Yüz Yıl Savaşları, İngiltere ve Fransa arasında aslında İngiltere’nin Normandiya ile bağlandığı zaman (1066) başlamış, çok daha uzun bir uzlaşmazlığın bir bölümünü oluşturan ve geleneksel olarak 1337-1453 tarihleriyle tanımlanan bir dizi savaştır. Benzer şekilde ayrı çatışmalar olarak betimlense de, bazı tarihçiler Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nı yirmi yıllık ateşkesle kesintiye uğramış tek bir uzlaşmazlığın parçaları olarak değerlendirmeyi tercih etmektedir.

Savaşın doğası

Bununla birlikte savaşın doğası ve yürütülüş biçimi, zaman içerisinde askeri teknoloji ve stratejilerdeki gelişmeler tarafından yeniden tasarlanmış ve büyük ölçüde değişmiştir. Gerçekten de savaşlar, kendi dönemlerinin teknolojik ve ekonomik gelişmişlik düzeylerini yansıtır. Askerlerin kol ve sıra düzenine göre savaştıkları yivsiz misket tüfeği günlerinden beri savaşlar, önce tüfek, dikenli teller, makineli tüfek ve görmeden atış yönteminin, daha sonra tank ve Almanların İkinci Dünya Savaşı’nda başvurdukları özellikle Blitzkrieg yöntemindeki gibi uzun menzilli intikalin geliştirilmesiyle aşamalı olarak daha esnek bir yapı kazanmıştır.

Sanayileşme ve devletlerin bütün nüfusu seferber etme yeteneklerini artırması, iki dünya savaşı örneğinde olduğu gibi 20. Yüzyıl’da total savaş kavramının doğuşuna yol açtı.

Savaşlar konusundaki diğer farklar, çatışmanın kapsamı ve üzerinde çatışılan sonuçların doğası ile ilgilidir. Bir uçta, küresel güç dengesini savunmak ya da yeniden şekillendirmek amacıyla tüm ekonomik ve sosyal kaynaklarını yürütülen mücadeleler için seferber eden, genellikle çok sayıda devletin katıldığı ve zaman zaman ‘küresel, ‘genel, `sistemik’ veya ‘dünya’ savaşları olarak da adlandırılan hegemonik savaşlar vardır.

Diğer tarafta, sınırların yeniden çizilmesi veya 1991 Körfez Savaşı (Irak’ın Kuveyt’ten çıkarılması) ve 1999 yılında Kosova’nın ABD önderliğinde NATO tarafından bombalanmasında (Sırp kuvvetlerinin ülkeden çıkarılması) olduğu üzere işgalci düşmanların ülkeden atılması gibi daha kısıtlı amaçlar doğrultusunda yürütülen ‘sınırlı’ ya da ‘bölgesel’ savaşlar vardır.

Son olarak bir dizi çatışma da ya bazen ‘gerilla savaşları’ olarak görülen ‘yeni savaş’ kategorisine girdikleri için ya da nükleer, kimyasal ve biyolojik silahların kullanılması nedeniyle genellikle `konvansiyonel olmayan savaş’lara örnek olarak değerlendirilmektedir.

Savaş:

Savaş, genellikle devlet olan iki veya daha fazla taraf arasındaki silahlı mücadele durumudur. Örgütlü ve amaca yönelik bir eylem olarak savaşın modern şeklinin ortaya çıkışı erken modern dönemde Avrupa devlet sisteminin gelişiminden kaynaklanmıştır. Savaş, düşmanlıklar başlamadan da ilan edilebilmesi nedeniyle resmi ve yarı yasal bir niteliğe sahiptir. Soğuk Savaş sonrası dönemde yaygın bir biçimde ‘yeni’ savaşlar-dan söz edilmektedir. Bu savaşlar, devlet-içi etnik çatışmalar, gelişmiş asker? teknolojilerin kullanımı ve terörist gruplar ve gerilla hareketleri gibi devlet-dışı aktörlerin katılımıyla ilişkilendirilmiş çeşitli biçimler-de tanımlanmaktadır.

İç savaş:

Devlet içerisinde, genellikle ya devleti kontrol altına almak veya yeni bir devlet kurmak için siya-sal olarak örgütlü gruplar arasında yürütülen silahlı mücadele.

Konvansiyonel savaş:

Konvansiyonel (nükleer değil) asker? silahlar ve muharebe taktikleri kullanan düzenli ve üniformalı ulusal ordu birlikleri arasında yürütülen bir savaş yöntemi.

Blitzkrieg:

(Almanca) Sözlük anlamı yıldırım savaşlarıdır; düşmanın direnişini kırmak için genellikle yapı-lan hava bombardımanının ardından silahlı kollar şeklinde derinliklere nüfuz etmek.

Total savaş:

Sivil ve askeri tüm düşman hedeflerini kitlesel olarak yok ederek koşulsuz teslim olmasını sağlama amacı taşıyan, geniş çapta zorunlu askerlik ve ekonominin askeri’ amaçlara yönlendirilmesiyle toplumun tamamının katıldığı bir savaş.

Hegemonik savaş:

Küresel güç dengesini yeniden yapılandırarak bütün dünya düzeni üzerinde hakimiyet kurmak için yapılan savaş.

Gerilla savaşı:

(İspanyolca) Sözlük anlamı ‘küçük savaş’tır. Üstün ateş gücünden ziyade hareketlilik ve sürpriz unsurlarına vurgu yapan ve araziye uyumlu taktikler kullanan düzensiz birliklerin yürüttüğü direniş ya da ‘halk’ savaşı.

Kaynaklar:

¹ Küresel Siyaset, Andrew Heywood, Adres yayınları(2011)