Savaşların nedenleri: Savaşların nedenlerini açıklayan savaş teorileri

//Savaşların nedenleri: Savaşların nedenlerini açıklayan savaş teorileri

Savaşların nedenleri: Savaşların nedenlerini açıklayan savaş teorileri

Savaşların nedenleri nedir?

Savaşların nedenleri denince ilk akla gelen savaş teorileri şunlardır: Biyolojik teoriler, mülkiyet ve cinsellik içgüdüleri teorisi, siyasal aktörlerin iç yapıları teorisi, neo-liberalist teoriler, liberal teoriler ve ekonomik teorilerdir.

Savaşlar binlerce yıldır insanlık tarihinin bir parçası olmuştur. Sanayileşme ve bunu müteakip teknolojideki ilerlemeler ile savaşlar gittikçe daha yıkıcı hale gelmiştir.

Tipik olarak, bir ülke veya bir grup ülke tarafından, karşıt bir ülke veya ülkeler grubuna karşı, güç kullanımı yoluyla bir hedefe ulaşmak amacıyla bir savaş yapılır.

Savaşların tüm dönemler ve tüm toplumlar için geçerli derin ve temel nedenleri vardır. Bunlardan ilki ‘biyolojik teoriler’dir.

Savaşların nedenleri: Biyolojik teoriler

Biyolojik teorilere göre, savaşın nedenlerini insan doğasında aramak gerekmektedir.

Savaş, insana ait içgüdü ve arzulardan kaynaklanmaktadır. Yunanlı tarihçi Thucydides (M.Ö. 460-406) savaşın nedeninin açgözlülük ve ihtirastan doğan bir güç hırsı olduğunu söylemiştir. Bu nedenle savaş hep vardır. Çünkü insanın arzu ve tutkuları sonsuz olduğu halde bunları karşılayacak kaynaklar hep kısıtlıdır. Bu da kaçınılmaz olarak kendini kan ve şiddet olarak ortaya koyan mücadele ve rekabete yol açar.

İngiliz biyolog Charles Darwin (1809-1882) ve Herbert Spencer (1820-1903)’e göre insan bencil bir varlıktır. Bu teorisyenlere göre, ‘en güçlü olan insan’ hayatta kalmayı hak etmektedir.

Savaşların nedenleri: Mülkiyet ve cinsellik içgüdüleri

Avusturyalı zoolog Konrad Lorenz (1966) gibi evrimci psikologlar, saldırganlığın tüm türlerde rastlanan mülkiyet ve cinsellik içgüdüleri sonucunda, özellikle erkeklerde biyolojik olarak programlandığını, savaşın saldırgan içgüdüleri rahatlattığını ileri sürmektedir. Bu teoriye göre;

  • bir ülkeyi korumak
  • refah ve kaynakları ele geçirmek
  • ulusal şan ve şeref elde etmek
  • siyasal veya dinsel ilkeleri yaymak
  • etnik üstünlük elde etmek amacıyla savaş yapılır.

Bu tür varsayımlara göre, devletler veya diğer siyasal gruplar arasındaki çekişme, bireysel bencillik ve rekabetin kolektif düzeyde bir ifadesidir.

Biyolojik teorilerin eksiklikleri

Fakat savaş hakkındaki biyolojik teorilerin de kendine has eksiklikleri vardır. Biyolojik teoriler İnsan davranışını şekillendiren ve içgüdüleri değiştirebilen sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal faktörleri pek dikkate almazlar.

Savaşların nedenleri  ‘siyasal aktörlerin iç yapıları mı?

İkinci tür teorisyenlere göre savaşın nedeni  ‘siyasal aktörlerin iç yapıları’yla ilgilidir.

Liberallere göre anayasal hükümet biçimleri devletlerin bazılarını saldırganlığa, bazılarını ise barışa yönlendirmektedir.  Bu teoriye göre demokratik barış teziyle ifade edilen demokratik devletler birbirleriyle savaşmazlar.

Otoriter ve emperyalist devletler ise militarizm ve savaşa eğimlidir. Bu tip rejimlerde halkın doğrudan yönetime katılması söz konusu bile değildir. Halkın kontrol altına alınması ve devlet düzeninin sağlanabilmesi için yönetimin silahlı kuvvetlere dayanması gerekir. Çıkarları ortak olduğundan, siyasi ve askeri elitler genellikle iç içedir. Otoriter rejimlerde silahlı kuvvetler aşırı derecede övülür, geçmiş kahramanlıklarından, kendilerini ülkeleri için nasıl feda ettiklerinden sık sık söz edilir.  Bu tip rejimlerde savaş ‘meşru siyaset aracı’ olarak değil, aynı zamanda ulusal vatanseverliğin bir ifadesi olarak da kabul edilir.  Günümüzde buna en güzel örnek yönetimin babadan oğula geçtiği Kuzey Kore rejimidir.

Sosyal inşacı yaklaşım ve savaşların nedenleri

‘Sosyal inşacı yaklaşım‘a göre ise;

  • uluslararası ortamın istikrarsız ve tehdit edici olması,
  • Devlet veya siyasal grupların   militarist veya yayılmacı olmaları savaşlara neden olmaktadır.

Örneğin; II. Dünya Savaşı (1939-1945)’ndan sonra ABD’nin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin komünizmi dünyaya yaymak istemesinden; benzer şekilde SSCB’nin kapitalist kuşatmadan korkması Soğuk Savaş (1945-1989)’a neden olmuştur.

Almanya’nın ‘dünya hakimiyeti fikri’ İkinci Dünya Savaşı’na giden süreçte, Nazi saldırganlığına neden olmuştur.

İslam Dünyasındaki “cihat teorileri’ İslamcı başkaldırı ve terörist hareketlere esin kaynağı olmuştur.

Sosyal inşacı yaklaşım ve Falkland Savaşı (1982)

Sosyal inşacı yaklaşıma yakın tarihten verilebilecek en güzel örneklerden birisi de Arjantin-İngiltere arasında cereyan eden Falkland Savaşı (1982)’dır.

Margaret Thatcher (1979-1990) 1980’li yıllarda batılı ülkelerinde devletin iktisadi yatırımlardan çekilmesi, özelleştirme, serbest pazar ekonomisinin desteklenmesi ve işçi haklarının törpülenmesi ile kendisini gösteren neoliberal siyasetin Birleşik Krallık’taki uygulayıcısı oldu. Ancak, iktidarının ilk yıllarında uyguladığı ekonomi politikaları sonucu, Thatcher hükümetinin halk desteği iyice azaldı.

Thatcher, Arjantin’in İngiltere’ye ait olan Falkland adalarını işgal etmesi üzerine, tehdidi ve işgali gerekçe göstererek Arjantin’e savaş ilan etti. Altı hafta süren savaşın ardından Arjantin teslim oldu ve işgal ettiği toprakları terk etti. Arjantin’de iktidardaki Leopoldo Galtieri rejimi savaşın ardından devrildi. Birleşik Krallık’ta ise halk halk nezdinde kredisi dibe vurmuş olan Margaret Thatcher Falkland zaferinin etkisiyle 1983 Birleşik Krallık genel seçimlerini ezici bir çoğunlukla kazandı. 1990’a kadar iktidarda kalarak, İngiltere tarihinde en uzun süre iktidarda kalan başbakan oldu.

Neo-realist görüş ve savaşların nedenleri

‘Neo-realist görüş’e göre ise, uluslararası ilişkiler hayatın bir gerçeği olan ‘askeri çatışmalarla’ ve bitmek tükenmek bilmeyen bir üstünlük mücadelesiyle tanımlanmak zorundadır. Savaşın uluslararası sistemden atılmasının tek yolu, bir dünya hükümetinin kurulması, yani savaşa neden olan anarşinin ortadan kaldırılmasıdır.

Diğer yapısal savaş teorileri asıl vurguyu ekonomik unsurlar üzerine yapar. Örneğin; Marksistler savaşı kapitalist sistemin uluslararası dinamiklerinin bir sonucu olarak görür. Kapitalist devletler yeni pazar, hammadde veya ucuz işgücü kaynakları üzerinde kontrol sağlamak yoluyla kar seviyelerini aynı düzeyde tutmak isterler. Bu nedenle sürekli büyümek ve genişlemek zorundadırlar. Bu durum çatışmayı kaçınılmaz kılmaktadır. Bu yüzden tüm savaşlar kapitalist sınıfın çıkarları uğruna yürütülen yağma savaşlarıdır.

Liberallere göre savaşların nedenleri

Liberallere göre ise savaşın nedenlerini devletlerin kendi kendilerine yeten ekonomiye sahip olmak için ‘ekonomik milliyetçilik’ uygulamalarında aramak gerekir. Otarşi (kendi kendini yönetme) arayışı devletleri korumacı politikalara ve sonuçta sömürgeciliğe yöneltir. Sömürgecilik ekonomik rekabeti derinleştirir ve savaş olasılığını artırır.

Ekonomik savaş teorileri ve savaşların nedenleri

Ekonomik savaş teorileri, refaha giden yolda ticaretin yayılmacılık ve fetih politikasından daha güvenilir olduğunun kabul edildiği 1945 yılından beri etkisini kaybetmiştir. Ekonomik baskılar karşılıklı bağımlılığı ve bütünleşmeyi desteklediği sürece, savaş arzusunu artırmak yerine zayıflatmaktadır. Bunun en güzel örneklerinden biri tarihi düşmanlıkları ortadan kaldırmış olan Avrupa Birliği’dir.

Kaynaklar:

(1) Thucydides (M.Ö. 460-406), The History of the Peleponnesion War

(2) Küresel Siyaset (Adres yayınları), 2014, Andrew Heywood

(3) Forbes

Ahmet AKIN, (E) Kurmay Albay

Yazan | 2017-07-18T19:28:16+00:00 Nisan 9th, 2017|Harp ve Strateji|Savaşların nedenleri: Savaşların nedenlerini açıklayan savaş teorileri için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: