Strateji sanatı: Müthiş stratejinin esasları ve uygulanması

//Strateji sanatı: Müthiş stratejinin esasları ve uygulanması

Strateji sanatı: Müthiş stratejinin esasları ve uygulanması

Müthiş strateji sanatı nedir?

Müthiş strateji sanatı çarpışmanın ötesine bakmak ve ileriyi hesaplamaktır. Müthiş stratejinin kapsamında yaptıklarınızın siyasi dalgalanmalarını ve uzun vadeli sonuçlarını da göz önünde bulundurursunuz. İnsanlara duygusal tepkiler vermek yerine, denetimi ele alırsınız, hareketlerinizi daha geniş boyutlu, daha ustaca ve daha etkili bir duruma getirirsiniz. Bırakın karşınızdakiler çarpışmaların dönüşlerine, dolambaçlarına takılsınlar ve minik zaferlerinin tadını çıkarsınlar. Müthiş strateji size en üstün ödül olan son kahkahayı attıracaktır.

Çevrenizdeki herkes genelinde sizi harcamak pahasına, güç kazanmaya, kendi çıkarlarını geliştirmeye çabalayan bir strateji uzmanı sayılır. Onlarla yaptığınız gündelik çarpışmalar sonundaki zafer, daha büyük hedeflere ulaşmak, kalıcı güç kazanmak diye tanımlayacağımız en önemli noktaları gözden kaçırmanıza yol açabilir.

Müthiş strateji sanatı

Müthiş strateji sanatı

Müthiş strateji sanatı: Duygularınıza kapılmayın!

Makedonya sarayında büyüyen İskender’in (MÖ: 356-322) oldukça tuhaf bir genç olduğu düşünülürdü. Atlar ve savaşlar gibi tüm erkek çocuk oyunlarından keyif alırdı; babası Kral II. Philippos ile birlikte birçok çarpışmaya katılmış ve cesaretini kanıtlamıştı. Ama aynı zamanda felsefe ve edebiyatı da çok seviyordu. Öğretmeni olan büyük düşünür Aristoteles’in etkisiyle siyaset ve bilim tartışmalarına girmekten keyif alıyor, dünyaya olabildiğince duygularına kapılmadan bakıyordu. Mistik, batıl inançları güçlü bir kadın olan annesi Olympias oğlunun doğumunda İskender’in bir gün dünyaya hükmedeceği konusunda bazı vizyonlar görmüştü. Oğluna bunları anlatmış ve onu, soyundan geldiğini iddia ettiği Akhilleus öyküleriyle beslemişti. Annesine hayran olan (ve babasından nefret eden) İskender onun kehanetlerini ciddiye alıyordu. Yaşı henüz küçük olmasına rağmen kendini bir kralın oğlu olmanın ötesinde görür gibiydi.

Dikkatli, aklı başında olan kişi heyecanlanmaz!

Hazırlıklı olmak her şeydir. Kararlılık çözülmüş bir biçimde tedbirli olmaya bağlanmıştır. Eğer bir kişi dikkatliyse ve aklını başında tutuyorsa, heyecanlanması ya da paniğe kapılması gereksizdir. Eğer ortalıkta hiçbir tehlike yokken bile her zaman tedbirliyse, tehlike başgösterdiğinde yeterince silahlıdır ve korkmasına gerek yoktur. Üstün insan henüz görünmeyenlere karşı savunmasını hazırlamış ve henüz duymadıklarına karşı tetikte bekleyendir; bu nedenle zorlukların tam ortasında sanki hiçbir şey yokmuş gibi durabilir… Eğer mantık kazanırsa, duygular kendisini geriye çeker.  (THE I CHING, ÇİN, MÖ VIII. YY.)

Makedonya Kralı Philippos’un ölmesi

İskender, Kral Philippos’un ardılı olarak yetiştirildi ve kendisine miras kalacak olan ülke daha babasının döneminde epeyce genişledi. Yıllar içinde kral, Makedon Ordusu’nu tüm Yunanistan’ın en üstün gücü durumuna getirmeyi başarmıştı. Thebai ve Atina’yı yenilgiye uğratmış, Sparta dışındaki diğer Yunan kent-devletlerini kendi liderliği altında Helen birliğinde toplamıştı. Son derece kurnaz, ürkütücü bir liderdi. Ve MÖ 336 yılında kendisinden hoşlanmayan bir soylu tarafından öldürüldü.

Makedonya’nın birdenbire zayıfladığını gören Atina bağlı bulunduğu birlikten bağımsızlığını ilan etti ve diğer kent-devletleri de onu taklit etti. Kuzeydeki kabileler Makedonya’yı işgal etme tehdidini savurdular. Neredeyse bir gecede Philippos’un küçük imparatorluğu çözülmeye başladı. İskender yirmi yaşında tahta çıktığında çoğu kişi onun hazır olmadığını düşünüyordu. İşi yaparken öğrenmek için çok kötü bir dönemdi ve Makedon generallerle siyasi liderlerin onu kanatlarının altına alması gerekirdi. Ona ağır gitmesini, hem ordu hem de ülkedeki yerini sağlamlaştırdıktan sonra gerek güç gerek kurnazlıkla aynı birliği bir kez kurmasını öğütlediler. Kral Philippos da aynen böyle davranırdı. Ama başka bir planı varmış gibi görünen İskender onları dinlemedi. Makedonya içinde ve dışındaki düşmanlarına hazırlık yapma fırsatı vermeden orduyu güneye yürütüp yıldırım hızıyla gerçekleştirilen bir kaç manevrayla Thebai kentini tekrar geri aldı. Ardından Atina üzerine yürüyüşe geçince, vereceği cezalardan korkan kent-devlet bağışlanması ve tekrar birliğe alınması için yalvardı. İskender bu isteği kabul etti.

İskender’in müthiş strateji sanatı ve iktidarı

Tuhaf yapılı genç prens, attığı adımlarla cesur ve tahmin edilemez bir kral olduğunu kanıtlamıştı; Atina’ya hiç beklenmedik bir anda saldırmış ama yine beklenmedik bir merhamet göstermişti. Anlaşılması zor bir adamdı ama kral olarak yaptığı ilk manevralar birçok hayran kazandırmıştı. Bundan sonraki adımı ise daha garip ve daha cüretliydi: kazançlarını pekiştirmek ve kırılgan birliği güçlendirmeye çabalamak yerine Yunanlıların en büyük düşmanı olan Pers İmparatorluğu’na karşı bir sefer ilan etmeyi önerdi. 150 yıl kadar önce Persler, Yunanistan’ı işgal etmeye kalkışmışlardı. Neredeyse başarıya ulaşıyorlardı ve bir kez daha deneyip başarılı olma düşleri kuruyorlardı. Pers imparatorluğu sürekli bir tehdit unsuru olarak kaldıkça Yunanlılar asla huzura kavuşmayacak ve Pers donanması Yunanistan’ın deniz ticaretini sekteye uğratmayı sürdürecekti.

İskender’in müthiş strateji sanatı ve Perslerle savaş

MÖ 334 yılında İskender, 35.000 kişilik birlik ordusunu Çanakkale Boğazı’ndan, Pers İmparatorluğu’nun en batı noktası olan Küçük Asya’ya geçirdi. İlk kez Granikos Çarpışması’nda karşılaştığı Pers Ordusu’nu yenilgiye uğrattı. İskender’in generalleri cesaretine hayran kalmışlardı: annesinin kehanetini çok kısa bir zamanda gerçekleştirip Pers ülkesini fethedecek gibi görünüyordu. Hızlı davranarak ve inisiyatifi elde tutarak başarıya ulaşmıştı. Şimdi ise askerler gibi generaller de inanılmayacak derecede zayıf görünen düşman ordusunu tümüyle yok etmek için doğruca Pers ülkesine yürüyeceğini düşünüyorlardı.

Yeterince düşünmeden karar vermeyin

Hayvanların toplantısında dans ederek takdir toplayan maymun, kral seçilince, tilki onu kıskanmıştı. Bir gün bir kapanda bir et parçası görünce, hazine bulduğunu söyleyerek maymunu oraya götürdü. Hazinenin kralın hakkı olduğunu düşünerek korumaya almış ve elini bile sürmemişti. Alması için maymuna ısrar etti. Hiç önlem almadan yaklaşan maymun kapana kısıldı. Kendisini böyle bir tuzağa düşürmekle tilkiyi suçlayınca, tilki şöyle yanıtladı: “Maymun, sen tüm hayvanların kralı olmak istiyorsun ama ne kadar aptal olduğuna bir baksana!” Yeterince düşünmeden kendilerini herhangi bir işe atanlar, yalnızca başarısız olmakla kalmayıp alay konusu da olurlar. (FABLLAR, EZOP, MÖ VI. YY.)

Gerektiğinde ağırdan almayı bilin!

Bir kez daha İskender beklentileri boşa çıkardı ve daha önce yapmadığı bir şeyi yapmaya karar verdi: ağırdan alacaktı. Tahta ilk çıktığında bunu yapması akıllıca olurdu ama şimdi harekete geçmeyerek Perslilere kendilerini toplama ve güç kazanma için gereksinim duydukları zamanı veriyordu. Yine de İskender ordusunu doğu yerine güneye Küçük Asya’nın sahiline indirdi ve bölgedeki kasabaları Pers yönetiminden kurtardı. Ardından doğuya ve güneye doğru zigzaglar çizerek Fenike’yi geçip Mısır’a girdi ve oradaki zayıf Pers garnizonunu kolayca yenilgiye uğrattı. Perslerden nefret eden Mısırlılar İskender’i kurtarıcı olarak kucakladılar.

Artık Mısır’ın sınırsız tahıl ambarlarını kullanarak Yunan Ordusu’nu besleyebilir, Yunan ekonomisinin istikrarını sürdürebilir ve Perslileri değerli kaynaklarından yoksun bırakabilirdi.

Yunanlılar evlerinden gitgide uzaklaşırken Akdeniz’de herhangi bir limana bir kara ordusunu çıkarabilecek durumdaki Pers donanmasının arkadan ya da yandan saldırıya geçme tehdidi henüz ortadan kalkmamıştı. İskender bu sefere çıkarken birçok kişi Yunan donanmasını güçlendirip Perslerle karada olduğu kadar denizde de savaşmasını öğütlemişlerdi. İskender onlara aldırış etmemişti. Bunun yerine Küçük Asya ve Fenike’den geçerken Pers İmparatorluğu’nun önemli limanlarını ele geçirmiş, donanmasını kullanılmaz duruma sokmuştu.

Küçük zaferlerin büyük amaçları

Bu küçük zaferlerin çok daha büyük bir stratejik amacı vardı. Yine de eğer Yunanlılar savaşta Persleri yenemezlerse pek anlamı olmayacaktı ve İskender bu zaferi gittikçe zora koşar gibiydi. Pers Kralı Darius Ordusu’nu Dicle Nehri’nin doğusunda toplamıştı, yeterli sayıda askeri ve konuşlanabilecek yerleri olduğundan rahatça İskender’in nehri geçmesini bekleyebilirdi. Acaba İskender savaşma iştahını yitirmiş miydi? Pers ve Mısır kültürü onu yumuşatmış mıydı? Pers giysilerine bürünüp Pers geleneklerini uyarlaması böyle göründüğüne işaret ediyordu. Hatta Pers tanrılarına taptığı bile görülüyordu.

Koruyucu, iyiliksever bir yönetici olun!

Pers Ordusu Dicle Nehri’nin doğusuna çekilirken, imparatorluğun büyük bir bölümü Yunan denetimi altına geçmişti. Artık İskender zamanının çoğunu savaş yerine politika için harcıyor, bu bölgeleri en iyi biçimde nasıl yönetebileceğini anlamaya çabalıyordu. Yönetimini var olan Pers sistemi üzerine inşa etmeye, hükümet bürokrasisindeki görevler için aynı unvanları kullanmaya, Darius’un daha önceleri topladığı aynı vergileri toplamaya karar verdi. Pers yönetiminin yalnızca haşin, sevilmeyen yönlerini değiştirdi. Denetimi altındaki yeni halklara olan cömert ve nazik davranışlarının haberi derhal yayıldı. İskender’in Pers ve Yunan ülkelerini aşıp geçen yeni imparatorluğunun bir parçası olmak isteyen kentler birbiri ardına savaşmadan Yunanlılara teslim oldu. Koruyucu, iyiliksever bir tanrı gibi, herkesi birleştiren bir unsur oluvermişti.

Düşmanınıza zamanı gelince son darbeyi indirin!

Sonunda MÖ:331 yılında Perslerin Arbela’daki ana gücünün üzerine yürüdü. Donanması kullanılmaz durumda olan, Mısır’daki verimli topraklarını yitiren, yönetimi altındaki halklardan aldığı vergileri toplayamadığı gibi desteğini de yitiren Pers İmparatorluğu’nun şimdiden çöktüğünü İskender’in generalleri anlayamamışlardı. İskender’in Arbela’da kazandığı zafer aylar önce elde ettiklerinin askeri açıdan onaylanması gibiydi. Bir zamanların görkemli Pers İmparatorluğu’nun yeni hükümdarı olmuştu. Annesinin kehanetlerini gerçekleştirerek bilinen dünyanın neredeyse tümünü yönetiyordu.

Bilgi kuramı açısından bakınca savaş hakkındaki tüm hatalı görüşlerin kaynağının idealist ve mekanistik eğilimler olduğu ortaya çıkar… Böyle eğilimleri olanlar özneldir ve sorunlara tek yanlı yaklaşırlar. Temelsiz ve tümüyle öznel konuşmalar yapar, kendilerini tek bir unsura ya da geçici kanıtlara oturtur ve benzer öznellikle bunu büyütüp sorunun tümüne yansıtırlar… Yalnızca idealist ve mekanistik eğilimlere karşı durarak, nesnel ve tüm yönlerini gören bir açıdan savaş üzerinde çaltşınca, savaş sorusu hakkında doğru sonuçlara ulaşabiliriz. (SELECTED MILITARY WRITINGS, MAO TSE-TUNG, 1893-1976) 

Müthiş strateji sanatı: Son söz

Büyük İskender’in manevraları mantıksız ve tutarsız gibi göründüğünden subaylarını şaşırtmıştı. Yunanlılar ancak daha sonra geriye dönüp bakınca görkemli başarısını görebilmişlerdi. Onu anlayamamalarının nedeni İskender’in dünyada yepyeni bir düşünme ve hareket etme biçimi icat etmesiydi: müthiş strateji sanatı.

Müthiş stratejide anın ötesine, hemen karşınızdaki çarpışmaların ve sorunların ilerisine bakarsınız. ileride Başarmak istedikleriniz üzerinde yoğunlaşırsınız. Olaylar ortaya çıkarken tepki gösterme dürtüsünü denetleyerek, tüm adımlarınızı büyük hedeflerinizle uyumlu olarak atarsınız.

İskender bu yeni strateji geliştirme tarzını annesine ve Aristoteles’e borçluydu. Annesi, ona bir kader ve hedef duygusu vermişti: bilinen dünyayı yönetmek. Daha üç yaşındayken, otuzuna bastığı zaman oynayacağı rolü hayalimde görebilmişti. Aristoteles’den duygularını kontrol etmenin gücünü, olaylara tarafsız yaklaşmayı, hareketlerinin sonuçlarını önceden düşünmeyi öğrenmişti.

Taktik amaçlı manevralar tutarlı olmalı!

İskender’in manevralannın çizdiği zigzagları izlerseniz, müthiş strateji kapsamındaki tutarlılığını görebilirsiniz. Önce Thebai ardından Pers İmparatorluğu’na karşı hızlı atılımları, askerlerinin ve kendisini eleştirenlerin üzerinde ruhsal bir etki yaratmıştı. Bir orduyu hiçbir şey bir savaştan daha çabuk sakinleştiremez; nefret edilen Perslere karşı İskender’in ani kararla açtığı sefer Yunanlıları birleştirmek açısından kusursuz bir yöntemdi. Ne var ki, bir kez Pers topraklarına girince, hızlı davranmak hatalı bir taktik olacaktı.

Eğer ilerleseydi, çok kısa zamanda çok fazla toprak kazanmış olacaktı; buralara yönetmek kaynaklarını eritecekti ve ardından gelecek güç boşluğunda düşmanlar birdenbire karşısına mantar gibi biteceklerdi.

Ağır ağır ilerlemek, var olanların üzerine inşa etmek, akılları ve yürekleri kazanmak daha iyiydi. Bir donanma inşa etmek için para harcamak yerine Pers donanmasını kullanılmaz duruma getirmek daha kolaydı.

Uzun vadede başarılı olacak büyük bir seferin giderlerini karşılamak için önce Mısır’ın verimli topraklarına el koymak doğru bir adımdı. İskender’in adımlarının hiçbiri boşa atılmamıştı. Kendilerinin asla düşünemedikleri biçimdeki planlarının işe yaradığını görenler, onu adeta bir tanrı gibi düşünmeye başladılar; gerçekten de geleceğin uzaklarına gömülü olayları denetim altına alabilmesi bir insandan çok bir tanrının davranışına benziyordu.

Müthiş strateji sanatı uzmanı olabilirsiniz!

Yaşamınızda bir müthiş strateji uzmanı olabilmek için, İskender’in yolunu izlemelisiniz. Öncelikle kişisel bulmacanızı çözüp yaşamınızı aydınlatın: kaderinizde neleri başaracağınızın yazılı olduğunu saptayın, yetenek ve becerilerinizin sizi yönlendirdiği yolu bulun. Bu kaderi en ince ayrıntısına kadar hayalinizde canlandırın.

Aristoteles’in öğütlediği gibi, duygularınıza hakim olmayı ve ileriyi düşünmeyi öğrenin: “Bu hareket beni hedefime yaklaştıracak, şu hareket hiçbir yere götürmeyecektir.”

Bu standartların rehberliğiyle yolunuzdan sapmadan ilerlersiniz. Ne yapmanız ya da ne yapmamanız gerektiği hakkındaki geleneksel sözleri unutun.

Bazıları için bunların anlamı vardır ama sizin hedefleriniz ve kaderinizle hiçbir bağlantısı yoktur. Birkaç adım ötesini planlayacak kadar sabırlı almalısınız, küçük çarpışmalar yerine büyük bir sefer başlatmalısınız. Belki hedefinize giden yol dolaylı olacaktır, davranışlarınız bazılarına garip gelecektir ama böylesi daha iyidir: sizi ne kadar az anlarlar-a, onları aldatmanız, parmağınızda oynatmanız ve baştan çıkarmanız kolaylaşacaktır.

Bu yolu izlerken dingin kalacaksınız, sizi ister hiçbir şeyi başaramayan hayalperestler isterse yalnızca küçük işleri becerebilen sıradan kişiler olsun, diğer ölümlülerden ayıran Olimpos Dağı görüş açısma sahip olacaksınız.

İskender’in hayran olduğum yönü yaptığı seferler değil… siyasi mantiğıdır. insanların sevgisini kazanma sanatına sahipti. (Napoleon Bonaparte , 1769-1821)

Doğu ile Batı arasında kültürel mirasta, değerlerde ve düşünme biçimlerinde büyük farklılık vardır. Doğu’nun düşünme biçiminde kişi işe bütünüyle başlar, her şeyi bir bütün olarak görür, geniş boyutlu ve sezgisel bir sentezleme ile devam eder. Buna karşılık Batı düşünce biçiminde kişi parçalarla başlar, karmaşık bir konuyu parçalara ayırır, mantıksal analize odaklanarak hepsiyle teker teker ilgilenir. Buna göre Batı’nın geleneksel askeri düşünme biçimi silahlı kuvvetlerin kullanımı üzerinde durulan, doğrudan bir askeri yaklaşımı destekler. (THE STRATEGIC ADVANTAGE: SUN ZI&WESTERN APPROACHES TO WAR, CAM SHAN, 1997)

Kaynaklar:

¹ 33 Stratejide Savaş, Robert Greene, Joost Elffers, Altın Kitaplar (2007).

² The Art of War

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-05-16T13:16:46+00:00 Mayıs 16th, 2017|Harp ve Strateji|Strateji sanatı: Müthiş stratejinin esasları ve uygulanması için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: