Strateji teorisi: Strateji, yüksek strateji ve taktik uygulamalar

//Strateji teorisi: Strateji, yüksek strateji ve taktik uygulamalar

Strateji teorisi: Strateji, yüksek strateji ve taktik uygulamalar

Clausewitz’e göre strateji teorisi, askeri strateji, yüksek strateji ve taktik uygulamalar nedir? Çağdaş stratejinin Clausewitz’ci stratejiden farklı yönleri var mıdır? Bir kararı stratejik yapan nedir? Strateji ne zaman önemlidir? Bu analizde fonksiyonel tanımlamadan başlanarak, her düzlemde stratejinin yapısı ve önemi ortaya konacaktır.

Clausewitz’e göre strateji teorisi

Clausewitz, anıtsal bir değer taşıyan Savaş Üzerine adı ile ünlü eserinde, stratejiyi “savaşta amaca ulaşmak için, muharebeleri bir araç olarak kullanmak sanatı” diye tanımlamıştır. Başka bir deyişle, strateji, savaş planını oluşturur, savaşı teşkil eden çeşitli taktik harekat çeşitlerinin öngörülen akışını tasarlar ve bu seferlerin her birinde yapılacak muharebeleri düzenler.

Clausewitz’ci strateji teorisi içeriğinde, stratejinin siyaset alanına veya savaşın yüksek seviyede sevk ve idaresi ile ilişkili sınırlara taşınması gibi bir terslik göze çarpmaktadır. Gerçekte siyaset ve yüksek stratejiyi saptamak, askeri harekatın sevk ve idaresi için hükümet tarafından görevlendirilmiş olan askeri liderlerin sorumluluğu değildir. Bu sorumluluk, hükümetin kendisine aittir.

Clausewitz’in strateji teorisi muhteviyatında diğer bir dikkat çeken konu da, stratejinin anlamının sadece muharebeden yararlanma sanatı biçiminde daraltılmış olmasıdır. Buna göre, muharebe stratejik amaca ulaşmanın sanki tek aracıymış gibi görülmektedir. Bunun sonucu olarak, Clausewitz’in görüşlerini uygulamak isteyen ancak onun kadar parlak düşünce yeteneğine sahip olmayanlar, araç ile amacı birbiriyle bağdaştırma eğiliminden uzaklaşmışlardır. Ayrıca, sevk ve idarecilerin savaşta her şeyin kesin sonuçlu bir muharebe yapmak amacına yöneltilmesi gerektiği gibi bir kanıya saplanmaları da kolaylaşmıştır.

Strateji teorisi ve siyaset

Strateji teorisi ile siyaset arasındaki statü üstünlüğünün belirlenmesi gerekir. Ancak, bu sorun, Frederic veya Napolyon örneğinde olduğu gibi, bu fonksiyonların normal olarak aynı kişi üzerinde toplandığı durumlarda fazla bir önem taşımaz. Bu gibi otokratik asker-devlet adamlarına günümüzde pek az rastlanmaktadır. Bu nedenle strateji teorisi ile siyaset arasındaki statü sorunu gündemden bir dereceye kadar düşmüştür.

Siyaset ile strateji teorisi arasındaki bu belirsizlik, özellikle demokratik memleketlerde, devlet adamlarını ellerindeki olanakları fiilen kullanmada kendi çalışma alanlarının sınırını aşmaya yöneltmiştir.

Moltke, bu konuda daha açık ve mantıklı bir tanımlamaya varmıştır. Kendisinin deyimiyle strateji, “bir komutanın emrine verilen imkanların, öngörülen hedefin elde edilmesini sağlayacak biçimde, uygulama alanında kullanılması”dır. Bu tanımlama, bir komutanın kendisini görevlendiren hükümete karşı taşıdığı sorumluluğu belirlemektedir. Komutanın bu sorumluluğu, emrine verilmiş olan kuvveti kendisine ayrılan harekat alanında yüksek savaş politikası yararına en verimli biçimde kullanmaktır. Komutan, kendisine verilmiş olan görevin yapılması bakımından bu kuvveti yetersiz buluyorsa, bu düşüncesini ilgili makama bildirmek durumundadır. Eğer bu görüşü kabul edilmemişse, görevlendirilmiş olduğu komutanlıktan affını isteyebilir veya istifa edebilir. Ancak, verilen görevin yapılması için, emrinde bulunması gereken kuvveti hükümete zorla kabul ettirmeye kalkışırsa, o zaman yetkisini aşmış olur.

Hükümetler ve strateji teorisi

Öte yandan hükümet, savaş politikasını tespit eder. Savaşın gelişmesi sırasında savaş politikasını çok defa değişen şartlara uydurmak zorundadır. Ayrıca, hükümet bir harekatın stratejisine de haklı olarak karışabilir. Bu halde müdahaleyi, sadece güvenini yitirmiş olduğu bir komutanı görevinden almak biçiminde değil, o komutanın düşündüğü hedefi savaş politikasının gereklerine göre değiştirmek suretiyle de yapar. Bununla beraber hükümet, bir komutanın emrindeki kuvvet ve diğer olanakları nasıl kullanması gerektiğine karışmamalı, ancak, ona verilen görevin niteliğini açıkça belirtmelidir. Böylece, strateji, ne olursa olsun, sadece düşmanın askeri gücünü yok etmeyi amaçlayan basit bir kavramdan ibaret değildir. Bir hükümet, ya genel olarak bütün harekat alanlarında ya da özel bir harekat alanında, düşmanın askeri üstünlüğe sahip bulunduğu yolunda bir değerlendirmeye varırsa, pek yerinde olarak, sınırlı bir amacı kapsayan bir strateji emredebilir.
 

Yazan | 2017-05-30T22:40:34+00:00 Mayıs 14th, 2017|Harp ve Strateji|Strateji teorisi: Strateji, yüksek strateji ve taktik uygulamalar için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.