Terörizm nedir? Terörizmin başlıca özellikleri nelerdir?

//Terörizm nedir? Terörizmin başlıca özellikleri nelerdir?

Terörizm nedir? Terörizmin başlıca özellikleri nelerdir?

Terörizm nedir?

Terörizm, en geniş anlamda, şiddet yoluyla korku, endişe ve belirsizlik iklimi yaratarak siyasi hedeflere ulaşma girişimlerini ifade etmektedir.

Terörizm gerçeğine bakış

1990’lı yıllara kadar terörizm, uluslararası politika alanındaki standart ders kitapları tarafından göz ardı edilmekteydi. Terörizm yaygın şekilde ikincil düzeyde bir güvenlik sorunu olarak görülmekteydi. Ancak 11 Eylül Olayları, bu durumu dramatik bir şekilde değiştirdi. Terörizmin niteliğinin ve öneminin ciddi şekilde yeniden değerlendirilmesinin önünü açtı.

‘Yeni’ terörizm, ‘küresel’ terörizm ya da ‘feci’ terörizm olarak isimlendirilen bu olgu, bazılarına göre 21 nci yüzyılın başında temel tehdit haline gelmişti. Bu, aynı zamanda küreselleşme ortamında devlet dışı aktörlerin (bu örnekte terörist grupların) devletlere göre önem kazanmış olmasını yansıtmaktaydı.

Bunun ötesinde ‘terörizme karşı savaşın’ uygulamaya konması, yeniden dirilen terörizmin öngörülebilir yakın gelecekte küresel siyaseti tanımlayacak yeni fay hatları ortaya çıkardığına işaret etmekteydi. Ancak terörizm, üzerinde ciddi tartışmaların yapıldığı bir olgudur. Terörizm aşırı derecede tartışmalı bir kavramdır. Örneğin eleştirel teorisyenler, terörizmle ilgili olarak yaygın şekilde kabul görmüş olan bilgilerin, terörizmin önemini genellikle ideolojik nedenlerle aşırı derecede abartan klişe kalıplar ve yanlış kavramlar olduğunu iddia etmektedirler.

  • Terörizm nasıl tanımlanmalıdır?

  • Düşünürler terörizmin niteliği konusunda niçin ve hangi açıdan farklı görüşlere sahiptirler?

  • Terörizm gerçek anlamda küresel bir niteliğe ve ciddi anlamda yıkıcı bir potansiyele sahip midir?

Diğer taraftan terörizmin niteliği ve önemi konusundaki görüş farklılıklarının karşısında terörizme nasıl karşı konulması gerektiğiyle ilgili tartışmalar bulunmaktadır. Sadece farklı terörizmle mücadele stratejilerinin etkinliği konusunda görüş farklılıkları bulunmamaktadır.

Aynı zamanda temel hakların ve özgürlüklerin erozyona uğraması bağlamında toplumu terörizmden koruma karşılığında ödenmek zorunda kalınabilecek bedel konusunda da yoğun tartışmalar yapılmaktadır.

  • Terörizmle devletin güvenliğini güçlendirerek mi, askeri müdahale yoluyla mı yahut da siyasi yollarla mı mücadele edilmelidir?
  • Bu tür stratejilerin ortaya çıkaracağı sonuçlar nelerdir?

Terörizmi anlama

Terörizm aslında modern bir olgu değildir. Yahudi Fanatikler’den ayrılan aşırı kanatlardan biri olarak görülen Sicariiler (hançer insanları) ilk örneklerden biriydi. Onlar I. Yüzyıl’da Judea’daki Romalılara ve Romalılar’la işbirliği yapan Yahudilere karşı gerçekleştirdikleri mücadelede öldürme ve insan kaçırma eylemlerine başvurmuşlardı.

Benzer şekilde, iddia edildiğine göre Tanrıça Kali’nin onuruna öldürme ayinleri gerçekleştiren ve 19 ncu yüzyılda kendilerinden söz ettiren bir tarikat olan Hindistan’daki Thugeeler (ya da Thuglar) muhtemelen 13 ncü  yüzyıl gibi eski bir tarihte ortaya çıkmışlardı. Bununla birlikte ‘terörist’ kelimesi Fransız Devrimi’nden ve 1793-1794’teki Terör Saltanatı’ndan doğmuştur. O dönemde Robespierre liderliğindeki Jacobenler tarafından gerçekleştirilen ve iddia edildiğine göre 40.000 civarında ‘devrim düşmanının’ hayatlarını kaybettiği kitlesel bir katliam dalgası görülmüştür.

Batıda terörizm

Batılı toplumların terörizmle ilk defa yaygın şekilde karşılaşmaları, 19. Yüzyıl’ın sonunda anarşist grupların gizlice gerçekleştirdikleri ve 1890’larda zirve noktasına ulaşan şiddet eylemlerindeki artışla ortaya çıkmıştır.

Terörizmin ilk kurbanları arasında Çar II. Alexander (1881), Avusturya İmparatoriçesi Elizabeth (1898), Italyan Kral Umberto (1900) ve Fransız Devlet Başkanı Carnot (1894) ile Amerikan Devlet Başkanı McKinley (1901) bulunmaktaydı.

Anarşist terörizm bir ‘fiili propaganda’ türüydü; bazen baskının ve sömürünün sembolleri olarak görülen şeylere saldırarak siyasi bilinçlenmeyi artırmanın ve kitleleri devrime yöneltmenin bir yöntemi olarak şiddete başvurmuştu. Bu, 1894 yılinda Paris’te Cafe Terminus’a karşı gerçekleştirilen ve `burjuva toplumuna’ karşı bir eylem olarak haklılaştırılan saldırıda açık bir şekilde görülmüştü.

Aynı motivasyon, aynı yıl içerisinde Londra Greenwhich’teki Kraliyet Gözlemevi’ne yakın bir yerde, daha sonra bir Fransız anarşisti olduğu anlaşılan bir kişinin üzerindeki bombayı patlatması eyleminde de mevcuttu.

Yeni bir anarşist şiddet dalgası, Batı Almanya’da Baader-Meinhof Grubu’nun, İtalya’da Kızıl Tugaylar’m, Japonya’da Kızıl Ordu’nun ve İngiltere’de Kızgın Tugay’m gerçekleştirdiği eylemlerle 1960’larda ve 1970’lerde görüldü.

1945 sonrası terörizmin niteliği

Ancak 1945 sonrası dönemde görülen terörizm, milliyetçi bir eğilime sâhipti. 1940’larda ve 1950’lerde terörizm Üçüncü Dünya’daki, yani Afrika, Asya ve Orta Doğu’daki sömürgecilik karşıtı mücadelelerle ilişkilendirilmişti. Daha sonra Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Kara Eylül gibi hareketler terörizme başvurdu. Ayrıca terörizm;

  • Gelişmiş Batı toplumlarındaki hoşnutsuz ulusal ya da etnik azınlıklar tarafından,
  • IRA tarafından Kuzey Irlanda’da, İngiltere anakarasında,
  • ETA tarafından Ispanya’nın Bask bölgesinde ve FLQtarafından Quebec’te kullanılmıştır.

Bununla birlikte New York ve Washington’da gerçekleştirilen 11 Eylül Saldırıları, birçok kişiyi terörizmin yeni ve daha tehlikeli bir şekliyle yeniden doğduğuna inandırmıştır.

Ancak bu iddiayı ele almadan önce terörizmin niteliği, terörizmin algılanma şekilleri ve terörizmin yıllar içerisinde değişime uğrayıp uğramadığı üzerinde durmak gerekmektedir.

Terörizmi Tanımlama

> Terörizm

Terörizm, en geniş anlamda, şiddet yoluyla korku, endişe ve belirsizlik iklimi yaratarak siyasi hedeflere ulaşma girişimlerini ifade etmektedir. 11 Eylül Olaylarının gösterdiği gibi küresel erişimi olan terörizmin keşfedilmesi terörizm olgusunun yeniden tanımlanmasını  gündeme getirmiştir. Bunun yanında en yaygın terörist eylem türleri arasında suikastlar ile bombalama, rehine alma ve uçak kaçırma eylemleri bulunmaktadır.

Terim aşırı derecede aşağılayıcı bir içeriğe sahiptir ve seçici bir şekilde kullanılmaktadır. Bir kişinin/devletin teröristi başka bir kişinin/devletin özgürlük savaşçısı olabilmektedir. Terörizm sıkça hükumet karşıtı bir eylem olarak sunulurken aynı zamanda hükumetler ‘devlet terörizmi’ örneğinde olduğu gibi kendi halklarına ya da başkalarının halklarına karşı terörizme başvurabilmektedir. Bu çerçevede terörizm aşırı derecede tartışmalı bir terimdir.

> Devlet terörizmi

Polis, ordu ya da istihbarat servisleri gibi devlet organları tarafından gerçekleştirilen terörizmdir.

> Terörizmin temel özelliği

Terörizmin temel özelliği, hedeflerine korku ve endişe iklimi yaratarak ulaşmayı amaçlayan siyasi bir şiddet şekli olmasıdır (Goodin, 2006). Terörizm, şiddeti çok özel bir şekilde kullanır: temelde ölüm ve tahribata neden olmak için değil, fakat gelecekte ortaya çıkabilecek ölüm ve tahribat olasılığı çerçevesinde huzursuzluk ve endişe yaratarak. Terörist şiddet bu yüzden gizli bir şekilde gerçekleştirilir ve rastgelelik olmasa bile, belirsizlik yanında gittikçe yaygınlaşan korku yaratmaya yönelik olarak düzenlenmiş sürpriz unsurunu içerir.

  • Güç ve prestij sembollerine yönelik saldırılar
  • Önde gelen iş adamlarının, üst düzey hükumet yetkililerinin ve siyasi liderlerin kaçırılması ya da öldürülmesi de terör eylemleri olarak görülse de terörizm, daha çok sivil hedeflere karşı gerçekleştirilen görünüşte ayrım gözetmeyen saldılar şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Diğer taraftan terörizm kavramı oldukça sorunsal olmaya devam etmektedir. Bunun nedeni, kısmen terörizmin hangi temelde tanımlanacağı ile ilgili karışıklıktır.

Terörizm şu faktörlerle tanımlanabilir:

► Eylemin niteliğiyle:

Görünüşte ayrım gözetmeyen karaktere sahip olan, gizli şekilde gerçekleştirilen şiddet. Ancak terörizmin niteliği, şiddet hareketinin kendi doğasında yer almamaktadır, çünkü ciddi şekilde sindirme ya da korkutma arzusuna dayanmaktadır (Schmid ve Jongman, 1988). Bu, sadece terörizmin her zaman acımasız bir eylem olmaktan çok sosyal bir gerçeklik olduğu anlamına gelmez, fakat aynı zamanda terör eylemlerinin arkasındaki niyetlerin karmaşık ya da belirsiz olduğuna işaret eder (Jackson, 2009).

► Kurbanlarının niteliğiyle:

Masum siviller. Ancak bu, askeri hedeflere ve personele yönelik saldırıların ya da siyasi liderlere yönelik suikastların terörizm olarak görülemeyeceği anlamına mı gelmektedir? Bundan başka bazı teröristler, ulusal ya da küresel düzeyde ortaya çıkan yapısal zulme karıştıkları ve bu zulümden faydalandıkları iddiası çerçevesinde sivilleri ‘suçlu’ olarak görmektedirler.

► Fâillerinin niteliğiyle:

Hükumetlerin ya da uluslararası örgütlerin davranışlarını etkilemeye çalışan devlet dışı aktörler. Ancak Laqueur’in (1977) `aşağıdan terörizm’ olarak isimlendirdiği olguya yoğunlaşmak, bazen devlet terörizmi ya da ‘devlet destekli’ terörizm olarak sınıflandırılan ‘yukarıdan terörizm’in göz ardı edilmesi riskini beraberinde getirmektedir.

Terörizm yeni bir savaş türü mü?

Ancak terörizm, sadece diğer siyasi şiddet şekillerinden inandırıcı bir şekilde ayrılabilirse anlamlı bir terim olmaktadır. Terörizm, konvansiyonel savaştan, konvansiyonel bir silahlı çatışmada hasımlarına karşı üstünlük kurma imkanı olmayanlar tarafından ‘zayıfın silahı’ olarak kullanılması bakımından farklılık göstermektedir (Crenshaw, 1983).

Açık bir çatışmada kullanabilecekleri örgütsel güçleri ya da tahrip kapasiteleri bulunmayan teröristler, kışkırtma ve kutuplaştırma stratejilerine dayanmaktadırlar. Gerçekten terörizm, hedeflere kendilerini savunmalarını zorlaştıracak ya da muhtemelen imkansız hale getirecek şekilde saldırılmasını içerdiği için savaşmanın yadsınması olarak da görülebilir.

Terörizm-gerilla savaşı ortaklığı

Bununla birlikte terörizm gerilla savaşıyla daha çok ortak özelliğe sahiptir. Her ikisi de düşmanının daha ileri düzeyde olan teknolojik, ekonomik ve (konvansiyonel) askeri gücünü dengelemeye yönelik taktikler ve stratejilerin kullanıldığı asimetrik savaş örnekleridir. Ayrıca hem terörizm hem de gerilla savaşı, düşmanı uzayan bir silahlı çatışmaya çekerek onun direnme gücünü kırmaya yoğunlaşmaktadır.

Taliban tarafından Afganistan’da ortaya konduğu gibi terörizm sıkça gerilla ya da isyan savaşı çerçevesinde de kullanıldığı için ikisi arasındaki benzerlikler daha ileri noktalara gidebilmektedir. Bu açıklamalar ışığında terörizm belki de ‘yeni’ bir savaş türü ya da ‘yeni’ savaşlarda tipik olarak kullanılan bir strateji olarak düşünülebilir.

Terörizm ve gerilla savaşı

Ancak terörizm aynı zamanda gerilla savaşından da ayrıştırılabilir. Her şeyden önce terörizm, hedef kitlelerin bilinçliliğini ve davranışını şekillendirme mekanizması olarak aşırı şekilde reklamı yapılmış vahşetlere verdiği orantısız ağırlıkla öne çıkmaktadır.

Bu, teröristlerin ‘fiili propagandaya ne kadar dayandığını göstermektedir. Teröristler;

  • Hükumetlerin acziyetini dramatize etme
  • Genel olarak halkı ya da etnik ve dini toplulukları sindirme
  • Klasik şekliyle halk desteğini harekete geçirme
  • Siyasi aktivizmi teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

İkincisi, terörist eylemin temelde gizli olma niteliğini taşıması, ciddi şekilde kitlesel halk desteği tabanına dayanan gerilla ordularının zıddına, teröristlerin halk desteğini elde etmiş bir aktivizm içinde olma yeteneklerini sınırlandırmaktadır.

Terörizm kavramıyla ilgili anlaşmazlıklar

Ancak bu, terörizm kavramıyla ilgili ortaya çıkmış olan anlaşmazlıkları hiçbir şekilde ortadan kaldırmamaktadır. Terörizm terimi ideolojik olarak tartışmalı olan duygularla karışmış bir kavramdır. Hatta bazıları, iflah olmaz bir şekilde belirsiz olduğu ya da işi zorlaştırıcı aşağılayıcı imalar içerdiği için bu terimi kullanmayı bile reddetmektedirler.

Negatif çağrışımları nedeniyle bu kelime insanlar tarafından neredeyse her zaman düşmanlarının davranışları için kullanılmaktadır. Neredeyse hiçbir zaman kendi gruplarının ya da kendilerinin desteklediği grupların benzer eylemleri için kullanılmamaktadır. Terörizmi siyasi bir araç olarak, yani bir grup ya da siyasi hareketin meşruiyetini ya da yasa dışılığını belirlemede bir araç olarak kullanma eğilimi bulunmaktadır.

Bu, terörizmin hiçbir şekilde ahlaki olarak haklılaştırılamayacak, doğasında şer bir olgu olup olmadığı konusunda sorgulamalara neden olmaktadır. Hakim olan yaklaşımlar terörizmi genellikle uygarlığın ya da insanlığın değerlerine bir saldırı, hatta bir nihilizm örneği olarak değerlendirmektedirler.

Radikal düşünürler ise terörizmin ve diğer siyasi şiddet türlerinin siyasi adalet davasını güçlendirmede ve daha yaygın olan başka şiddet ya da istismar türleriyle mücadelede işe yarayabileceğini ileri sürmektedirler.

Son olarak, eleştirel teorisyenler, terörizmi bir kişinin ya da bir grubun doğasını tanımlayan bir özellik olarak ele almaktadır. Terörizmi `özselleştirmenin’ tehlikeleri konusunda uyarmaktadırlar. Bu düşünce, terörist olmanın milliyet, din ya da etnik köken gibi bir kimlik olduğunu ima etmektedir.

Terörizmi El Kaide, Hizbullah, IRA ve ETA gibi terörist grupları tanımlamak için kullanmak, bu aktörlerin içinde faaliyet gösterdiği çok farklı

  • tarihsel,
  • siyasi,
  • sosyal ve kültürel bağlamlar ile onların ortaya çıkışıyla alakalı olan değişik faktörlerin belirsizleştirilmesine ve göz ardı edilmesine neden olur.

Nihilizm:

Kelime anlamıyla hiçbir şeye inanmama,; bütün geleneksel, ahlaki ve siyasi ilkelerin reddedilmesidir.

Terörizmle ilgili başlıca görüşler:

⇒ Realist görüş

Terörizmle realist düşünce, devlet/devlet dışı ayrımını güçlü şekilde vurgulama eğilimine sahiptir. Terörizm, genellikle devlet dışı bir grup ya da hareketin gücünü artırma çerçevesinde kurulu düzene, şiddete başvurarak meydan okuması olarak görülmektedir. Realistlerin güç artırma ve rekabet alanı olarak politikaya yaptıkları vurgunun, bu şekilde devletlerin olduğu kadar devlet dışı aktörlerin davranışına da uygulandığı söylenebilir.

Bu perspektiften bakıldığında terörizmin arkasındaki motivasyonlar nitelik olarak büyük ölçüde stratejiktir. Gruplar, konvansiyonel silahlı çatışma yoluyla devlete açıkça meydan okuyamayacak derecede zayıf oldukları için gizli şiddete başvurmakta ve sivil hedeflere odaklanmaktadırlar.

Ortadan kaldıramadıkları hükumet ya da rejimin kararlılığını bitirmeye ya da zayıflatmaya çalışmaktadırlar. Bununla birlikte realist yaklaşımın en önemli özelliği, devletin, sivil düzeni ortadan kaldırma ve siyasi sistemi yıkma girişimi olan terörizme verdiği tepkinin çok sert olması gerektiğidir.

Machiavelli’ye kadar uzanan siyasi gelenekte bu, siyasi liderlerin tehdit altındaki siyasi topluluğu korumak için konvansiyonel ahlak anlayışına aykırı hareket etmeye hazır olmaları gerektiğine dair bir inancı yansıtmaktadır. Siyasi liderlerin daha geniş kamusal sorumlulukları olduğu için ellerini kirletmeye hazır olmaları ve kişisel vicdani yargılarım bir kenara bırakmaları gerektiği düşüncesi ‘kirli eller’ problemi olarak isimlendirilmektedir.

Realistler bu yüzden terörizmle mücadele stratejilerinin sivil özgürlükleri ihlal etmesini göreli olarak umursamaz görünmektedirler: önemli olan terörizmle mücadelenin işe yarayıp yaramadığıdır.

⇒ Liberal görüş

Realistler gibi liberaller de terörizmi temelde devlet dışı aktörler tarafından gerçekleştirilen bir faaliyet olarak görme eğilimi içindedirler. Terörizmin arkasındaki motivasyonlar konusunda farklı görüşlere sahip oldukları ölçüde güç peşinde koşma yerine ideolojinin rolünü daha fazla vurgulamaya yatkındırlar.

Bu yüzden terörizmi açıklamada temel bir faktör, abartılmış adaletsizlik ve düşmanlık duygusu yaratan ve böylece şiddete başvuranları davranışlarının ahlaki ve insani maliyetleri konusunda kör eden siyasi ve dini bir ideolojinin etkisidir. Ancak terörizm konusunda liberal düşünce, terörizmle mücadele görevinin ortaya çıkardığı ahlaki çıkmazlarla uğraşmak durumunda kalmaktadır.

Liberaller bir taraftan terörizmi liberal-demokratik toplumun -açıklık, seçme, tartışma, hoşgörü vb.- ilkelerine bir saldırı olarak görmektedirler. Diğer taraftan liberaller, terörizmle mücadele girişimlerinin aynı değerlerle uyuşmasının ve özellikle insan haklarını ve sivil özgürlükleri ihlal etmemesinin sağlanmasını önemsemektedirler.

⇒ Eleştirel görüşler

Terörizmle olarak iki temel eleştirel perspektif vardır. Birincisi Chomsky ve Faik (1991) gibi radikal teorisyenlerin görüşlerini yansıtmaktadır. Onların görüşüne göre terörizm, silahsız sivillerin öldürülmesi anlamına gelmektedir ve hem devletler hem de devlet dışı aktörler tarafından gerçekleştirilen bir şeydir.

Aslında devlet terörizmi (toptan terörizm) devlet dışı aktörlerin terörizminden (perakende terörizm) çok daha önemlidir, çünkü devletler devlet dışı aktörlerden çok daha ileri düzeyde zorlayıcı kapasiteye sahiptirler.

Bu yüzden terörizm, devletlerin büyük oranda kendi güçlerini korumak ya da başka devletleri siyasi ve ekonomik etkileri altına almak için sivil güçlere karşı şiddet kullanmalarını içeren bir mekanizmadır. Bu çerçevede ABD dünyanın ‘önde gelen terörist devleti’ olarak görüldüğü için terörizmin Amerikan hegemonyasını güçlendirmedeki rolü üzerine yoğunlaşılmaktadır (Chomsky, 2003).

Terörizmle ilgili alternatif eleştirel perspektif, inşacı ve post-yapısalcı düşünce tarafından ortaya konmuştur. Bu perspektifin temel düşüncesi, terörizmle yaygın şekilde kabul görmüş bilginin çoğunun, muhtemelen tamamının, basma kalıp yargılar ve yanlış kavramlar içerdiğidir.

Bu görüşe göre terörizm, sosyal ya da siyasal olarak oluşturulmuş bir olgudur. Terörizm, belli grupları ve siyasi davaları ahlak dışılık ve ahlaksız şiddet imajıyla ilişkilendirerek onların meşru olmadıklarını göstermek için kullanılmaktadır.

Bu şekilde terörizme karşı kullanılan kurumların ve siyasi yapıların yasal ve meşru olduğu ima edilmektedir. Bu düşünce özellikle ‘teröre karşı savaşla’ bağlantılı olarak ortaya çıkan söylemlere uygulanmaktadır. Bu söylemlerde ‘terörizm’ teriminin modern küresel sistemdeki hakim güçler tarafından düşmanlarının meşru olmadıklarını göstermek için kullanıldığı iddia edilmektedir (Dedeoğlu, 2003).

 Yeni terörizmin yükselişi:

Terörizmin değişik şekillerde ortaya çıktığı ve dönüştürülebileceği ya da dönüştürüldüğü fikri terörizmle ilgili yeni tartışmalar ortaya çıkarmıştır. Bazılarının tamamen yeni bir terörizm türünün ortaya çıkışı şeklinde yorumladığı 11 Eylül Olaylarıyla bu tür tartışmalar yoğunlaşmıştır. Örneğin Ignatieff (2004), aşağıda belirtilen dört terörizm türü tespit etmiştir:

İsyancı terörizm —bir rejimin devrim yoluyla yıkılmasını amaçlamaktadır (örnekleri arasında anarşist ve devrimci komünizm terörü bulunmaktadır).

Yalnızcı terörizm ya da konu terörizmi —tek bir davanın geliştirilmesini hedeflemektedir (örnekleri arasında ABD’de kürtaj kliniklerine yönelik bombalamalar ile 1995 yılında Aum Shinryko adındaki dini bir tarikatın Tokyo metrosunda gerçekleştirdiği sarin gazi saldırısı bulunmaktadır).

Milliyetçi terörizm —etnik, dini ya da ulusal bir grubun bağımsızlığını kazanma amacıyla sömürge yönetimini ya da işgalini sona erdirmeyi hedeflemektedir (örnekleri arasında Cezayir’deki FLN, Sri Lanka’daki yaygın olarak Tamil Kaplanları olarak bilinen Tamil Eelam Özgürlük Kaplanları ile İsrail ve işgal edilmiş bölgelerdeki Hamas ve Hizbullah bulunmaktadır).

Küresel terörizm —küresel güce zarar vermeyi ve onu küçük düşürmeyi ya da küresel uygarlık ilişkilerini dönüştürmeyi hedeflemektedir (örnekleri arasında El Kaide ile diğer İslamcı terörizm şekilleri bulunmaktadır). Ancak terörizmin doğasında devrimsel nitelikte değişim olduğuna işaret eden `yeni’ terörizm kavramı, 11 Eylül Olayları’ndan önce ortaya çıkmıştır. Bu kavrama olan ilgiyi, 1995 yılında Aum Shinrikyo’nun Tokyo metrosuna saldırısı ve 1997 yılında Mısır Luksor’da 62 turistin ölümüne neden olan saldırı gibi olaylar uyandırmıştı (Laqueur 1996, 1999).

Yeni terörizm nedir?

Yeni terörizmin birtakım özellikleri olduğu düşünülse de, bu özelliklerden en önemlisi ve belki de tamamlayıcı olanı, terörizmin laik motivasyonlarının yerini dini motivasyonların almış olmasıdır.

‘Geleneksel’ terörizmin laik karakteri, 1945 sonrası dönemde terörizmin çoğunlukla milliyetçi ve özellikle de ayrılıkçı hareketlerle ilişkili olduğu fikrinden ortaya çıkmıştır. Bu örneklerde terörizmin hedefi dar ve siyasi nitelikliydi: Yabancı yönetimin devrilmesi ve self-determinasyon ilkesinin uygulanması.

♦ Milliyetçi terörizm

Milliyetçi terörizm, daha geniş kapsamlı ideolojik düşünceler tarafından teşvik edildiği durumlarda devrimci Marksizm ya da Marksist-Leninist düşünceye dayanmıştır. Ancak 1980’li yıllara gelindiğinde din siyasi şiddetin önemli motivasyon kaynaklarından biri olmaya başlamıştı. Hoffman’a (2006) göre, 1995 yılında faal olduğuna inanılan 56 terörist grubun neredeyse yarısı niteliği ve/veya motivasyonu çerçevesinde dini nitelikli olarak sınıflandırabilirdi. İslamcılık şeklindeki genel ve radikal nitelikli siyasi-dini ideolojinin motive ettiği El Kaide bu eğilimin kesin olarak bir örneğiydi, fakat kesinlikle tek örneği değildi.

♦ İntihar terörizmi

Yeni terörizm fikrini savunanlar, terörizm pragmatik olarak tercih edilmiş siyasi bir stratejiden çok dini bir emir, hatta kutsal bir görev haline geldiği için, terör gruplarının doğasının ve siyasi şiddetin işlevinin ciddi şekilde değiştiğini söylemektedirler.

Geleneksel teröristler sınırlı siyasi değişim halinde ya da isteklerinin kısmen karşılanması durumunda tatmin olabiliyorlarken, yeni teröristler o kadar kolay satın alınamamaktadırlar. Onların biçimsiz, fakat ciddi anlamda geniş olan hedefleri onları inatçı ve uzlaşmaz kılmaktadır.

Benzer şekilde dini inancın, grupların başvurduğu ve kullandığı şiddetin ahlaki bağlamını değiştirdiğine inanılmaktadır. Şiddet sadece hedefe ulaşmak için kullanılan stratejik bir araç olmaktan çıkıp, gittikçe sembolik bir hale gelmiş ve `topyekün Savaş’ın bir göstergesi olarak kabul görmüştür.

Şiddet bir tür bağırsakları temizleme tecrübesi haline geldiği ölçüde şiddete başvurulmasıyla ilgili psikolojik, ahlaki ve siyasi sınıflandırmalar önemini yitirmiş, bu da yeni teröristlerin ayrım gözetmeyen ölümcül şiddet türlerine başvurma olasılığını artırmıştır. Bu düşünce, terörizmin, giderek intihar terörizminin artmasıyla birlikte WMD ve hatta nükleer silahlarla ilişkilendirilmesini açıklamak için kullanılmıştır.

Bundan başka kendilerine dayanılarak terörist şiddete başvurulan ahlaki parametrelerdeki değişikliklerin beraberinde terörizmin örgütsel niteliğinde paralel değişiklikler getirdiği düşünülmüştür.

Geleneksel teröristler askeri tipte komuta ve kontrol yapıları kullanmaya eğilimliydiler. Yeni teröristler daha dağınık ve belirsiz ve gevşek şekilde birbirine bağlanmış uluslararası hücre şebekeleri ve destek şebekeleri içinde faaliyet göstermeye yatkındırlar (Wilkinson, 2003). Örneğin El Kaide bir örgüt olmaktan çok bir fikir olarak görülmektedir. Bu örgütün hücre şebekesi o kadar gevşek örgütlenmiştir ki ‘lidersiz Cihat’ türü olarak algılanmaktadır (Sageman, 2008).

♦ Yeni terörizme eleştiriler

Bununla birlikte yeni terörizm kavramı da eleştiriye tabi tutulmuştur. Birçok kişi yeni terörizm ile geleneksel terörizm arasındaki ayrımın büyük oranda yapay olduğunu ya da en azından fazla abartıldığını ileri sürmüştür (Copeland, 2001). Örneğin dinin esin kaynağı olduğu terörizm kesinlikle tamamen yeni bir olgu değildir.

Daha eski olan örnekler dışında 1928’de kurulmuş olan Müslüman Kardeşler içindeki unsurlar sık sık suikastlerle ve diğer saldırılarla ilişkilendirilmiştir. Moro Ulusal Kurtuluş Hareketi (MLF), Mısır İslami Cihat ve Hizbullah gibi milliyetçi örgütler dini ve siyasi hedefleri bir araya getirmişlerdir.

Benzer şekilde, yeni teröristler olarak isimlendirilen gruplar arasında stratejilerinde fanatik ve uzlaşmaz, siyasi şiddete başvurmalarmda ise kontrolsüz hareket eden geleneksel terörist grupları bulmak mümkündür. Bunlar arasında Tamil Kaplanları, Filistin Kurtuluş Halk Cephesi (FKHC) ve Kürdistan işçi Partisi (PKK) gibi laik gruplar bulunmaktadır.

Son olarak, yeni ve geleneksel terörist gruplar arasında kesin örgütsel farklılıklar olduğu fikri yanıltıcı olabilir. Geçici IRA ve El-Fetih (Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) içindeki en büyük grup) gibi görünüşte geleneksel olan terörist gruplar, içlerindeki ayrı terör hücrelerine ciddi özerklik tanımışlardır. Bu örgütler sıkça onların komuta ve kontrol yapısından bağımsız bir şekilde eylem gerçekleştirmelerine izin vermişlerdir.

Kaynaklar:

¹ Küresel Siyaset, Andrew Heywood, Çeviren: Nasuh Uslu ve Haluk Özdemir, Adres Yayınları (2014)

² How Do You Define Terrorism?

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-07-18T19:24:46+00:00 Nisan 14th, 2017|Harp ve Strateji|Terörizm nedir? Terörizmin başlıca özellikleri nelerdir? için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.
%d blogcu bunu beğendi: