Terörizmle mücadele stratejileri: Devletin güvenliğini güçlendirme, askeri baskı ve siyasi anlaşmalar

//Terörizmle mücadele stratejileri: Devletin güvenliğini güçlendirme, askeri baskı ve siyasi anlaşmalar

Terörizmle mücadele stratejileri: Devletin güvenliğini güçlendirme, askeri baskı ve siyasi anlaşmalar

Terörizmle mücadele stratejileri “devletin güvenliğini güçlendirme, askeri baskı ve siyasi anlaşmalar”dır.  Bunlardan “Devletin Güvenliğini Güçlendirme” ve “Askeri Baskı“yı ayrı başlıklar halinde incelemiştik. Şimdi de yine terörizmle mücadele stratejilerinden olan “siyasi anlaşmalar” konusunu ele alacağız.

Bir anlamda terör eylemleri siyasi hedeflere sahiptir. Bu eylemlerin genel etkinliği, zaman içerisinde terör hareketlerinin önde gelen kişilerinin saygınlığa ve anayasal düzeydeki politikalara doğru kayması sonucunu doğurmaktadır. Bununla birlikte hükümetler, ‘Terörizmle Mücadele Stratejileri’nin gereği olarak teröristleri görüşme ve diplomasi sürecine çekmeye çalışarak onların siyasi şiddeti terk etmelerini sağlayacak özel olarak tasarlanmış stratejiler izlemektedirler.

Örneğin Geçici IRA ile siyasi temaslara girme istekliliği Kuzey Irlanda’da Cumhuriyetçiler’in gerçekleştirdiği terörizmin sona erdirilmesinin temelini oluşturmuştur; süreç, Kuzey İrlanda’nın statüsü ve geleceğiyle ilgili anlaşmaya varılan 1998 (Hayırlı Cuma Antlaşması olarak da isimlendirilen) Belfast Antlaşması’nı ortaya çıkarmıştır.

Benzer şekilde, de Klerk’ün başkanlığındaki Güney Afrika hükümetiyle Afrika Ulusal Kongresi arasında gerçekleştirilen görüşmeler, ırk ayrımcılığı rejiminin sona erdirilmesinin ve ANC lideri Nelson Mandela’nın devlet başkanlığını yaptığı çok ırklı bir demokrasi olarak Güney Afrika devletinin 1994’te kurulmasının yolunu açmıştır.

Terörizmle Mücadele Stratejileri belirlenirken, terörizmle mücadeleye siyasi açıdan yaklaşılması, terörizmin sadece görünümlerine değil siyasi nedenlerine eğilen bir `kalpler ve zihinler’ stratejisini gerektirmektedir.

Terörizmle mücadele stratejileri: Terörizm sadece askeri güçle yenilebilir mi?

Terörizmle mücadeleye siyasi açıdan yaklaşılması, terörizmin sadece görünümlerine değil siyasi nedenlerine eğilen bir `kalpler ve zihinler’ stratejisini gerektirmektedir.

Siyasi yaklaşımlar, teröristleri, siyasi sürece karşı değil, siyasi süreç içinde faaliyet göstermeleri halinde çok şey kazanacakları konusunda ikna etmeye çalışırlar.

İslamcı terörizm örneğinde siyasi bir çözüm, kesinlikle ‘Filistin sorununda’ ilerleme sağlanmasını içermek durumundadır. Gerçekten Arap-İsrail çatışmasında ilerleme sağlanamamasının nedeni, her iki tarafta da siyasi çözümlerden çok askeri çözümleri tercih etme eğiliminin ağır basmasıdır.

Teröristlerin siyasi taleplerini kabul ederek terörizmle mücadele edilebilir mi?

Ancak teröristlerle siyasi anlaşmalar yaparak ya da onların taleplerini kabul ederek terörizmle mücadele etme fikri de eleştiri çekmiştir.

Birincisi, terörizmle mücadele için siyasi anlaşma, bir yatıştırma örneği, tehdit ve şiddet karşısında ahlaki bir geri çekilme ve kendi inançlarına bağlı kalmama olarak görülebilmektedir.

Terörizmi sınırlandırmaya yönelik ‘askeri yaklaşımlar’ terörist grupları zayıflatmayı ve mümkünse ortadan kaldırmayı hedeflerken, terörizmle mücadele için ‘siyasi yaklaşımlar’ gruba ve onun izlediği davaya meşrularmış gibi muamelede bulunarak onları güçlendirmekte ve yüreklendirmektedir.

Bundan başka, terörizmle mücadele kapsamındaki siyasi yaklaşımların, güç paylaşımı, siyasi özerklik ve hatta egemenlik konusunda anlaşmaların yapılabildiği ‘milliyetçi terörizm’ durumunda etkili olma olasılıkları daha yüksektir.

Diğer taraftan terörizmle mücadele ekseninde ‘İslami terörizm’, siyasi çözümle halledilebilecek bir terörizm türü olarak gözükmemektedir.

Örneğin: Batı toplumlarında teokratik bir yönetim kurmayı ve liberal demokratik kurumlara ve ilkeleri ortadan kaldırmayı amaçlayan terörizm türleriyle ilgili olarak nasıl bir siyasi çözüm bulunabilir?

Son olarak, terörizmle mücadelede siyasi anlaşmaların büyük çaplı siyasi şiddete kapsamlı çözüm getirme kapasitesi, terörizm ve direnişle suç türleri arasında Soğuk Savaş’ın sona ermesinden beri dile getirilen bağlantılarca sınırlandırılmaktadır. Uyuşturucu kaçakçılığı, Belli bir hedefi olan şiddet eylemleri ve diğer illegal faaliyetlerden büyük miktarda para elde eden Afganistan, Balkanlar, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Guatemala ve Somali gibi yerlerde barış ve görüşme yolu terörist gruplar açısından pek cazip gözükmemektedir.

Kaynaklar:

¹ Küresel Siyaset, Andrew Heywood, Adres yayınları (2014)

² Cockayne, J. ‘Crime, Corruption and Violant Economies’, (2010)

³ CNN.com

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Yazan | 2017-04-21T15:06:44+00:00 Mart 6th, 2017|Harp ve Strateji|Terörizmle mücadele stratejileri: Devletin güvenliğini güçlendirme, askeri baskı ve siyasi anlaşmalar için yorumlar kapalı

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO'da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.