/, Harp ve Strateji/Uluslararası ilişkilerin aktörleri: Devletler egemenliklerini yitiriyor mu?

Uluslararası ilişkilerin aktörleri: Devletler egemenliklerini yitiriyor mu?

Uluslararası ilişkilerin aktörleri ve hegemonik savaşlar

Temel güvenlik oyunu devam etmektedir. Bazı siyaset bilimciler güç dengesini genellikle, lider ya da hegemonik bir devletin —örneğin, 16. yüzyılda İspanya, XIV. Louis döneminde Fransa, 19. yüzyılın büyük bölümünde Britanya ve 20. yüzyılın büyük bölümünde ABD— belirlediğini ileri sürerler.

Sonunda, en tepedeki devlete meydan okunacak ve bu meydan okuma hegemonik savaşlar ya da dünya savaşları dediğimiz türde büyük yangınlara yol açacaktır. Dünya savaşlarından sonra, yeni bir antlaşma —1713 Utrecht Antlaşması, 1815 Viyana Kongresi, 1945’ten sonra Birleşmiş Milletler sistemi— yeni düzenin çerçevesini çizer.

Atina ile Sparta arasındaki üstünlük mücadelesinden beri uluslararası politikada hiçbir temel değişiklik olmadıysa, yeni bir meydan okuma yeni bir savaşa mı yol açacaktır, yoksa hegemonik savaş döngüsü geçmişte mi kalmıştır?

Yükselen bir Çin ABD’ye meydan okuyacak mıdır?

Nükleer teknoloji dünya savaşını fazla mı yıkıcı hale mi getirmiştir? Karşılıklı ekonomik bağımlılık dünya savaşının maliyetini çok mu yükseltmiştir? Teröristler gibi devlet dışı aktörler hükümetleri işbirliğine mecbur edecek midir?

Küresel toplum, savaşı toplumsal ve ahlaki olarak düşünülemez hale mi getirmiştir?

Öyle olduğunu umalım, zira bundan sonraki hegemonik savaş sonuncusu olabilir. Ama önce, süreklilik konusunun anlaşılması önemlidir.

Egemenlik elden gidiyor mu?

Yeni uluslararası sistem eskisinden daha huzurlu ve işbirliğine açık olacaksa, uluslararası ilişkilerin aktörleri olarak ülkelerin en temel özelliklerinin, yani egemenliklerinin en azından bir kısmından vazgeçmeleri gerekecek. Kısmen yasal olarak, kısmen güç kullanarak, kısmen de psikolojik olarak egemenlik, hukuken son sözü söylemek, ülkenizin içişlerini kontrol edebilmek ve diğer ülkelerin işlerinize karışmasını önlemek anlamına gelir. Bir anlamda kendi gemisinin kaptanı olmak demektir.

Egemenlik, ülkelerin birçok şeyi istedikleri gibi yapabilmeleri anlamına gelir. Geçmişte Pakistan, Amerika ile yakın işbirliğinde bulunmuştur, fakat İslâmcı militanları bazen koruyarak bazen de onlarla savaşarak ikili oynamaktadır. Washington bundan nefret eder, ama İslamabad Washington’un değil, kendi milletinin isteklerine göre karar verir. Washington’a göre, Çin parasının yani yenin değeri çok düşüktür, yükseltilmelidir. Beijing buna karşı çıkar, çünkü düşük yen onlara ihracat avantajı sunar. Çin ekonomisi için neyin iyi olacağına Beijing karar verir, Washington değil. 1990’da Suudî Arabistan topraklarım Irak’tan koruması için Amerikan birliklerinden yardım istedi. Amerikan askerleri Irak sınırından içeri girene kadar bir bira bile içememişlerdi. Suudi Arabistan yasalarının alkol yasağı Amerikan askerlerinin hızla ilerlemesi için bir teşvik olmuştu. Egemenliğin nasıl da güce denk olduğu görülmektedir.

TREND ANALİZ:  Şehirlerde savaş nedir? Stalingrad ve Berlin şehir savaşlarından alınan dersler

Egemenlik her zaman biraz masal gibidir. Büyük, zengin ve güçlü ülkeler dâima küçük, yoksul ve zayıf ülkeleri etkiler ve hatta nüfuzu altına alır. Örneğin Lübnan, 1975’teki iç savaşta dağıldığı için egemenliğini kaybetti, toprakları siyasî—dinci militanlar, Suriye ve İsrailli işgalciler tarafından paylaşıldı. İsrail’in 2000 yılında Lübnan’ın güneyinden çıkması çok da işe yaramadı, çünkü topraklar Lübnan askerleri tarafından değil, Hizbullah savaşçıları tarafından işgal edildi. Suriye hala Lübnan üzerinde hakimiyet kurmaya uğraşıyor.

Günümüzde egemenlikler zayıflamaktadır

İran’la Birleşmiş Milletler aracılığıyla konuşan dünya İran’a kitle imha silahı (KİS) üretmenin İran’ın işi değil, dünyanın işi olduğunu söyledi. Dünya, 1994’te 800.000 Ruandalının katledilmesine seyirci kaldığı için utanç duydu. Kitlesel katliamlar bile bir “iç mesele” olabilir mi? 1999’da NATO, Kosovalı Arnavutların katledilmesini önlemeye çalışırken Yugoslav egemenliğini hiçe saydı. Milletler artık kabahatlerini egemenlik perdesi arkasına gizleyemezler. Birçok millet yeni bir doktrin önermekte; “Koruma Sorumluluğu” (Responsibility to Protect — R2P). Bu doktrin sayesinde uluslararası toplum, vatandaşına kötü muamele eden bir devlete müdahale edebilecektir. Eğer uygulanırsa, R2P egemenliği ortadan kaldıracaktır, işte bu yüzden birçok ülke bu doktrini sevmez.

Uluslararası ilişkilerin aktörleri olarak son yıllarda “Ulus-üstü (supranational)” oluşumlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlardan en önemlisi Avrupa Birliği (AB)’dir.

AB artık dev bir ekonomik pazardır ve pek çok önemli karar üyelerinin başkentlerinde değil, AB’nin Brüksel’deki merkezinde alınır. AB üyeleri egemenliklerinin bir kısmını daha yüksek bir heyete teslim etmişlerdir. Birçoğu kendi para birimlerinden vazgeçip yeni bir ortak para birimine, avroya geçmişlerdir. AB artık ortak bir ve savunma politikası oluşturmaya çalışmaktadır. Burada sorun şudur ki eğer AB işi, Avrupa’nın tamamen birleşmesine kadar götürürse, o zaman da egemenlik ortadan kalkmış olmayacak, onun yerine başa çıkılması daha zor olan daha büyük ve daha güçlü bir egemenlik kurulmuş olacaktır. İleride Avrupa ekonomik korumacılığa da gidecektir. Bu da ekonomik savaşları başlatabilecektir.

Yazan: Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Kaynaklar:

¹ Michael G. Roskin ve Nicholas O. Berry, Uluslararası İlişkiler, Adres yayınları (2014)

² Andrew Heywood, Küresel Siyaset, Adres Yayınları (2014)

 

Yazan | 2017-11-11T21:38:50+00:00 Kasım 11th, 2017|Genel, Harp ve Strateji|1 Yorum

Yazar Hakkında:

K.K.K’lığından emekli topçu kurmay albay. Kara Harp Okulu, Kara Harp Akademisi ve Silahlı Kuvvetler Akademisi’nden mezun. 11 yıldan fazla süreyle NATO’da görev yaptı. Çok iyi seviyede Almanca ve İngilizce bilir. NATO, Harp Stratejisi, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazar.

Bir Yorum

  1. ÖMER AYTAŞ 14 Kasım 2017 at 14:02 - Reply

    1.Dünya Savaşı İmparatorlukların son çırpınış savaşıydı. 2.Dünya Harbi ise Ulus Devletleriyle bu işin olmayacağının bir işaretiydi.Bunu;İlk fark eden Savaşı kaybeden Almanya oldu.Ancak Almanya işin yeniden İmparatorluklar Çağına döneceğini hesaplıyordu. Bu yüzden Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu için AB dedi. Bugünlerde sıkça duymaya başladığımız Bağımsızlık Referandum haberleri ise ;Merkezi devletlerin sonunun geldiği ve Feodalite Çağına dönüşün başladığının işaretidir.

Bu analiz hakkında yorum yapmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: