Şubat sonundan beri %95 kapalı olan Hürmüz, Bağdat-Faysh Khabur hattındaki 17-24 milyar dolarlık Irak Kalkınma Yolu projesinin stratejik mantığını tarihsel zirveye taşıyor.
Hürmüz krizinin yapısal okuması
Hürmüz Boğazı dünya petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği bir choke-point. ABD-İran gerilimi 2026 başında tırmandığında, İran Devrim Muhafızları Donanması’nın hızlı saldırı tekneleri ve mayın kapasitesi geçişleri %95 oranında düşürdü. Bu durum kısa vadeli bir kriz değil; on yıllık deniz erişim güvensizliğinin doruğu.
Kalkınma Yolu’nun yeni mantığı
Irak Kalkınma Yolu, Basra’dan başlayıp Türkiye sınırına uzanan demiryolu-otoyol koridoru olarak tasarlandı. Hürmüz kapanması, projenin “ekonomik avantaj” tartışmasından “stratejik zorunluluk” konumuna geçmesine yol açtı. Türkiye, Irak ve Katar’ın 2025’teki çerçeve anlaşması bu krizin gölgesinde imzalandı.
Choke-point’leri bypass etmek artık opsiyonel değil; petrol ve gaz akışlarının çeşitlendirilmesi devletlerin temel güvenlik politikası.
Mevcut veriler şunu ortaya koyuyor: koridor projeleri Hürmüz’e bağlı tedarik zincirlerinin yapısal kırılganlığını telafi etmeye yönelik. Türkiye’nin bu denklemde transit aktörü olarak konumlanması, hem ekonomik hem doktriner bir kazanç. Kalkınma Yolu’nun gerçekleşme takvimi, kriz yönetiminin uzun vadeli altyapı kararlarına dönüşmesinin tipik bir örneği.